ABD-Çin ilişkilerinde neler değişmedi?

Son birkaç yıldır ABD ve Çin arasında yaşanan güç mücadelesi son aylarda sakinleşirken, Washington’da değişime sayılı günler kala analistler izlenebilecek yolları tartışmaya başladı. ABD ve Çin’in kaçındığı noktalar nelerdir?

Çin’in ABD politikalarının yıllardır temel dayanağı olan çevreleme  politikasını etkileyecek şekilde yükselmesi son birkaç yıldır Washington’da Pekin’in yükselişini engellenmesi gerektiğine dair düşüncelerin oluşmasına yol açtı. Sonuç olarak bu görüşü savunanlar, Washington’un Asya’daki çıkarlarını korumak için daha agresif politikalara yönelmesi gerektiğini dile getiriyor.

Çin’in ABD görüşündeki değişimi tanımak gerekli. Hiçbir ciddi politika önerisi, ABD'li politika yapıcılar, akademisyenler ve hatta halk arasında halihazırda aşikar olan tavırlardaki değişimini görmezden gelemez. Dolayısıyla iki ülke ilişkilerinde nelerin değişmediğine bakmak bu noktada önemlidir.

ÇİN VE ABD İŞGALDEN KAÇINIYOR

Nükleer silahlar rejim değişikliğini bir felaket haline getiriyor. Nükleer imha olmadan da işgalden elde edilecek gerçek kazanımlar yoktur. Nitekim sömürgecilik ve emperyalizm sona erdi.

İşgale karşı karşılıklı caydırıcılığı hafife almak kolaydır, fakat mevcut rekabeti açık savaşla sonuçlanan daha önceki büyük güç çatışmalarından ayıran tam olarak bu özelliktir. Bugün ABD ve Çin aynı fikirde olmasa da ikisinin de varlığı tehdit altında değil. Bu gerçek, tüm anlaşmazlıkları daha az çatışmacı bir şekilde çerçevelemeli.

ÇİN, İŞGALİ ZORLAŞTIRAN ZORLU COĞRAFYALARLA ÇEVRİLİLİDİR

Çin’in 1939-1945 yıllarında Almanya’nın Avrupa’da yaptığı gibi Asya’yı süpürmesi pek olası değil. Ülkenin etrafı dağlar ve sular ile çevrilmiştir. Rusya, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore nükleer güçlerdir. Vietnam ve diğer komşular milliyetçi ülkelerdir. Japonya, Güney Kore ve Tayvan savunma milyarlarca dolar aktaran zengin ülkelerdir. Tüm bu etkenler Çin’in Batı yarımküreyi inandırıcı bir şekilde tehdit edebilecek bir hegomonik güç haline gelmesini sınırlandırıyor.

ÇİN TİCARET İSTİYOR

Çin'in yükselişiyle ilgili endişeler Pekin ordusunun ve özellikle de bölgedeki deniz şeritlerine hakim olabilecek donanmasının büyümesine odaklandı. Ama asıl sorgulanması gereken "hakimiyet" ne demek?

Çin Komünist Partisi, kendi ülkesinde, polis devleti baskısı ve devam eden ekonomik büyümenin havucu üzerine hayatta kalmayı başardı. İkincisi ticarete, ticaret ise nakliye için yeterince güvenli deniz yollarına bağlıdır. Pekin ticaretin devam etmesini istediğinden, Çin donanmasının ABD donanma gemilerini sık sık taciz etmesi, ticari gemilerin daha geniş çapta taciz edileceği anlamına gelmiyor. Çoğu ticari nakliye, Çin donanmasının faaliyet gösterdiği bölgelerde engellenmiyor. Çin gemilerinin ticari çıkarları taciz ettiği sınırlı durumlardan bir tanesi ise Vietnam balıkçı gemileri.

Tek başına askeri kapasite bir tehdit değildir. Tehdit unsuru olan onu kullanma niyetidir. Örneğin ABD donaması durmaksızın açık denizlerde seyir halinde olabilir. Fakat bunun olmamasının en büyük nedeni niyetin olmamasıdır. Niyetin dışında askerlerin yürütülmesinin devasa maliyetleri de mevcut. Dolayısıyla askerlerin yürütülmesinin yerine ticaretin sürdürülmesi düşük maliyetli ve karlı olanıdır. ABD ve Çin için durum benzerdir.

TAYVAN ABD MÜTTEFİKİ DEĞİLDİR

Washington ve Taipei arasında resmi bir savunma anlaşması yok ve ABD Pekin'i işgal girişimi riskine sokabileceğini ilan etti.

Pekin, Tayvan'ın bir gün anakarayla barışçıl bir şekilde yeniden birleşebileceği iddiasını sürdürürken, Washington, Pekin için herhangi bir işgal girişiminin maliyetini artırmak için Taipei’ye silah satmaya sürdürüyor.

***National Interest'ten Türkçe'ye çevrilmiştir.