AB bütünleşmesinin yeni sorunu

Salgından etkilenen ülkelere yönelik 750 milyar avroluk kurtarma paketini ve 2020-27 AB bütçesini görüşmek üzere 17 Temmuz’da Brüksel’de bir araya gelen AB ülkeleri, 4 gün 4 gecelik yoğun bir toplantı trafiğinin ardından anlaşma sağlaya bildi. Zaman zaman söylemlerin dozu artarken, derinleşen ve çözülmesi gereken zengin kuzey-fakir güney çatışması gün yüzüne çıktı.

Geçtiğimiz günlerde düzenlenen AB Konseyi Özel Zirvesi, yeni tip korona virüsün birliğe etkisini gözler önüne serdi. Covid-19 salgını dünyada pek çok yeni soruna sebep olurken, bazı durumlarda mevcut şartların daha da derinleşmesine, kötüleşmesine neden oldu. AB içinde bir yandan yeni sorunlar ortaya çıkarken, diğer taraftan da eski sorunlar daha zorlu bir sürece girdi. Uzun süredir ekonomik anlamda hayli sıkıntılar çeken bazı AB üyelerinin salgın nedeniyle yaşadığı kayıplar, bütünleşmeyi daha da zorlaştırıyor. Salgının ilk döneminde krizi iyi yönetemeyen ve savunduğu ilkelere ters düşen AB’nin süreci nasıl yöneteceği şüphesiz uluslararası aktörlerin merak konusu. 17 Temmuz’da düzenlenen AB Konseyi Özel Zirvesi’nde kronikleşen zengin kuzey-fakir güney çatışması bundan sonra birliğin bütünleşme hikayesini nasıl etkileyeceğine dair ipuçları veriyor.

Brüksel’de düzenlenen AB Konseyi Özel Zirvesi’nde üye ülkelerin hükümet ve devlet başkanları, salgından etkilenen ülkeler için önerilen 750 milyar avroluk kurtarma paketini ve birliğin 2021-2027 dönemini kapsayacak 1,74 trilyonluk bütçesini görüştüler. Üye ülkeler arasında krize neden olan asıl konu ise paketin yüzde 60’lık kısmının geri ödemesiz olarak verilmesinin önerilmesiydi. Bu fikre Hollanda, Avusturya, İsveç ve Danimarka şiddetle karşı çıktılar. İtalya, İspanya ve Hırvatistan ise toparlanma işçin ortak borçlanmanın şart olduğunu savundular. Finlandiya kısmen kuzeyin fikirlerine katılırken, Almanya ve Fransa, Birliğin bütünlüğünün devamı için Komisyon’un önerisini destekledi.

AB BÜTEÇESİNDEN ÇIKARILMAYA ÇALIŞILAN ÜLKELER

Salgından etkilenen ülkelere yönelik kurtarma paketinin yanında devlet başkanlarının görüştüğü bir diğer konu da AB 2021-2027 dönemini kapsayacak 1,74 trilyonluk bütçesi. Birlik, tarihinde ilk defa bütçenin kullanımından temel hak ve ödevleri yerine getirmeyen ülkelerin pay almasını kısıtlamaya çalışıyor. AB, bütçe kullanımında Polonya ve Macaristan’ı engellemeye çalışıyor. Bu durumdan rahatsız olan ve yaşanan karışıklıktan Hollanda Başbakanı Mark Rutte’yi sorumlu tutan Macaristan Başbakanı Viktor Orban, yaptığı açıklamada hem paketi hem de bütçeyi veto etme tehdidinde bulunarak söz konusu hoşnutsuzluğu somutlaştırmış oldu.

BÜTÜNLEŞME EKONOMİYE BAĞLI

17 Temmuz’da düzenlenen zirvenin 4 gün 4 gece sürmesinin nedeni zirvede üye ülkelerin devlet başkanları kurtarma paketinin ne kadarının hibe ne kadarının kredi olacağı konusunda anlaşamamasıydı. Son gün 750 milyar avroluk paketin 390 milyar avrosunun hibe olacağı konusunda mutabık kalan devlet başkanları, böylelikle anlaşmayı imzalamış oldular. Böylelikle tıkanıklık aşılmış oldu fakat zirve yeni bir krize kapı aralamış oldu; zengin kuzey-fakir güney çatışması.

Anadolu Ajası'nda yer alan analize göre AB’nin salgın krizinden etkilenen ülkeleri kurtarma paketi ve 2017-2021 dönemi bütçesi üzerinde anlaşması, dünya ekonomisinde kapladığı yer nedeniyle sadece kendisini değil, AB ile ticari ilişkileri olan herkesi ilgilendiriyor. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) tahminlerine göre, mevcut ekonomik krizin önümüzdeki dönem 19 ülkenin içinde bulunduğu avro bölgesindeki (Eurozone) ekonomilerde yüzde 8,7’lik bir daralmaya yol açması bekleniyor. Bu daralmadan en fazla etkilenecek İspanya, İtalya ve Hırvatistan aynı zamanda Kovid-19 krizinden de en çok zarar gören ülkeler. 2008 finansal krizinin sonuçlarını yaşayan AB üyeleri daha fazla borçlanmak yerine AB yardımını hibe olarak kullanarak bu krizden çıkmanın ve toparlanmanın yollarını arıyorlar.