Trump seçime mi oynuyor?

Cumhuriyetçi milletvekillerinden Başkan Donald Trump’ın başkanlık kampanyası için seçim bağışı toplayan ‘Super PAC’e (siyasal eylem komitesi) ya da Donald Trump Jr.’nin Twitter paylaşımlarına karşı yıkıcı eleştirilere… ABD’deki strateji hiç bu kadar net olmamıştı: Cumhuriyetçi Parti, koronavirüs salgınına müdahalesi konusunda eleştirilen ABD yönetimi üzerindeki dikkati Çin’i suçlayarak dağıtmaya mı çalışıyor?

Salgının ABD’deki bilançosu 40 bin kişiyi aştı. İşsizlik 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı’ndan bu yana görülmeyen seviyelere yükseliyor. Cumhuriyetçiler ise salgın nedeniyle Çin’i baş düşman noktasına getirmenin ve ABD’nin Pekin’e yönelik düşmanlığını artırmanın zor bir seçimden kurtulmanın en iyi yolu olacağı görüşünde.

Zor yarışlara odaklanan Cumhuriyetçi senatörler, Çin’i kınayan ticari reklamlar hazırlıyor. Tom Cotton ve Josh Hawley gibi başkanlık hevesleri olan muhafazakârlar, virüsün ilk ortaya çıktığı ülke hakkında adeta kimin daha sert konuşabileceğini görmek için yarışıyor. Parti yetkilileri, Trump’ın Pekin’le karşı karşıya geleceği umuduyla hem aleni hem de özel olarak seçim verilerini sağa sola sallıyor.

Trump’ın bu stratejiyi onaylayan kampanya yardımcıları, geçtiğimiz hafta Joseph R. Biden’ı Çin’e karşı daha yumuşak olarak tasvir eden bir saldırı reklamı yayınladı. Çin asıllı Amerikalı eski diplomat Gary Locke gibi Asya kökenlilerin görüntülerine dayanan reklam yabancı düşmanlığını körükledi.

Cumhuriyetçi strateji uzmanı olan Chris LaCivita, “Trump elinde bir öcü kozu olduğu sürece başarılı oluyor. Çin de şu an için mükemmel bir öcü konumunda” ifadelerini kullandı. Ancak Cumhuriyetçi partinin önünde muhtemel bir engel var. O da parti liderinin kendisi.

ABD’nin hayat kurtarıcı sağlık malzemeleri konusunda Çinli üreticilere güvendiği bir vakitte, ticari görüşmelerin devamına hevesli ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile olan ilişkisini korumaya aç olan Trump, Cumhuriyetçi kanadın Çin’i kınamaya yönelik girişimlerini defalarca kez çamura bulamıştı.

Trump, başkan olarak salgına yavaş tepki verdiğine yönelik  eleştirileri çürütmeye çalışırken bile, “İyi niyetle yaklaşıyoruz” diyerek defalarca kez Şi’yi bir arkadaş olarak nitelemişti. Aynı zamanda Şi ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından “Çin virüsü” gibi sürekli başvurduğu nitelemeleri bir kenara bırakmıştı.

Ancak diğer yandan, Kuzey Dakota’dan senatör Kevin Cramer, perşembe günü Trump’a Güney Dakota’daki bir et tesisinde salgın alarmı verildiğini söyledi. Şarku'l Avsat'ta yer alan bilgilerde Trump ise Cramer’in ifade ettiğine göre “Çin’den sıkılmaya başladım” şeklinde cevap verdi.

Trump’ın Çin hakkındaki çelişkili ifadelerinin oyları etkileyip etkilemeyeceği belirsizliğini koruyor. Onun bazı sözlerinin aleyhinde kullanılacağının bilincinde olan takımı ise Trump’ın Biden’a üstün geleceğine inanıyor.

Trump, geçen salı günü yaptığı açıklamada, Çin ile olan ilişkilerinin temeli hakkında açık sözlüydü. Hatta Pekin’in sözde şeffaflığına övgüde bulunmasının ardından “Çin ile ticaret anlaşması yaptım. Nitekim Çin’in ülkemizde 250 milyar dolar harcaması bekleniyor. İlişkilerimizin iyi olmasını isterim” ifadelerini kullandı.

Ancak cuma günü yaptığı açıklamada, Çin’deki ölüm vakalarının ABD’dekinden daha yüksek olması gerektiğini belirterek “Çin'den memnun değilim” ifadelerini kullandı.

ABD’nin iki büyük partisi de önceki kampanyalarında Çin’i hedef almıştı. Ancak başkanlık seçim sürecine girildiği bir vakitte salgının ABD’de hızla artmasıyla söylem bu sefer biraz daha sivriydi. Bu durum, yabancı düşmanlığını ve Asyalı Amerikalılara karşı ayrımcılığı artıracağına dair endişelere neden oldu.

Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partiyi bir diğerini Pekin’in esiri olarak göstermeye çalışırken görmek dikkat çekici. Ancak bu yalnızca seçimlere yönelik bir eğilim. Zira Çin’in ABD Büyükelçisi Locke bir röportajda açıkça “Washington’da Çin karşıtı tavrın arttığını” söyledi. Ancak aynı zamanda Trump’ın Çin hakkındaki sessiz kaygılarının Pekin hükümetinin eleştiriden korunmasına yardımcı olduğunu savundu.

Trump’ın Çin hakkındaki çatışan yorumları, aynı zamanda dünyanın ikinci en büyük ekonomisine nasıl yaklaşılacağı konusunda uzun zamandır devam eden belirsizliğini gösteriyor. Dört yıl önce, başkanlık yarışında Çin’e karşı sert olacağına söz vermişti. Ancak amacı Çini soyutlamak değil, özellikle ABD'nin bu ilişkiden daha fazla para kazanacak şekilde kendisiyle çalışmak eğilimdeydi.

Bu hedefi onu Şi’den çoğunlukla övgüyle bahsetmeye itti. Öyle ki 2017’de Mar-a-Lago’da Çinlilerin kendisine sunduğu keki “hayatında gördüğü en güzel çikolatalı kek” olarak nitelemişti.

Trump’ın Çin’le büyük bir ticaret anlaşması yapma umutları, Hazine Sekreteri Steven Mnuchin de dâhil olmak üzere danışmanlarından oluşan bir grup tarafından pekiştirildi. Ancak anketler, koronavirüse bağlı ölümlerin artması ve ekonominin durmasıyla ABD’lilerin daha önce Çin’e hiç bu kadar olumsuz bakmadığını gösteriyor.

Trump’ın kampanyası tarafından17 eyalette yürütülen bir ankete katılanların yüzde 77’si Çin’in koronavirüs salgını derecesini gizli tuttuğu görüşünde. Cumhuriyetçi Parti tarafından elde edilen anket verilerine göre seçmenlerin yüzde 79'u Çin'in hastalanma ve ölüm sayısı konusunda samimi olduğuna inanmadıklarını belirtti.