5 maddede ABD Başkanlık yarışı: Hangi aday favori?

Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım 2020’de düzenlenecek olan başkanlık seçimlerine sayılı günler kalırken, adaylar arasındaki söylem dili kızışıyor ve fark açılıyor. ABD’nin bir sonraki dönem başkanı Joe Biden ya da Donald Trump olacak. Joe Biden şu anda açık şekilde favori aday olsa da Donald Trump’a karşı henüz kesin değil. 5 maddede ABD Başkanlık yarışı: Hangi aday favori?

Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 Kasım 2020’de düzenlenecek olan başkanlık seçimlerine 100 günden az bir süre kaldı. Aynı gün, 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamı için de oy kullanılacak. Ayrıca, Senato’nun 100 sandalyesinin 33’ü için de seçmen oy kullanmış olacak. Birçok eyalette valilik ve eyalet meclisi seçimleri de yapılacak.

Seçim günü yaklaşırken adaylar arasındaki söylem dili de giderek sertleşmeye başladı. Adaylar başkanlık kampanyalarında son düzlüğe girerken, seçimlerde Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump'ın karşısına rakip olarak çıkmasına kesin gözüyle bakılan Demokrat Partili Joe Biden kamuoyu yoklamalarında lider durumda. ABD’deki geçmiş seçimler dikkate alındığında eski Başkan yardımcısı Biden belirgin şekilde kazanma ihtimali fazla olan aday konumunda. Fakat yine de Biden'ın zaferi henüz kesinlikten uzak.

Amerika merkezli yayın kuruluşu olan CNN’den Harry Enten kaleme aldığı ve Independent Türkçe’nin çevirdiği analizde Biden'ın başkanlığa daha yakın olmasını 5 nedene dayandırdı. Enten’ın yazısından yola çıkarak seçimlerde favori adayın Biden olduğunu söylemek abartılı olmaz. Zira Fox dahil pek çok yayın kuruluşunun ve araştırma şirketlerinin anketlerine göre, Biden seçim yarışında önde.  

1) ANA GÜNDEMİ EKONOMİ OLMAYAN NADİR SEÇİMLERDEN

Yayın kuruluşları ve anket şirketleri yaptığı kamuoyu araştırmaları ile sadece hangi adayın önde olduğunu gösteren veriler ortaya koymuyorlar. Ayrıca seçimlerde neyin önemli olduğunu, neyin gündem maddesi olduğunu da ortaya koyuyorlar. Fox News'un ay başında yaptığı kamuoyu yoklaması, kayıtlı seçmenlerin yüzde 29'unun ülkenin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunun Covid-19 salgını olduğunu düşündüğünü gösterdi.

Aynı ankette ekonomiyi en önemli konu olarak görenler yüzde 15'te kaldı. Ülkenin yakın tarihinde yapılan seçimlerde ana gündemi ekonomi olmayan az sayıda başkanlık seçimi vardı. Ve bu seçimlerin hepsinde söz konusu ekonomi dışındaki alanda en fazla güvenilen aday ABD başkanlığını elde etti. Biden'ın destekçileri arasında korona virüs konusunun büyük rol oynaması Trump'ın zor durumda olduğunu gösteriyor. Ancak kasım itibarıyla korona virüs salgınında daha olumlu değişimler yaşanırsa Trump ikinci dönemi için yeniden başkan seçilebilir.

2) TRUMP'IN KABUL ORANI DÜŞÜYOR

Şu anda Trump'ın halk nezdindeki kabul oranı yüzde 40 düzeyinde. Trump'ın görev tarzından hoşlanmayanların oranıysa yüzde 55 seviyesinde. Bu da Trump'tan hoşnut olmayanların hoşnut olanlardan yüzde 15 fazla olduğunu gösteriyor. 1940'tan beri hiçbir başkan bu derece düşük kabul oranıyla Beyaz Saray'da bir dönem daha kazanamadı. Bu orana en yakın olan eski Başkan Harry Truman'ın 1948'deki kabul oranındaki fark hoşnut olmayanlar lehine yüzde 6 seviyesindeydi.

3) TRUMP'IN ZAFERİ HALA HATA PAYI ARALIĞINDA

Tüm kamuoyu yoklamalarında Biden'ın 8 ile 12 puan arasında önde olduğu görülüyor. Bu önemli bir fark. 1940'tan beri yapılan başkanlık seçimlerinin aynı dönemine bakıldığında anketlerdeki bu fark oranı 10 puan seviyesindeydi. Trump'ın ülke genelindeki seçimde hata payının üzerinde bir ortalamaya sahip olması gerekiyor. Bunun gerçekleşmesi zor görünüyor.

4) SEÇİCİ KURUL'DA BIDEN DAHA AVANTAJLI

2016'daki seçimlerde Demokratların adaylığını eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton kazanmıştı. Ülke genelinde Donald Trump’tan daha fazla oy alan Clinton, Seçici Kurul’da daha fazla delegeye ulaşamadığı için başkan olmayı başaramamıştı. Dolayısıyla dünyadaki pek çok sistemin aksine, ABD’de halk oylamasında en fazla oyu alan aday değil de Seçici Kurul’da en fazla delegeye ulaşan aday başkan oluyor.

ABD’de seçmenler bulundukları her eyaletin, başkanı seçecek olan Seçici Kurul'daki delegelerini seçiyor. Bir eyalette en çok oyu alan parti ise o eyaletin tüm delegelerini kazanmış sayılıyor. Eyaletlerin delege sayısı da büyüklüklerine göre belirleniyor. Bu da nüfusu yüksek olan eyaletlerin başkanın seçiminde daha belirleyici rol üstlenmesine neden oluyor.

Seçici Kurul'da en fazla delegeye sahip ilk 6 eyalet 55 sandalye ile Kaliforniya, 38 ile Teksas, 29 ile New York ve Florida, 20 ile Illinois ve Pensilvanya olarak sıralanıyor. Seçici Kurul'da 538 delege yer alıyor ve başkan seçilmek için 270 delege sayısına denk gelen eyalette seçimi kazanmak gerekiyor.

Teoride, Seçici Kurul'un halk oylamasına en yüksek oyu alan adayı seçmesi öngörülüyor. Ancak uygulama pek böyle işlemiyor. 2000 yılında Demokrat aday Al Gore ve 2016'da Hillary Clinton, toplamda rakiplerinden daha fazla oy almalarına karşın, Seçici Kurul'da çoğunluğu sağlayamadıkları için başkan seçilemedi.

Biden şu anda toplamda 352 delege çıkaran eyaletlerdeki yoklamalarda önde gözüküyor, Trump ise 186 delege çıkaran eyaletlerde önde. Seçimin şu anda yapılması halinde Biden'ın 400'ün delegeyi kazanacağı belirtiliyor.

5) 2020 SEÇİMİ 2016'DAKİNDEN ÇOK FARKLI

Biden, 2016'daki Demokrat aday Clinton'a kıyasla çok daha iyi durumda. Biden'ın 2016'da Clinton'ın başına geldiği gibi Seçici Kurul'da çoğunluğu sağlamakta başarısız olması zor görünüyor. Clinton o dönem seçime 100 gün kala yüzde 38'e karşı yüzde 44 oranında anketlerde önde görünüyordu. Temmuzda yüz yüze görüşme yoluyla yapılan ulusal ölçekli anketlere göre Biden'a destek oranı yüzde 52 düzeyinde iken Trump'a destek oranı yüzde 40 düzeyinde.  Biden, Clinton'ın aksine yüzde 50 seviyesinin üzerine çıkmış durumda.