İngiltere-AB arasında Kuzey İrlanda düellosu

Brexit kapsamında İngiltere ve AB arasında yapılan müzakereler sürerken, ticaret düzenlemeleri Kuzey İrlanda noktasında sıkışıyor. AB tarafı düzenlemeleri hafifletmek istemezken, İngiltere ise misilleme yoluyla üye devletleri ikna etmeye çalışıyor.

Brexit sonrası AB ile Birleşik Krallık arasındaki en tartışmalı konuların başında Kuzey İrlanda geliyor.

Brüksel ile Londra arasındaki ticaret düzenlemelerinin görüşüleceği müzakereler bu ay içerisinde daha da yoğunlaşırken, Avrupa Birliği (AB) tarafının çarşamba günü, İngiltere tarafının ise önümüzdeki hafta rapor sunması bekleniyor.

Birleşik Krallık’ın bir parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi olan İrlanda Cumhuriyeti arasındaki kara sınırı, Brexit kapsamında Kuzey İrlanda Protokolü olarak yer alıyor. AB ile Kuzey İrlanda arasında devam edecek serbest geçiş uygulamasının sürmesi halinde, İngiltere’nin ticari mallarının Kuzey İrlanda üzerinden AB bölgesine gümrüksüz geçişi söz konusu. Bu geçişi engellemek için oluşturulan Kuzey İrlanda Protokolü ile İngiltere’den Kuzey İrlanda’ya gidecek bazı mallarda AB standartları uygulanacak. Ancak iki taraf söz konusu protokolün uygulanması noktasında anlaşmaya varamadı.

HANGİ TARAF NE İSTİYOR?

Brexit’in ardından İngiltere, Kuzey İrlanda’daki sendikacı politikacıların eleştirileri ve iş dünyasındaki aksamalarla karşı karşıya kaldı.

Londra, AB’nin Kuzey İrlanda’ya İngiltere, İskoçya ve Galler’den gönderilen mallarla ilgili sınır kontrollerinin kapsamını azaltmasını istiyor.

AB ise başta sosis ve süt ürünleri gibi dondurulmuş gıda ürünleri olmak üzere birçok malın AB standartlarına uygun olarak Kuzey İrlanda’ya geçmesinde ısrar ediyor.

İngiltere, Kuzey İrlanda Protokolü’nde değişiklikler yapılmasını istese de AB yetkilileri protokol üzerinde önemli değişiklikler yapılmayacağı yönünde uyarıda bulundu.

İlaçlar ve dondurulmuş gıdalar da dahil olmak üzere İngiltere’den Kuzey İrlanda’ya taşınan mallar için gümrük süreçlerinin basitleştirilmesi sağlanabilir. Ancak uzmanlara göre bu durum yine de İngiltere’nin tüm taleplerini karşılamayacak. İki taraf arasındaki sorunun ana noktası, İngiltere’nin Brexit müzakerelerinde tartışmalı olan ve Çekilme Anlaşması’nın uluslararası hukuk haline gelmesinden bu yana AB’nin çözüm bulduğunu düşündüğü protokolün çeşitli yönlerini değiştirme girişimi.

Bunlar arasında Kuzey İrlanda’da AB devlet yardımı kurallarının uygulanması ve bölgedeki AB hukuku söz konusu olduğunda Avrupa Adalet Divanı’nın (ECJ) gözetimi de yer alıyor. Bu düzenleme, Avrupa Komisyonu tarafından Kuzey İrlanda’nın işletmelerini ve vatandaşlarını doğrudan etkileyen bir sorundan ziyade İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın ideolojik bir talebi olarak görülüyor.

İNGİLTERE’DEN MİSİLLEME

Komisyon, İngiltere’nin her iki tarafın da ticari sorununu veya “ciddi ekonomik, toplumsal ve çevresel zorlukları” önlemek için harekete geçmesine izin veren 16. Madde aracılığıyla protokolün bazı kısımlarını Noel’den önce tek taraflı olarak askıya alınmasını kabul etti.

