ABD Başkanlık seçimi ne zaman?

ABD Başkanlık seçimleri yaklaşırken Demokrat Parti adayları arasındaki kriz her geçen gün derinleşiyor. Sosyal medya ve tv programlarına milyonlarca dolarlık reklamlar verilmesine rağmen Amerikan toplumundan olumlu dönüşler alınamıyor. Ayrıca adayların bir birleri arasında ihtilafa düşmeleri partinin Trump’a karşı aday çıkarmasını zorlaştırıyor. Peki kim Demokrat Parti’den kim aday gösterilecek? Hangi aday daha önde?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanlık seçimi yaklaşırken Demokrat Parti’nin aday berlilemedeki sancısı daha da artıyor. Demokrat Parti, 3 Kasım 2020’de gerçekleştirilecek olan ABD Başkanlık seçimlerinde, 2016 yılında Hilary Clinton’a karşı seçimleri kazanan Donald Trump’un karşısına çıkaracağı adayı belirleme konusunda sıkıntı bir süreçten geçiyor. ABD Başkanlığı yarışan hiçbir demokrat aday adayı, parti tabanında gerekli etkiyi ve heyecanı sağlayamıyor. Dolayısıyla hiçbiri Trump’u tahtından etme konsunda tam güven vermiyor. 

ABD Başkanlık seçimlerine bu denli kısa süre kalmışken, hiçbir adayın arayı açamaması Demokratları tedirgin ediyor. Nitekim seçimlere kısa süre kala milyarder iş adamı ve eski New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg’in aday adaylığını açıklaması, mevcut adayların yeterince umut vermediğini gösteriyor. Fakat Bloomberg’in de diğer adaylardan farklı bir yanı yok. Nitekim Bloomberg de seçmende heyacanı ve etkiyi oluşturabilmiş değil. Demokratların hiçbir aday da karar kılamaması akıllara ‘Hillary Clinton’un tekrardan adaylığını getiriyor.

14 Ocak’da CNN kanalında yayınlanan TV tartışma programında da görüldüğü gibi, Demokrat adaylar arasındaki diyaloglar giderek sertleşiyor. Adaylar arasında sözlü atışmaların sertleşmesi Demokrat Parti tabanında da kırılmaya neden oluyor. Nitekim adaylıkların ilk açıklandığı günlerde birbiriyle uyumlu olan Bernie Sanders ve Warren arasında program bitiminde yaşanan tartışma, adayların birbirlerine karşı sertleştiklerini gözler önüne serdi.

Diğer taraftan CNN’in anonim kaynaklara dayandırdığı bir habere göre 2018 yılındaki bir toplantıda Sanders’ın Warren’a bir kadının başkan seçilemeyeceğini söylediği iddia ediliyor. Sanders her ne kadar bu iddiayı kesin bir dille yalanlasa da gerginlik yaşanmasını öneleyebilmiş değil. Bu konunun gündeme geldiği programın ardından mikrofonları açık kalan ikili arasında ilginç bir konuşma geçiyor. Sanders’ın uzattığı eli sıkmayı reddeden Warren “Sanırım bana ulusal yayında yalancı dedin.” diyor. Sanders ise şu karşılığı veriyor: “Bunu şimdi yapmayalım. Bu tartışmaya girmek istiyorsan, ona gireceğiz. Sen bana yalancı dedin.”

Donald Trump’un kararı ile İranlı General Kasım Süleymani’ye düzenlenen suikast operasyonu sonrasında ön plana çıkan dış politika konularına dair Demokrat Parti’li adaylar kesin bir dille konuşmuyor. Demokrat adaylar, İngiltere genel seçimlerinde Muhafazakar Parti Lideri ve İngiltere Başkanı Boris Johnson’a karşı seçim kampanyası yürüten İş Partisi lideri John Corby’nin yaptığı hataları tekrar ediyorlar. Nitekim Corby, İngiltere genel seçimlerinde Brexit’e karşı kesin ifadeler kullanmadı. Bu da seçilerde partisinin hüsrana uğramasına neden oldu.

Başkan olursanız Orta Doğu’dan çekilecek misiniz?” sorusuna ise Demokrat adaylar farklı cevaplar veriyor. Joe Biden, “çekilsek bile geride özel kuvvetler bırakabiliriz” derken; Ellizabeth Warren, “sürekli bir gün çıkacağız diyoruz, her sene bir şekilde uzatılıyor. Bir an önce birlikleri eve getirmeliyiz.” diyor. Pete Buttigieg, ABD’nin asker göndermeden de sahada angaje kalabileceğini öne sürerken; Bernie Sanders, “bitmeyen savaşlardan bıktık, artık bu savaşları bitirmeliyiz” diye yakınıyor. Adayların farklı cevaplar vermesi Demokrat Parti içerisinde birlikteliğin yok olduğunu ve adayların sadece Trump’a karşı bütünlük sağladığını gözler önüne seriyor.

MİLYONLARCA DOLAR REKLAMA HACANIYOR

Öte yandan Demokrat Parti adaylarının sosyal medya ve TV reklamlarına ciddi oranda para harcıyor. Son 3 ay içinde demokrat aday adayları sadece Facebook reklamlarına 35 milyon dolardan fazla para ödedi. Demokratların sosyal medya üzerinden hedef kitleye ulaşmaya çalışmasının nedeni, 2016 ABD Başkanlık seçimlerinde Trump’un sosyal medyayı muazzam bir şekilde kullanmasıdır. Dolayısıyla sanal alem modern siyasi kampanyanın temel öğesi haline geldi. 2016 yılında dijital reklamın sadece e-posta listelerini büyütmede ve taban desteğini genişletmede değil; mitinglere katılımı artırmada, gönüllüleri toplamada ve hatta tartışmalarda hâkim söylemi elde etmede ne kadar etkin olduğu görüldü.

Demokrat adayların, Trump’un 5 katı oranda sosyal medya reklamlarına para yatırmalarına ve New York Times’ın desteğini almalarına rağmen Amerikalılar nezdinde tam anlamıyla karşılık bulabilmiş değiller. Özellikle adayların bütünlük sağlayamamaları ve birbirlerine karşı sert ifadeler kullanmaları Demokrat Parti tabanında hoş karşılanmazken, parti içerisinde ayrışmaya da neden oluyor. Dolayısıyla Demokrat Parti, 2020 ABD Başkanlık seçimlerinde Donald Trump’a karşı aday çıkarmakta zorlanıyor.