AB-Türkiye mutabakatı çökebilir

Uluslararası göç araştırmaları uzmanları, Türkiye’nin İdlib’den gelecek yeni bir mülteci akını ile karşı karşıya kalması halinde, AB ile Türkiye arasında devam eden mutabakatının sona erebileceğini belirtiyor.

AB-Türkiye mutabakatı çökebilir

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü (İFO)’nun Uluslararası Göç Araştırmaları Direktörü Panu Poutvaara göre, İdlib'deki durumun daha da kötüleşmesi ve yeni bir mülteci krizinin yaşanması durumunda AB ve Türkiye mülteci mutabakatı sona erebilir. İdlib’den yaklaşan sığınmacı akınına dair görüşlerini paylaşan uzmanlar, ‘’Türkiye yeni bir mülteci akını ile karşı karşıya kaldığı takdirde, hem siyasi hem ekonomik hem de yönetimsel olarak AB ile mutabakat kapsamındaki yükümlüklerine bağlı kalmakta çok zorlanır. AB-Türkiye mutabakatı çöker ya da uygulanamaz noktaya gelirse, AB'ye gelen mültecilerin sayısı dramatik bir şekilde artar ve bu sadece Türkiye'yi değil Avrupa'yı da devasa bir sınama bir karşı karşıya getirir” değerlendirmesinde bulundu.

Yunanistan sığınmacıları tahliye ediyor

Ege’deki Yunan adalarında da sığınmacı sayısısında ciddi artış olduğu biliniyor. Bu bağlamda Die Welt gazetesinde yer alan bir habere göre, Avrupa Komisyonu Yunanistan’dan Türkiye’ye daha fazla sığınmacı iade etmesini istedi. Gazete haberini Avrupa Komisyonu’nun göçün gelişimiyle ilgili hazırlanan özel bir raporuna dayandırdı. Raporda Yunanistan’dan Türkiye’ye sığınmacıları geri gönderme işlemlerinin düşündürücü bir biçimde yavaş yapıldığı ifade edildi.

Ayrıca geri göndermelerin etkin bir biçimde yapılabilmesi için Yunan makamlarıyla koordineli bir biçimde hareket etmeye ihtiyaç olduğu belirtildi. İltica konusundaki nihai kararların da artırılması gerektiği de raporda ifade edildi. AB ile Türkiye arasında, 2016 yılının Mart ayında imzalanan Mülteci Geri Kabul Anlaşması gereğince, yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçen sığınmacılar Türkiye’ye iade edilebiliyor.

Raporda neler var?

İFO’nun Uluslararası Göç Araştırmaları’nın raporuna göre; Ülkelerinden kaçarak Avrupa'ya gelen mültecilerin büyük bir çoğunluğu, bölgelerinde yaşanan çatışmalar sebebiyle ülkelerini terketti. Suriye, Afganistan, Irak, Eritre, Somali, Sudan'dan kaçanların yüzde 90'ı, silahlı ihtilaf ve baskılardan kaçtıklarını söylerken, Cezayir ve Fas gibi ülkelerden bu gerekçe ile kaçanların oranı yüzde 10, büyük çoğunluğu ekonomik gerekçelerle kaçtıklarını söylüyor. Bu arada çatışmalardan kaçarak Avrupa'ya ulaşan sığınmacıların çoğu, geldikleri ülkede yaşayanların ortalamasına kıyasla çok daha iyi eğitime sahipler. Ayrıca raporda yer alan bilgilere göre, Avrupa ülkelerine gitmeyi başarmış olanlar sığınmacılar daha iyi eğitimli ve daha varlıklı. Türkiye'de kalanlar ise daha az eğitimli ve daha az maddi olağana sahip kişiler.

AB ne yapmalı?

Öte yandan Suriye’de çatışan çok fazla çıkar var. Türkiye de, başka ülkeler de kendi menfaatlerini korumak amacıyla burada askeri ve siyasi varlıklarını sürdürmek, sorunun kendi beklentilerine uygun bir şekilde çözümünü sağlamak istiyor. İdlip Türkiye için insani sorunların ötesinde de önemli. Bazı ülkeler açısından Türkiye’yi İdlip üstünden sıkıştırmak, Rusya ile olan ilişkilerinde kırılma yaşanmasını sağlamak da bir seçenek olabilir ancak bölgede yaşanan mülteci sorunu, yalnızca Türkiye’nin sırtına yüklenemeyecek kadar ağır bir sorun. İdlip’teki sığınmacı akılı da Türkiye’ye gönderilirse bu durumdan yalnızca Türkiye zarar görmez, herkes zarar görür. Bu sebeple özellikle AB’nin bu sorunu Türkiye’ye yıkmaya çalışması gibi bir durum söz konusu değildir.

Türkiye bölgede yalnız bırakılırsa, daha önce gördüğümüz gibi bu çatışmasızlık bölgesi de Suriye güçlerinin eline geçer. Milyonlarca insan yine Türkiye sınırına dayanır, büyük bir göç dalgası daha yaşanır. Bu kadar kapsamlı ve ani bir insani krizle Türkiye’nin tek başına baş etmesi mümkün olmayacağı için de sonuç 18 Mart 2016 mutabakatının çökmesi ve Avrupa’ya yönelik yeni mülteci dalgasının başlaması olur. AB de bununla baş edemeyeceği, bir öncekinden çok daha büyük krizlerle karşılaşacağı için şimdiden tedbir almasında, İdlip’te yaşanan insanlık trajedisini sadece Türkiye’nin krizi olarak görmemesinde büyük yarar var.