ABD İnsan Ticareti Raporu'nda FETÖ ve PKK'ya yer verildi

ABD’nin İnsan Ticareti Raporunda yer alan Türkiye başlığı tartışmaları da beraberinde getirdi. Rapor kapsamında Türkiye'nin insan ticaretini önleyici faaliyetler için aldığı önlemler başlıklar halinde incelenirken, FETÖ ve PKK sempatizanı tavır dikkat çekti. Raporda ayrıca, Türkiye'ye öneriler kısmında LGBTI bireylere de yer verildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 187 ülkede yapılan araştırmaların sonuçlarına dayanan 2020 İnsan Ticareti raporunu yayınladı.

Ülkelerde yönetimlerin insan ticaretiyle mücadele adına attığı adımlar baz alınarak hazırlanan raporda, Türkiye’ye ilişkin çarpıcı veriler yer alıyor.

Türk hükümetinin insan ticareti hususunda ciddi çaba gösterdiğini ancak insan ticaretinin engellenmesi için asgari standartların karşılanamadığına vurgu yapan raporda, "Hükümet geçen yılın raporu dönemine göre çabalarını arttırdığını gösterdi, bu nedenle de ikinci kategoride yerini korudu’’ ifadeleri yer alıyor.

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre, Türkiye’nin bu yöndeki çabalarına örnek olarak daha fazla kurbanın tespit edilmesi ve kaçakçılığın öznesi olabilecek daha fazla kişiyle mülakat yapılması gösteriliyor.

Söz konusu raporda ayrıca Türk hükümetinin ulusal eylem planı hazırlamak için daha fazla anket ve çalışma yaptığı, insan ticaretine karşı birçok mesele üzerine güçlü eğitimler düzenlediği belirtilirken, hükümetin kaçakçılık kurbanlarına mali yardım için daha fazla fon ayırması ve bir ulusal, altı bölgesel komisyonun insan kaçakçılığına karşı çalıştığı da raporda yer alıyor.

Raporda, ‘’Gözlemciler Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurbanları belirleme ve bu kişilerin yardım almasını sağlama konusunda yeteneğinin arttığını bildirdi’’ denilirken, deneyimsizlik ve kaynak eksikliğine de dikkat çekiliyor.

GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI ve İNSAN TİCARETİYLE MÜCADELE

Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin bazı kilit konularda asgari standartları karşılayamadığına da dikkat çekti. Savcıların ve yargıçların deneyimsizliği ve kaynak eksikliğinden dolayı, davaların sık sık düştüğü, kaçakçıların suçsuz bulunduğu ya da kurbanların ve şahitlerin duruşmalara düşük katılımı sonucu delillerin ve ifadelerin yetersiz kalması nedeniyle daha hafif suçlardan az ceza aldıkları belirtildi.


Raporda Türk hükümetinin kurbanları soruşturmalarda işbirliğini sağlayacak yardım programları ve fırsatları dahil birçok konuda uzmanlık gerektiren yardımları sınırlı olarak sağladığı kaydedildi; insan kaçakçılığı çalışmalarında bazı yerel sivil toplum kuruluşlarının dışlanması da eleştirildi.


Türk polisinin Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele şubelerinin Türkiye genelinde 22 ilde; jandarmanın da Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Dairesi’nin 16 bölgede faaliyet göstermeyi sürdürdüğü de, raporda not edildi.

İNSAN HAKLARI RAPORU’NDA FETÖ’YE ÖVGÜ

Raporun en dikkat çeken notlarından birisi de ‘suçların birbirine karıştırıldığına ilişkin düşülen not oldu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’de FETÖ ile mücadele kapsamında ihraç edilen hakim ve savcılar raporda ‘bilir kişi’ olarak lanse edildi.

Uzman savcıların görevlendirilmemesine eleştiri olarak değerlendirilen bölümde, “Özellikle 2016 ile 2018 yılları arasındaki OHAL sürecinde 150 bin kamu çalışanının ihraç edilmesinin ardından, savcılar ve hakimler arasında insan ticareti hakkında tecrübe ve uzmanlık eksikliği, insan ticareti gibi karmaşık suçların cezalandırılması için gereken beceri ve imkanları kısıtladı” ifadeleri kullanıldı.

Rapor, "Örneğin İnsan Ticaretine Karşı Avrupa Konseyi Uzman Grubu (GRETA) zorla çalıştırma amaçlı insan kaçakçılığının kapsamlı soruşturulabilmesi için Türk kolluk kuvvetlerinin yeterli kaynağa sahip olmadığı"nı kaydederken, raporu hazırlayan uzmanlar Türk yetkililerinin fuhuşa zorlama ile cinsel sömürü amaçlı insan kaçakçılığını birbirine karıştırdığını iddia etti. Raporda aynı zamanda 277’nci madde ile düzenlenen fuhuşa zorlama ve 177’nci madde ile düzenlenmiş olan iş ve çalışma özgürlüğünün ihlalinin birbirine karıştırıldığı “Aynı şekilde zorla çalıştırma amaçlı insan kaçakçılığını, iş ve çalışma özgürlüğünün ihlali ile karıştırıyorlar’’ ifadeleri ile not edildi.

