Büyük Çin kuşatması başladı

ABD-Çin arasında 3 yıl önce patlak veren Soğuk Savaş’da, giderek sıcak savaşa dönmeye başladı. ABD’nin Çin’i kuşatmak için Avustralya ile askeri ittifak kurması iki süper gücün Güney Çin Denizi’nde karşı karşıya geleceğini bir kez daha gündeme getirdi. İki güç arasındaki mücadele Afyon Savaşlarını aratmıyor. Fakat Çin, ABD ile başlayacak bir çatışmaya hazır mı? İki ülke arasında çatışma kaçınılmaz mı?

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Beyaz Saray’a Donald Trump’ın geçmesiyle birlikte küresel siyasette yeni bir dönem başladı. Trump’ın ticaret açığını, ulusal güvenlik tehditlerini, teknoloji hırsızlığını ve daha pek çok nedeni gerekçe göstererek Çin ile rekabete girişmesinin üzerinden tam 3 yıl geçti. Her geçen gün iki süper güç arasındaki mücadelenin sonlanacağı umutlanırken, son dönemde yaşananlar ticaret ile başlayan mücadelenin askeriyeye, teknolojiye, bilime ve daha pek çok alana sıçradığını gösteriyor. Dünya Soğuk Savaş dönemine dönerken, iki süper güç arasında askeri mücadele başladı.

Temmuz ayında ikili görüşme gerçekleştiren ABD ve Avustralya savunma ve dışişleri bakanlarının ikili görüşmesinin ardından Çin ve ABD arasında süre gelen ‘Soğuk Savaş’ sıcak savaşa evirildi. ABD ve Avustralyalı taraflar Darwin kentini merkez üs olarak kullanarak, ABD tarafından finansmanı sağlanacak, Pekin yönetiminin Güney Çin Denizi’ne dair ihtiraslarına gem vurmayı hedefleyen bir askeri ittifak inşa ediyor.

YENİ BİR AFYON SAVAŞIMI BAŞLAYACAK

Bölge üzerindeki gelişmeler ve rekabet, Çin’in 1839’dan 1860’a kadar devam eden Afyon Savaşları’na benzer bir sürece maruz kalacağına işaret ediyor. Yüzyıllarca kendisini dış dünyadan başarıyla izole etmiş olan Çin imparatorluğu, 19. yüzyılla beraber İngiliz Krallığı’nın önü alınamaz ticari çıkarlarının hedefi haline gelmişti. Londra’nın Afyon Savaşları’nın temelini oluşturan gerekçesiyle bugün Washington’ın Pekin’i hedef alan operasyonlarının temeli aynı hedeflere dayanmaktaydı: Çin topraklarında yapılacak ticarette hiçbir sınırlamaya tabi olmamak, Pekin’den mümkün olduğunca imtiyaz ve kapitülasyon elde etmek.

Afyon Savaşları’nda Çin’in maruz kaldığı diplomatik, ekonomik ve askeri aşağılanma, 19. yüzyıldan bugüne Pekin’in Batı dünyası ile ilişkilerini tanzim etmesindeki temel değerleri oluşturdu. Çin, Hindistan üzerinden kendisine afyon satmak uğruna İngiltere ve Fransa’nın uyguladığı baskıyı da Rusya’nın bu durumdan faydalanarak kuzey sınırlarında giriştiği tek taraflı düzenlemeleri ve toprak kayıplarını da unutmadı.

ABD, Güney Çin Denizi’ndeki seyrüsefer özgürlüğü gerekçesiyle Pekin’e karşı başlattığı kuşatmayı son sekiz yılda “Kuşak ve Yol İnisiyatifine” müdahaleye, ticaret savaşına, Çin’in 5G teknolojisi ve Tik Tok sosyal medya uygulamasını ortadan kaldırmaya ve Hong Kong’un statüsünün değiştirilmesi nedeniyle uluslararası baskıya dönüştürdü. Covid-19 salgını ise Çin’in uluslararası toplum nezdinde şeytanlaştırılması yolunda ABD’nin eline etkili bir koz verdi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 23 Temmuz’da Nixon Müzesi’nin açılışında yaptığı konuşma ise kuşatmanın Çin’de bir rejim değişikliği hedefini içerdiğini açığa çıkardı. Pompeo, ABD-Çin ilişkilerinin tesisinde önemli bir sembol olan eski Başkan Nixon’ın anıldığı bir ortamda doğrudan Çin Komünist Partisi’ni (ÇKP) hedef aldı. ÇKP’yi Çin’deki insan hakları ihlallerinin baş sorumlusu olarak gösteren Pompeo, Pekin’in Güney Çin Denizi’nde emperyalist hedefler beslediğine sık sık vurgu yapıyor.

ÇATIŞMA KAÇINILMAZ MI?

Pekin, konvansiyonel güçlerini küresel ölçekte uzak mesafelere kapasitesine erişmiş olsa da donanması ve nükleer silahları henüz ABD karşısında arzu ettiği caydırıcılık seviyesine ulaşabilmiş değil. Ayrıca 2019 yılının son çeyreğinde küresel piyasalarda başlayan yavaşlamanın salgınla birlikte daha yıkıcı bir etkiye ulaşması Çin’in elini zayıflatan bir diğer etken. Dolayısıyla Pekin yönetimi rasyonel bir yaklaşımla ABD’yi ticaret müzakerelerinin devamına ve Güney Çin Denizi için müzakerelere davet ederek Mao’nun “uzatılmış savaş” konseptine benzer bir platforma çekmeye çalışıyor. Fakat ABD kendisiyle çatışmaya girmekten kaçınan Çin’i çatışmaya çekmek için her enstrümanı değerlendiriyor.

Müttefiklerini 5G teknolojisi için Huawei ile işbirliği yapmaktan alıkoyacak baskılar uygulayarak Çin’le karşı karşıya gelmelerini sağlıyor ya da Çin kaynaklı Tik Tok uygulamasına savaş açıyor. Çin’in Houston Konsolosluğu’na yönelik kapatma operasyonu da bu kapsamdaki taktiklerden biriydi. Konsoloslukta Çin ordusuyla bağlantılarını gizleyen diplomatlar bulunduğu ve ABD vatandaşlarının telif haklarını ihlal eden operasyonlar yürütüldüğü gerekçesi öne sürülerek operasyona girişildi. Fakat istihbarat kaynakları ABD’nin topraklarındaki Çin operasyonlarından gerçekten rahatsız olması halinde hedef alınması gereken diplomatik misyonun San Francisco’da bulunduğuna dikkat çekiyorlar.

Çin’in sıcak çatışmanın içerisine çekmeye çalışan ABD eğer ki aradığını bulamazsa, kendi topraklarında ve Avrupa’daki Çin çıkarlarını hedef alacak girişimlerde bulunması sürpriz olmayacaktır. Bu durumda Çin’in bugün gerek bölgesinde gerek küresel pazarlarda karşı karşıya kaldığı baskı, düşmanları azaltıp ittifakları ve dostları çoğaltmanın gereğine işaret ediyor.