ABD, İran’ı ikiye ayırdı

Dünya, 2020 yılına ABD’nin İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani’nin öldürüldüğü suikastın şokuyla girdi.

Neşat Ergül

Neşat Ergül

nesatergul@intell4.com

ABD, İran’ın dini lideri Hamaney’den sonra gelen rejimin iki numaralı ismi Süleymani’yi, misilleme sonuçlarını göze alarak öldürdü. Bu suikastta aynı zamanda, Kudüs Gücü’nün Ortadoğu’daki birçok ülkede faaliyet gösteren Haşdi Şabi örgütünün ikinci ismi El-Mühendis de hayatını kaybetti. 

Dünyada Süleymani’nin öldürülmesinin yankıları sürerken İran Devrim Muhafızları’na bağlı birliklerin füze sanarak, 176 yolcu ve mürettebatı bulunan Ukrayna Havayolları’na ait bir uçağı düşürmesi başka bir faciayı gündeme taşıdı. 176 kişinin kurtulamadığı, uçağın içerisindeki birilerinin bilerek ortadan kaldırılmak mı istendiği gibi soruların cevabı da halen yanıtsız.

Kasım Süleymani, İran’ın adeta Dışişleri Bakanı gibi davranıyor, Ortadoğu’daki tüm operasyonları yönetiyor, siyasi iktidarı gölgesinde bırakıyordu. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, geçen yıl şubat ayında Tahran’da Suriye Lideri Beşşar Esed ile yapılan Dışişleri Bakanı olmasına rağmen görüşmeye çağrılmadığı gerekçesiyle istifasını verdi. Ancak Zarif’in bu istifası, Cumhurbaşkanı Ruhani tarafından kabul edilmedi ve görevine devam etti. Oysa aynı görüşmede, dini lider Hamaney ile siyasi erkin başı Ruhani’nin yanında, Kasım Süleymani de hazırdı.

Siyasi iktidarın, Pers yayılmacılığının fanatikleri tarafından çok sevilen, el üstünde tutulan Kasım Süleymani’nin sivrilmesinden rahatsızlığı artıyordu. Üstelik İran’ın Pers milliyetçiliğini savunan kesimin dışında kalanlar ise Süleymani’den nefret ediyordu.

Gelecekte dini lider Hamaney’in halefi olabileceği kadar yükselen Süleymani’nin projeleriyle, dünya ülkeleriyle yumuşak diplomasi yürüten siyasi iktidarın politikaları çelişiyordu. Siyasi yönetimin temsilcileri Ruhani ve Zarif, geçtiğimiz ekim ayında Birleşmiş Milletler’de (BM) ikili görüşmeler yaptığı sırada dini lider Hamaney, yürütülen dış politikayı eleştiren açıklamalar yaptı.

3 Ocak 2020’de Kasım Süleymani, ABD tarafından düzenlenen hava saldırısıyla öldürüldü. Gelişen olayların seyrine bakıldığında, Süleymani’nin öldürülmesi İran’ın siyasi yöneticilerinin elini rahatlattı.

Siyasetçilerin Süleymani’nin öldürülmesinde parmağı var mı, kimler tarafından bu cinayete göz yumuldu henüz bilinmiyor. Görünen ise ABD’nin Süleymani’yi öldürmesi, rejim ile siyasi iktidarın arasına kara kedi soktuğudur.

İran’ın Ukrayna uçağını düşürmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Ruhani ile hükümet üyelerinin bu saldırıdan haberi olmadığı şeklinde yapılan açıklamada, “Bunun sorumlusu biz değil, Devrim Muhafızları Ordusu” mesajıyla İran’ın dini rejimi hedef gösterilmek istenmiştir.

Her ne kadar Süleymani’nin öldürülmesinin ardından cenaze töreninin etkisiyle rejimin gücü pekiştirilmek istense de benzin zammı sonrası ekonomik gerekçelerle başlayan gösteriler, başka bir yöne evirilerek bu iç çatışmanın seyri hakkında ipucu verdi. İran’da son günlerde Süleymani ve onun rehberi Hamaney aleyhine gösteriler baş gösterdi. Tabi bu gösterileri destekleyenlerin başında ABD, İsrail ile Batılı ülkeler geliyor.

Bundan sonra gösterilerin ne sonuç vereceği bilinmez ama görünen o ki rejimin elini zayıflatarak İran’ı müzakere masasına çekmek isteyen ABD, Süleymani operasyonuyla ülkeyi içeride ikiye bölebilmenin, kendi istediği seviyeye getirebilmenin yollarını amaçladı.

Yazarın Diğer Yazıları

01Şubat
2020
Kim bunlar?    FETÖ'nün Siyasi Ayağı Kim/ler?