KURBANLARIN ÇOĞU KADIN ve ASYA KÖKENLİ

ABD Dışişleri Bakanlığı raporuna göre Türkiye’de kaçakçılık kurbanlarının korunması da arttı. 2018’de 134 kaçakçılık kurbanına ulaşan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, 2019’da 20’si çocuk 193 kurbanı tespit etti. Bu kişilerin 173’ü kadın 20’si erkekti. 2’si Türk 191’i yabancı uyrukluydu.


Dışişleri raporunda insan kaçakçılarının Türkiye’deki kurbanlarının Orta ve Güney Asya, Doğu Avrupa, Azerbaycan, Endonezya, Fas ve Suriye’den olduğu belirtildi. 2019’da tespit edilen 134 kurbanın 44’ü Özbek, 31’i Suriyeli, 28’i Faslı, 26’sı Kırgız ve 11’i Endonezyalı’ydı.


Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 2019 yılı boyunca kaçakçılık kurbanı olabilecek 4 bin 500 kişiyle de mülakat yaptığına ve bu sayının 2018’a göre neredeyse 1.000 kişi arttığına da dikkat çekildi.

KAMP DIŞINDA YAŞAYAN GÖÇMENLERE ULAŞMAK ZORLAŞIYOR

Türk hükümetinin sokak çocukları için 81 ilde 134 seyyar ekip görevlendirdiği de belirtilen raporda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın, göçmen ve mülteci kamplarında yaşayanların, kaçakçılık kurbanı olup olmadığının belirlenmesi için uzmanlaşmış personel kullanmayı sürdürdüğüne de dikkat çekildi.


Ancak hem gözlemciler hem hükümet bu kamplar dışında yaşayan göçmen ve mülteci topluluklarında kurbanların belirlenmesine yönelik erişim sıkıntıları yaşandığını da bildiriyor.

Rapora göre Türk polisi de cinsel sömürü amaçlı insan kaçakçılığı kurbanlarını belirlemede bu kişilerin sınır dışı edilme korkusu nedeniyle zorlanıyor. Çalışma müfettişleri ve sığınmacılardan sorumlu yetkililerin de bu konuda eğitimden geçmediği ya da bir direktif almadığı da raporda belirtiliyor. Türk basını ve sivil toplum kuruluşları da, bir grup göçmenin kaçakçılık kurbanı olup olmadığına bakılmaksızın Suriye’ye sınır dışı edildiğini bildiriyor.


Raporun hazırlandığı dönemde Türkiye’de yaklaşık 4 milyon Suriyeli ve 350 bin farkı uyruklu mültecinin olduğuna dikkat çeken Dışişleri Bakanlığı, Türk hükümetinin mülteci ve sığınmacıları kayıt altına alma çabasına karşın bazı bölgelerdeki mülteci gruplarının istismara ve insan kaçakçılığına karşı savunmasız olduğunu da belirtti.


Demografik çalışmalara göre Türkiye’deki Suriyeli kadınların yüzde 50’sinin 18 yaşına gelmeden evlenmeleri de not edildi. Suriyeli ya da başka uyruktan genç kızların para karşılığı evlendirildiği, köleliğe ve cinsel sömürü amaçlı kaçakçılığa savunmasız hale geldiklerine dair sivil toplum örgütlerinin endişeleri de rapora girdi.


PKK TERÖR ÖRGÜTÜ SAYILMADI

ABD’nin terör örgütü listesindeki PKK’ya katılan gençler de insan kaçakçılığı raporuna konu olurken, raporda bu gençlere ilişkin ifadeler şu şekilde: “Türk hükümeti, PKK’nın silah altına almak için çocukları zorla kaçırdığını iddia ediyor, ancak Kürt cemaatinde çoğu kişi, gençlerin terör örgütüne gönüllü katıldığını söylüyor. Raporlar 13 yaşında bir çocuğun örgüte katılmaya zorlandığını ve en küçüğü 11 yaşındaki çocukların para vaadiyle Irak’taki PKK eğitim kamplarına götürüldüğünü belgeliyor.’’

ABD’DEN TÜRKİYE’YE TAVSİYE

Ülke nüfusunun yüzde 45’ine yakın kısmı Avrupa’nın insan ticareti sonrasında ABD’de çalıştırılmak üzere getirilen Afro-Amerikalı’lardan oluşan, halen Meksika üzerinden ülkeye kaçak yollarda ‘insan ticareti’ kapsamında gelen mültecilere yönelik muameleleri ile sık sık kamuoyuna yansıyan ABD, raporun sonunda Türkiye’ye ve Türk hükümetine insan ticaretine ilişkin tavsiye verdi.

Raporda yer alan tavsiyeler şöyle:


- Mülteciler, sığınmacılar LGBTI bireyleri, sınır dışı edilmeyi bekleyen göçmenler, Türk ve yabancı hayat kadınları, dilenen ya da tarım ve sanayi sektöründen çalışan çocuklar gibi savunmasız gruplar içinde kurbanların belirlenmesi için ileriye yönelik çabalar arttırılsın.


- İnsan kaçakçılığı konusunda müfettişler, savcılar ve hakimlere kurbanı merkeze alan yaklaşımlar üzerine eğitim verilsin, bu eğitimler kurumsallaşsın.


- İnsan kaçakçılığı davalarının uzmanlaşmış savcılarla görülmesini sağlayacak özel birimler oluşturulsun.


- Kurbanların daha iyi tespiti ve bu kişilere yardım sağlanması için sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklık yapılsın.


- Barınma ve psikolojik-sosyal destek mekanizmaları güçlendirilsin.