AB’nin geleceğini mülteciler şekillendirecek

Uzun süredir mülteci ve göçmen akını karşısında çaresizliğini gizleyemeyen AB, son dönemde Covid-19 salgını ile büyük bir hezimete uğradı. Kurduğu ekonomik refahla sınırları dış dünyadan gelenlere kapatan Avrupa, bugün yaşadığı çöküş karşısında mülteci ve göçmenlere kapılarını açmaya hazırlanıyor. Bu durumda da AB’nin geleceğinde mültecilerin ve göçmenlerin etkin olacağının en net göstergesi.

Mülteci ve göçmen krizi uzun yıllardır Avrupa’nın karşı karşıya olduğu krizlerin başında geliyor. Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin ilişkilerine de etkisi olan kriz, AB’yi Avrupa dışı konularda daha fazla rol almaya itmiştir. Kıtanın mülteciler-göçmenler için bu denli gözde yerlerden olmasının nedeni; Avrupa’nın kendi arasında oluşturduğu ekonomik entegrasyon, siyasi istikrar, serbest geçim, kültürel entegrasyon ve sağladığı refahtır.

İnsanlık krizlerinin yaşandığı, savaşların sürdüğü bir dünya da kendini izole ederek, refahını artıran AB, bu dönemde kıta dışı ülkelere sadece pazar ve hammadde olarak baktı. Fakat bugüne gelinen nokta AB’nin dış dünyada yaşananlara daha fazla duyarsız kalamayacağını gösterdi. Ayrıca AB’nin de artık kendisini yenileyecek bir mülteci, göçmen akınına ihtiyacı var.

İSTİKRARSIZLIK AB’YE OLAN GÖÇÜ KÖRÜKLEDİ

Avrupa ikinci dünya savaşından sonra yaşadığı yıkımı daha hızlı bir şekilde atlata bilmek için birlik kurma yoluna gitti. Dolayısıyla ikinci dünya savaşı AB’nin temellerini attı. Fakat AB’nin temellerini atan İkinci Dünya Savaşı aynı zamanda AB’de insana dair pek çok olguyu da yıktı. Ki, bugün AB’nin dış dünyaya kapalı olmasının bir nedeni de budur. Yaşanan psikolojik, sosyolojik bugünkü AB’yi şekillendirdi.

İkinci Dünya Savaşı’nda yıkıma uğrayan AB bunun daha hızlı atlatılabilmesi için kendini dış dünyadan izole ederek, AB’nin kurulmasının temellerini hazırladı. Avrupa tarihinde ilk defa savaş geri plan itildi ve tüm Avrupa ülkeleri birlik olma kararı aldı. Bu yolla ekonomik refaha ulaşan AB, ekonomik ve siyasi istikrarın olmadığı, insanlık krizlerinin ve savaşların yaşandığı bölgelerden mülteci-göçmen akınlarına maruz kaldı. Rusya’dan Afrika’dan ve Orta Doğu’dan yüz binlerce insan Avrupa refahına ulaşa bilmek için yollarda can verdi denizlerde boğuldu.

AB’NİN DEMOGRAFİK YAPISI

Düşük doğum oranlarına sahip olan Avrupa’da nüfus her geçen gün yaşlanıyor. Avrupa İstatistik Kurumu’nun (EUROSTAT) verilerine genelinde AB’nin yaş ortalaması 40’ın üzerinde yani kıtanın nüfusu giderek yaşlanıyor. Kıtanın nüfusu giderek yaşlanırken, doğum oranları da çok düşük seviyede.  2017-2018 yıllarında AB üyesi 28 ülkenin toplam nüfusu sadece 1 milyon 74 bin 700 kişi arttı. 2017 yılında AB’deki ölüm oranları doğum oranlarını geçerken, kıtanın nüfusunu göçmenler arttırdı. 2017 yılında AB’de toplam 5 milyon 262 bin 700 ölüm, 5 milyon 58 bin 600 doğum gerçekleşti. AB’nin nüfus artışı yaklaşık 1,1 milyon göçmenden kaynaklı olarak değerlendirildi.

EUROSTAT’ın verilerine göre toplam 510 milyonu bulan 28 AB ülkesinde 80 yaşın üzerinde 26 milyon 761 bin 655 insan yaşıyor. Almanya'da 4 milyon 544 bin 298, İtalya'da 3 milyon 977 bin 449, Fransa'da 3 milyon 850 bin 802, İngiltere'de 3 milyon 93 bin 13 kişi 80 yaş sınırını geçmiş durumda. Avrupa nüfusu, ortalama yaşam süresinin uzamasıyla yaşlanmaya devam ediyor. 2005 yılında toplam nüfusun yüzde 4'ü 80 yaşın üzerinde olan AB'de bu oran 2015 yılında yüzde 5,3'e çıktı. Bir başka deyişe, her 20 Avrupalıdan biri 80 yaşının üzerinde.

Avrupa ülkelerinde 2018 yılında ortalama yaşı en yüksek olan ülke 46,3 yaş ortalaması ile İtalya’dır. İtalya’yı 46,0 yaş ortalaması ile Almanya takip etmektedir. Nüfusun ortalama yaşı İspanya’da 43,6; Finlandiya’da 42,7; Fransa’da 41,6; Birleşik Krallık’ta 40,1 ve Türkiye’de 31,7’dir.

AB’NİN GELECEĞİNİ MÜLTECİLER ŞEKİLLENDİRECEK

Nüfusu giderek yaşlan ve bir üretim üssü olan AB, ilerleyen dönemlerde mecburi olarak kapılarını mültecilere göçmenlere açacaktır. Zira AB’de çarkların dönmesinin tek yolu, çalışan nüfusun olmasıdır. AB nüfusunun her geçen gün yaşlandığı göz önüne alınırsa bu senaryonun yaşanması olasıdır ki, artık bu senaryonun belirtileri gün yüzüne çıkmaya başladı. Zira İtalya istihdam edilmek üzere 200 bin göçmene çalışma izni verecek.

Covid-19 salgınından ötürü İtalya'da uzun süredir devam eden karantina süreci ve sınırların kapanmasıyla mevsimlik işçilerin gelememesi nedeniyle tarımda ciddi sorunlar meydana geldi. Bu durum ülkedeki çiftlikleri büyük bir işçi sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktı. Bu nedenle fiyatların yükselmesi, ürünlerin zamanında toplanamaması, taze sebze ve meyve kıtlığı yaşanmasından endişe ediliyor.

İçişleri Bakanlığı'ndan Reuters'e konuşan bir kaynak, ülkede bulunan yaklaşık 200 bin düzensiz göçmene tarım alanında çalışmaları için geçici çalışma izni vermeye hazırlandıklarını ifade etti. Kaynak aynı zamanda, korona virüs salgınını daha iyi kontrol altına almak için, kayıt altına alınacak göçmenlerin Covid-19 hastalığına yakalanıp yakalanmadıklarına bakılacağını söyledi. İtalya’nın dışında geçtiğimiz günlerde Almanya’dan da benzer bir girişim geldi. Alman hükümeti korona virüsle mücadele kapsamında ülke genelindeki mülteci doktorların hastanelerde görev yapabileceğini dile getirdi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bugünkü halini alan AB’nin geleceği, bugünden sonra mültecilerin, göçmenlerin toplumsal hayata katılımıyla şekillenecek.