Bir AB yetkilisi, Komisyonun İngiltere’nin önerisine verdiği resmi yanıtın, bazı ürünlerin daha önce kararlaştırılan yetkisiz kullanım sürelerinin sona ermesinden sonra İngiltere’den Kuzey İrlanda’ya girmesine izin vermek için “ulusal kimlikli gıda ürünleri” kapsamında bir istisna yapılabileceğini söyledi.

Brexit Uzmanı David Frost, bu hafta Komisyona yeni bir protokolün temelini belirleyen yasal metni sunacak.

Uzmanların aktardığına göre Frost, salı günü Lizbon’da yapacağı konuşmada AB tarafından gelen önerilerin yetersiz olduğu konusunda uyarıda bulunacak. Ayrıca “protokolün işleyişinde dengesizlik yarattığı” gerekçesi ile İngiltere’den Kuzey İrlanda’ya giren dondurulmuş gıdalara yönelik yasağın kaldırılması için baskı yapacak.

İngiltere’nin uzlaşmaya varılamayan alanlarla sınırlı olmak üzere kısmi bir askıya alma uygulaması talep etmesi bekleniyor. Bunu da İngiltere’den Kuzey İrlanda’ya giren mallar üzerindeki gümrük vergilerinin yanı sıra belgelendirme ve standartlarla ilgili 5. ve 7. Maddeleri uygulamayı reddederek gerçekleştireceği tahmin ediliyor.

Blok tarafından en kötü senaryo olarak kabul edilen, ancak Johnson Kabinesi'nin en ılımlı üyeleri tarafından bile desteklenen protokolün askıya alınması uygulaması, İngiltere'ye kendi çözümlerini dayatma fırsatı verecek. Londra, İngiltere'nin yaklaşımının AB pazarına zarar vermediği hipotezini destekleyen kanıtlar toplarken, üye ülkelere misilleme yaparak kendi ekonomileri için İngiltere'nin ne kadar önemli olduğunu da gösterecek.

İNGİLTERE-FRANSA KRİZİ ANLAŞMALARI ENGELLİYOR

Hamle sırası AB tarafına geldiğinde ise protokolün 16. Maddesi kapsamında İngiltere’nin şartlara uymaması halinde bloğa “orantılı yeniden dengeleme önlemleri” ile misilleme yapma şansı verecek.

Politico’ya demeç veren bir AB diplomatı, AB’nin İngiltere’nin hamlelerine tepkisinin ne olacağı sorulduğunda, “Bir ticaret savaşı olur. Ancak hemen olmayacak” ifadelerini kullandı.

AB’nin 16. Maddeye başvurmadan önce Brüksel’e bir ay önceden bildirimde bulunma zorunluluğu var. Dolayısıyla İngiltere yine belirli bir süreye sahip olacak.

Bir AB yetkilisi, Komisyonun "gerginlik olmayan modda" kaldığını ve çözüm bulmaya odaklandığını söyledi. Ancak Frost'tan gelen son tehditler ve AB ülkeleri arasında artan endişe, Komisyonu yeniden harekete geçirdi. Üyeler, misilleme önlemleri konusunda Brüksel'deki AB büyükelçilerine danışmayı planlıyor.

İngiltere’nin eski Başbakanı Theresa May'in Brexit Danışmanı Raoul Ruparel, "Tam olarak nasıl bir misilleme yapıldığı ne kadar hızlı gerçekleştiği ve ne kadar sert etkilediği AB için bir test olacak" dedi.

Uzmanlar, Fransa'nın AUKUS'a olan öfkesi ve Manş Denizi'ndeki balıkçılık izinleri de dahil olmak üzere Fransa-İngiltere arasındaki ilişkinin söz konusu protokolleri etkilediğini öne sürdü.

Avrupa Reform Merkezi Müdürü Charles Grant, "Sorunun temeli, bir bakıma İngiliz-Fransız ilişkisinin kötü durumda olması. Fransızlar, Brexit konularında İngilizlere yardım etmek konusunda oldukça isteksiz. Ayrıca Fransızlar AB kurumları üzerinde çok da etkili" yorumunu yaptı.

Grant, Birleşik Krallık’ın Avrupa'da yeni ittifaklar edinmeye çalışması halinde AB için bir tehdit olacağını, çünkü herkesin Fransızların izlediği katı çizgiyi takip etmek istemeyeceğini belirtti.