ABD-İran müzakerelerinde son durum ne?

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların devam ettiği bu dönemde, en çok konuşulan konulardan birisi de iki ülke arasında müzakerelerin başlayıp başlamayacağı konusu oldu. Peki iki taraftan bu konu ile ilgili hangi açıklamalar geliyor? Müzakereler başlarsa iki tarafın talepleri ne olur? Politikalarında değişikliğe giderler mi?

ABD-İran müzakerelerinde son durum ne?

Geçtiğimiz günlerde İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD tarafından kendilerine yönelik iletişim ve diyalog kurma çabaları hakkında açıklamalarda bulundu. Yaptırımların devam etmesinin müzakere süreçlerinin önünü kapattığını açıklayan Ruhani, “İran hükümeti, Meclisi ve halkına göre yaptırımlar devam ettiği sürece ABD ile müzakerelerin bir anlamı yoktur” şeklinde konuştu. İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada ise İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde ABD ile İran arasındaki müzakere süreci ve nükleer anlaşmanın ele alındığı belirtildi. ABD’yi çok yönlü uluslararası nükleer anlaşmadan çekilmesi sebebiyle sorumluluktan kaçmakla suçlayan Ruhani, Nükleer anlaşmadaki son durum hakkında, “AB ülkeleri ile nihai bir anlaşmaya varabilirsek nükleer anlaşmadaki taahhütlerimize döneriz. İran ve 5+1 ülkeleri arasındaki toplantı da sadece yaptırımlar kalkarsa mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.  

Donald Trump: “İran bizimle görüşmek istiyor”

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletine hareket etmeden önce Beyaz Saray’ın bahçesinde İran ile ilgili sorulan soruyu yanıtladı. Trump’ın son zamanlarda sık sık Hasan Ruhani ile görüşebileceğini söylemesi hatırlatıldı. Bunun üzerine cevap veren Trump, “Size İran’ın bizimle görüşmek istediğini söyleyebilirim” yanıtını verdi. 

Müzakereler başlarsa ABD’nin talepleri ne olur?

ABD’de Donald Trump’ın Başkan olarak seçilmesinden sonra İran, Kuzey Kore, Venezuela gibi ülkelere uygulanan stratejinin değiştiğini görmekteyiz. Başkan Obama döneminde İran ile nükleer enerjinin azaltılması yönünde çalışmalar yapılmış ve 2015 yılında Rusya, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin de imzasıyla nükleer anlaşma imzalanmıştı. Donald Trump göreve geldikten sonra ABD’nin sorun yaşadığı ülkelere karşı yürüttüğü strateji de değişti. Donald Trump, Obama döneminde imzalanan birçok anlaşmayı eleştirirken, bazı anlaşmalardan da çekildiğini açıkladı. Kuzey Kore, Venezuela, İran gibi ülkelere ağır ekonomik ambargolar uygulayan Trump yönetimi, bu ülkeleri ekonomik olarak çıkmaza sürüklemeyi ardından da müzakere süreçlerini başlatarak istediğini almayı kendisine strateji olarak seçti. İlk önce Kuzey Kore’nin füze denemeleri sonrası bu ülkeye ağır ekonomik yaptırımlar uygulayan ABD, bir süre sonra müzakere masasına oturdu. Tarihte ilk defa ABD Başkanı ile Kuzey Kore lideri bir araya geldi. Ekonomik olarak bunalan Kuzey Kore, bu zirvelerde ABD’ye birtakım tavizler vermeye başladı. ABD ise bu tavizler sonrasında Kuzey Kore için birtakım ekonomik vaadlerde bulundu. Kuzey Kore üzerinde denenen bu stratejide başarılı olan Trump, aynı stratejiyi İran üzerinde uygulamak istedi. İlk önce İran ile imzalanan nükleer anlaşmadan tek taraflı ayrıldığını duyuran Trump, sonrasında ise İran’a ekonomik ambargoların başlayacağını ilan etti. İran’ın petrol ve doğalgaz ihracatından elde ettiği geliri sıfıra çekmeye çalışan Trump, İran ile ticari ilişki içerisine giren ülkeleri de yaptırım kapsamına alacağını açıkladı. Ambargoların başlamasının ardından, İran’ın ekonomik krizin içine girmesi, dış ülkelere petrol ve doğalgaz ihracatı yapamaması üzerine Donald Trump İran ile görüşme taleplerini dillendirmeye başladı. Müzakere süreçleri ile İran’dan beklediği tavizleri almak isteyen Trump, İran’ın Ortadoğu’daki etkisini azaltmayı hedefliyor.

Müzakere süreçlerinin başlaması durumunda ABD’nin birçok konuda İran’dan talepte bulunması bekleniyor. Bilindiği üzere ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük müttefiği olan İsrail için en büyük tehlike İran olarak görülüyor. İran ise Yemen, Bahreyn, Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan, Lübnan gibi Ortadoğu ülkelerinde etkisini gün geçtikçe artırıyor. ABD’nin görüşmelerin başlaması halinde İran’dan, Ortadoğu’daki etkinliğini azaltması ve kendi içine çekilmesini talep etmesi bekleniyor. ABD’nin bölgedeki çıkarları ve İsrail’in güvenliği gibi etkenler, İran için nükleer enerjinin azaltılmasını mecburi kılıyor. ABD’nin bu talepleri dile getirdikten sonra İran’a yönelik ambargoları azaltma ya da kaldırma vaadinde bulunacağı tahmin ediliyor. 

İran ilk önce yaptırımların kalkmasını istiyor

İran müzakere süreçlerinin başlaması için ilk önce yaptırımların kalkması gerektiğini dile getiriyor. ABD’nin yaptırımları sebebi ile petrol ve doğalgaz ihracatını gerçekleştiremeyen İran, ekonomik bunalımdan çıkmadan müzakere masasına oturmak istemiyor. Yaptırımlar sonrasında Rusya ve Çin ile ticari ilişkilerini artıran İran, bu ülkelere gerçekleştirdiği ihracat üzerinden ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyor. Bunun yanında Kafkasya ve Güney Asya ülkeleri ile diplomatik ve ticari ilişkilerini güçlendirmeye çalışan İran’ın, tam anlamıyla yaptırımların olumsuz etkisini üzerinden attığı söylenemez. Ortadoğu ülkelerinde askeri, siyasi, ticari varlığını gün geçtikçe güçlendirmeye devam eden İran’ın, müzakere süreçleri başladıktan sonra da buradaki etkisini azaltması beklenmiyor. Yapılan açıklamalar doğrultusunda İran’ın, ekonomik ambargoların kalkması karşılığında nükleer faaliyetlerini kısıtlandırması bekleniyor. Öncelikle ekonomik olarak kalkınmayı isteyen İran’ın, yeni bir nükleer anlaşma için hazır olduğu ifade ediliyor.