ABD, Çin ve Rusya’yı yakınlaştırıyor

ABD Başkanlığına Donald Trump’ın gelmesi uluslararası arenada yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Trup yönetiminin Çin ile Soğuk Savaş başlatması, kısa sürede dengeler değişirken, Asya’da Rusya ve Çin’i birbirine yaklaştırdı. Uzun süredir ekonomik anlamda işbirliklerin artıran iki ülke son dönemde askeri işbirliğine de önem vermeye başladı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanlığına Donald Trump’ın gelmesiyle birlikte dünya yeni bir döneme uyandı. ABD ve Sovyetler arasında süren 45 yıllık Soğuk Savaş bitmesinden 28 yıl sonra ABD ve Çin arasında yeni bir Soğuk Savaş patlak verdi. Donald Trump yönetiminin Çin’e karşı başlattığı Soğuk Savaş bir kara delik gibi ekonomiden teknolojiye, sağlıktan sanayiye pek çok alanı içine çekerken, devletler arasında kutuplaşmaya da neden oldu. Dünya siyaseti resmen doğuda Çin, batıda ABD olacak şekilde bölünmeye başladı. ABD ve Çin’in mücadelesi farklı tarafları bir araya getirirken, işbirliklerini de arttırdı. Nitekim bunlardan bir tanesi de Çin ve Rusya ilişkileridir.

Washington-Pekin arasında patlak veren Soğuk Savaş, Çin ve Rusya ilişkilerinde gelişmeye neden oldu. Fakat iki ülke arasındaki dostane ilişkiler 2001 yılına dayanıyor. 2001 yılında Rusya Federasyonu ile Çin arasında imzalanan Dostluk Anlaşması, iki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir boyuta taşımıştı. 2001 yılından itibaren gündemde olan sınır anlaşmazlıkları çözüldü ve taraflar çok yönlü işbirliği geliştirmeye başladı. Fakat son yıllarda Çin ve ABD arasında patlak veren Soğuk Savaş, Rusya ve Çin’in aralarındaki işbirliğinin yanı sıra, uluslararası arenada da birlikte hareket etmelerine yol açtı.

Salgından ötürü tüm dünyadan yaşanan ekonomik durgunluğa rağmen Rusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi her geçen sene artıyor. 2016’da iki ülke arasındaki ticaret hacmi, 70 milyar dolarken 2019 yılında 110 milyar dolara yükseldi. 2019 yılında Çin’in istikrarsız Ortadoğu gazına olan bağımlılığını azaltacak ve daha güvenli bir enerji tedarik zincirine kavuşmasını sağlayacak olan boru hattı hayata geçirildi. Doğu Sibirya’daki doğalgazı Çin’e taşıyacak olan hat iki ülke için de büyük önem arz ediyor. Zira Çin ABD baskısından kurtulup enerji bağımsızlığına yaklaşırken, Rusya’da ABD’nin baskısıyla Rus gazından vazgeçmeye çalışan Avrupa ülkelerine alternatif bir müşteri bulmuş oldu. 50 milyar metreküp kapasiteye sahip Sibirya’nın Gücü-2 adlı boru hattı inşasının gündemde olması, Rusya’nın ayrıca Çin’e petrol ve sıkıştırılmış gaz satması da bu alandaki işbirliğinin her iki tarafın da çıkarına olduğunu gösteriyor.

ABD FAKTÖRÜ İKİ ÜLKEYİ YAKINLAŞTIRIYOR

Her geçen yıl artan ekonomi ve enerji alanlarının dışında Rusya ve Çin askeri alanda da sıkı işbirliği geliştiriyor. Baltık Denizi, Pasifik ve Hint okyanuslarında taraflar ortak askerî tatbikatlar düzenledikleri gibi Moskova, Pekin’e balistik füze erken uyarı sisteminin kurulmasına yardım etti. Kesin olmamakla birlikte ortak sistemin kurulması da gündemde. Ekonomi ve enerji alanında olmasa da askeri alandaki işbirliği uluslararası arenadaki gelişmelerin ve bu iki ülkenin ABD ile münasebetlerinin bir sonucu. Nitekim aynen Türkiye-Rusya işbirliğinde olduğu gibi Rusya–Çin münasebetlerinde de ABD faktörünün “yakınlaştırıcı” bir rol oynadığını söylenebilir.

Başta ABD olmak üzere Batı’ya karşı mücadelede Rusya siyasi ve askerî alanı üstlenirken Çin, bu mücadeleyi ekonomik alanda veriyor. Rusya birçok bölgede ABD ile karşı karşıya gelmekten çekinmezken Çin, ticaret savaşı yürütüyor. Asil üye oldukları BM Güvenlik Konseyi’nde de Rusya daha aktif bir tavır sergiliyor, Çin ise Rusya’nın tasarı ya da vetolarına destek veriyor.

Rusya ile Çin arasındaki işbirliğinin somut neticelerinden biri ise Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çerçevesinde bölge ülkeleriyle geliştirdikleri işbirliği. Kendileri açısından izledikleri doğru siyaset sonucunda ABD’yi bölgeden uzaklaştırmayı başardılar. Nitekim özellikle renkli devrim denemelerinden sonra Kırgızistan ile Özbekistan’a, Amerikan askerî üslerini kapattırdılar. Diğer bir deyişle Rusya ile Çin, geliştirdikleri çok yönlü ikili işbirliğinin yanı sıra uluslararası arenada da birbirlerini destekliyorlar.

Sonuç olarak ABD’nin Çin ile bir Soğuk Savaş içine girmesi uluslararası arenada yeni dengelerin kurulmasının önünü açtı. Askeri anlamda bir araya gelmeyecek ülkeler bir araya gelirken, ABD’nin Çin’deki üretim tesisleri de kaymayacağı ülkelere kaymaya başladı. Dolayısıyla ABD’nin karşısındaki güç dengesi de değişime uğradı. Fakat ABD faktörü her ne kadar Çin ve Rusya’yı birbirine yaklaştırmış olsa da Asya’nın iki önemli gücü de bir biriyle rekabet halinde. Dolayısıyla ABD’nin uluslararası arenada daha yapıcı bir rol üstlenmesi Rusya ve Çin ilişkilerindeki pozitif yönlü ivmeyi tersine çevirebilir.