ABD 2020 başkanlık seçimindeki adaylar ve Türkiye'ye olası etkileri

2020 yılında yapılacak seçimlerle yeni ABD başkanı seçilecek. Aday adaylarının şimdiden belli olmaya başlaması üzerine, olası değişimde Türkiye’nin durumuna ve Türkiye’ye ABD’nin bakış açısına bakmakta fayda var.

ABD’de yapılan başkanlık seçimleriyle 8 Kasım 2016’da Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Donald Trump, göreve gelmişti. Forbes’un dünya milyarderleri listesine göre bu yıl 715. sırada olan Trump’ın 3,1 milyar dolarlık serveti var.

Olası Demokrat adaylar

Eski Temsilciler Meclisi Üyesi ve Teksas senato adayı Beto O'Rourke, New Jersey Senatörü Corey Booker, South Bend (Indiana) Belediye Başkanı Pete Buttigieg, San Antonio (Teksas) Belediye Başkanı Julian Castro, Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren, Kaliforniya Senatörü Kamala Harris, New York Senatörü Kirsten Gillibrand, Minnesota Senatörü Amy Klobuchar, John Delaney, Tulsi Gabbard, Kirsten Gillibrand, John Hickenlooper, Jay Inslee, Marianne Williamson, Andrew Yang, Vermont Senatörü Bernie Sanders.

Eski Başkan Yardımcısı Joe Biden, en popüler isim olarak yarışa avantajlı başlayacak. New York eski belediye başkanı ve dolar milyarderi iş adamı Michael Bloomberg’in de ismi başkanlık yarışında anılıyor. Geçtiğimiz yıl Bloomberg'in seçmen kaydını resmen Demokrat Partiye yaptırması, 2020 ABD Başkanlık Seçimleri adaylığı için ilk adım olarak yorumlanmıştı. Hatta bazı çevrelerce Joe Biden’ın adaylığı kesinleşirse yardımcısı olarak seçimlere gireceği iddia edilmişti. Ancak, yardımcı olacağı iddiaları reddedildi. Dünyanın en varlıklı insanlarından olan Bloomberg’in 2020 başkanlık yarışına katılması halinde elindeki kaynakları seçim alanlarına süreceği belirtiliyor. Trump’ın neredeyse tüm politikalarına karşı çıktığı belirtilen Bloomberg’in, ayrıca silah kontrolü yasası ve göçmenlerle ilgili çeşitli sivil toplum örgütlerine milyonlarca dolarlarla ifade edilen yardımlar yaptığı belirtiliyor.

Olası Cumhuriyetçi aday

Massachusetts eski valisi Bill Weld, 2020 ABD başkanlık seçimlerinde Trump’a rakip olacağını duyurdu. Böylece ilk kez Cumhuriyetçi Parti içinden bir isim Trump’a karşı adaylığını ilan etmiş oldu. Ancak parti içinde çekişmelere Trump’ın adaylığını destekleyen isimler tarafından sıcak bakılmıyor. Öyle ki, Weld’in adaylığının ardından açıklama yapan Cumhuriyetçi Ulusal Komite, "kararlı bir şekilde" Trump'ın arkasında olduklarını duyurdu. Parti içinde Trump’ın aldığı destek yüzde 90’lar seviyesinde olduğu için Weld, olası bir aday gösterilmeme durumunda bağımsız aday olacağını da dile getirdi.

Biden favori aday

Eski Başkan Obama’nın yardımcısı Joe Biden, önceki seçim döneminde de adı geçmesine rağmen ailevi nedenleri gerekçe göstererek yarışa girmemiş, daha sonra ise "aday olmadığı için pişman olduğunu" dile getirmişti. Şimdi kulislerde yine adı başkanlık yarışlarıyla anılan Biden, Demokratlar arasında yapılan bir ankete göre yüzde 32 oranında başkan olarak görülmek isteniyor.

Anketlerde göze çarpan isimlerin yaşları da dikkat çekici bir ayrıntı olarak görülüyor. 76 yaşındaki Biden ve 77 yaşındaki Sanders, başkanlık koltuğuna oturmak için yarışa girecek en yaşlı isimler arasında yer alacak.

Başka bir anket şirketinin araştırmasına göre, son seçimde Clinton ile giriştiği ön seçim yarışını az farkla kaybeden Sanders’ın seçimde aday olması halinde Trump karşında avantajlı olabileceği sonucu çıktı. Geçtiğimiz aylarda açıklama yapan Sanders, 2020 seçimlerinde aday olacağını açıklamıştı. Ancak Sanders’in 2016 seçimlerinde kendisine destek veren kampanya ekibi içinde cinsiyet ayrımcılığı ve cinsel taciz yaşandığı iddiaları gündeme geldi. Çıkan haberlere göre; kampanyada görevli birçok kadın çalışan erkeklere göre daha düşük ücretlerde çalıştırılmış, cinsiyetçi şakalarla karşılaşmış ve şikayet edecek mercii bile bulamamıştı.

Donald Trump ile yaşanan sorunlar

Türkiye ile ABD arasında son zamanlarda yaşanan en büyük gerilim, Türkiye’nin Rusya’dan alacağı S-400 hava savunma füzeleri konusunda yaşandı. ABD, Türkiye’nin bu füzeleri almasını istemiyor ve bunun yanında Türkiye yine de bu füzeleri alacak olursa yaptırım uygulamakla tehdit ediyor. Ayrıca ABD tarafından Türk Akımı projesinin yapımı da, bağımlı olunacağı söylenerek onaylanmıyor.

ABD'li Pastör Andrew Craig Brunson'ın İzmir'de "terör örgütü adına suç işlemek ve casusluk”, “Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme", "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından yargılanması, Türkiye ile ABD arasında kriz çıkarmıştı. ABD tarafından İçişleri Bakanı Soylu ve Adalet Bakanı Gül’ün ABD’deki mal varlıkları ve bunlardan edecekleri faiz gelirleri dondurulmuş, ABD vatandaşlarının bakanlarla herhangi bir iş veya işlem yapması yasaklanmıştı.

Değişim veya istikrar durumunda Türkiye ile ilişkiler

Suriye, YPG, Irak, Türkiye’deki hak ve özgürlükler, 15 Temmuz darbe girişimi ve Fethullah Gülen’in iadesi gibi konularda ABD- Türkiye arasında büyük krizler yaşanmıştı ve yaşanmaya devam ediyor. Genel olarak Türkiye ile ilişkileri hep gergin seyreden Trump’ın tekrar seçilmesi durumunda, halkın desteğini iyice aldığını düşünerek Türkiye ile ilişkilerin daha gergin noktalara taşıması muhtemel görünüyor.

Eski Avrupalı diplomat Marc Pierini’nin görüşlerine göre, Gülen’in iade konusu, ABD yeni başkanının kim olacağıyla ilgili bir durum değil, kanıt olmadığı sürece karar verecek olan yargı olacak. Yani bu analize bakılacak olunursa; ABD’nin başına her kim gelirse gelsin, Türkiye’nin Gülen’in iadesi talebi başkana bağlı olarak değişkenlik göstermeyecek.

Bütün farklı siyasi görüşlere rağmen uzmanlar tek bir görüşte birleşiyor: Başkan olarak kim gelirse gelsin, ABD çıkarları nedeniyle Türkiye’nin müttefikliğine önem verecek. Türkiye’nin stratejik konumu, ABD’nin ülkemize olan ‘müttefik’ ilişkilerini bozmayacağını garanti ediyor gibi duruyor.

Trump’ın tekrar başkan seçilmesi durumunda da, dış politikada büyük bir belirsiz durumdan bahsedilebilir. Politikadaki değişiklikler konusunda son derece esnek olan Trump, asla yapmayacağını vaat ettiği birçok şeyi de yapabilir. 2000 yılında da Reform Partisi’nden aday olup bir süre sonra başkanlık yarışına girmekten vazgeçen Trump’ın, bu seçimlerde de itibarını korumak için anketlerde kendisinin önünde herhangi birinin olması durumunda yarıştan çekilebileceği ihtimaller arasında yer alıyor.

South Bend’in Demokrat Partili Belediye Başkanı Pete Buttigieg, ABD Başkanlığı için aday adaylığını açıklamıştı. Afganistan’da görev yapan eski bir asker ve eşcinsel olan Buttigieg, bazı anketlerde aday adayları arasında üçüncü sırada görülüyor. Ayrıca halkın büyük çoğunluğu tarafından LGBT bireyi Buttigieg’in olası adaylığı rahatsızlık yaratmıyor veya sevinçle karşılanıyor.

Seçim yarışının gündeme gelmesiyle birlikte, eski yönetimdeki eksiklikler tespit edilerek bu konuların üstüne adaylar tarafından yüklenilmeye başlandı. Örneğin çok fazla kişi veya devlet tarafından eleştirilen dış politikadaki eksiklikler üzerine Bernie Sanders ve Elizabeth Warren ciddi bir politika duruşu çizmeye başladı. Olası bir değişiklik halinde, kendisini uzun zamandır dış politika odaklı geliştirmiş bu adaylar, Türkiye ile ilişkileri daha iyi bir konuma getirebilir.