AB ile Türkiye arasında göçmen krizi: Anlaşma mümkün mü?

Türkiye'nin İdlib'de Türk askerlerine düzenlenen saldırının ardından sınır kapılarını açma kararı, Avrupa’yı panikletti. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türkiye ve AB ilişkilerinin yeni bir dinamiğe ihtiyacı olduğunu söyledi. Ankara-Brüksel hattında başlayan üst düzey görüşmeler yeni bir anlaşma ile sonuçlanabilir mi? Türkiye, AB ile pazarlık masasına oturacak mı?

Fethiye Mutaf Narin/ INTELL4

Türkiye’nin İdlib’de gerçekleşen hain saldırı sonrası Avrupa'ya gitmek isteyen mültecileri durdurmama kararı alması Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında yeni bir göçmen krizini gündeme getirdi. Binlerce sığınmacının Yunan ve Bulgar sınırlarına akın etmesi ve çok sayıda göçmenin kaçak yollarla Avrupa’ya geçmesi Brüksel’i panikletti.

Brüksel’in en üst düzey yetkilileri, göç krizini konuşmak üzere acil olarak Ankara’ya gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme gerçekleştirdi. Söz konusu görüşmede AB’li yetkililer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeni bir mülteci anlaşması yapayı teklif etti. Erdoğan’ın ise yetkililere “Türkiye’ye verilen sözler tutulmadı. Türkiye’den ayrılmak isteyen mültecileri burada tutmak zorunda değiliz” mesajı verdiği öğrenildi.

TÜRKİYE İLE AB ARASINDAKİ ANLAŞMA NELERİ KAPSIYORDU?

Ankara ile Brüksel 2016 yılının Mart ayında, Suriye'deki iç savaştan kaçan mültecileri kabul eden Türkiye'nin desteklenmesi, AB'ye yönelik düzensiz göç akınının önlenmesine ilişkin işbirliğini öngören 'Göçmen Mutabakatı' üzerinde anlaşma sağlamıştı. Söz konusu anlaşmanın içeriğinde; Türkiye'den Yunan adalarına geçen tüm yeni düzensiz göçmenlerin Türkiye'ye iadesi ve iade işlemlerindeki masraflarının AB tarafından karşılanması. Türkiye’nin AB'ye yönelen düzensiz göç güzergahlarını engellemesi. AB’nin Türkiye’ye sığınmacılar için yarımda bulunması ve ilave fonlar oluşturulması gibi çok sayıda maddeyi kapsıyordu. Ancak AB anlaşma kapsamında belirlenen yardım sözlerini yerine getirmedi.

AB ANKARA’YA NE VAAD ETTİ?

Söz konusu görüşmenin ardından, Türkiye’nin içinden geçmiş olduğu zorlu dönemin farkında olduğunu ancak Avrupa için bu durumun kabul edilemez olduğunun altını çizen AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ‘’Biz Türkiye ile birlikte çalışmaya kararlıyız, Türkiye’de göçmenleri AB'ye geçmeleri konusunda teşvik etmemeli’’ açıklamasında bulundu.

Brüksel’in Ankara’ya nasıl bir teklifle geldiğini de açıklayan Borrell, “Suriye’de zor durumdaki insanlara yardım etmek amacıyla 170 milyon euro tutarında ilave insani yardım yapacağımızı ilan ediyoruz. Tek derdimiz, savaş koşullarında yardımı ulaştırmakta yaşayacağımız sıkıntılar” yanıtını verdi. Borrell, 170 milyon euroluk yardım içinden 60 milyon euronun Suriye’nin kuzeydoğusundaki insani kriz için harcanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıklıkla AB’nin sözlerini tutmadığını ifade etmesi üzerine Borrell, Türkiye’ye verilen mali yardım taahhütlerinin yerine getirileceğine de sözlerine ekledi.

ANLAŞMA SAĞLANABİLİR Mİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan AB’nin taahhütlerini yerine getirmekte geç kaldığına dikkat çekerek ‘’Türkiye bugüne kadar Suriyeli mülteciler için 40 milyar euro harcadı. Gerekirse bir 40 daha harcarız. Siz yardım göndermeseniz de olur” diyerek bir kez daha tepkisini dile getirdi. Görüşmeyi değerlendiren Avrupalı uzmanlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AB’den daha yüksek miktarda finansal yardım beklentisi içinde olduğu öne sürdü.

Göç uzmanlarına göre ise Türkiye’nin AB’den tek beklentisi maddi yardımla sınırlı değil. Ankara aynı zamanda, AB’ninde sorumluluk almasını ve mültecilerin bir bölümünü ülkelerine kabul etmesini istiyor. Bu çapta bir anlaşmaya AB’nin mesafeli olduğu biliniyor ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, sık sık maddi yardım taleplerinin bir anlam ifade etmediğini belirtiyor.

TÜRKİYE PAZARLIK MASASINA OTURACAK MI?

Nitekim Ankara’nın Brüksel ile pazarlık masasına oturması için önce AB’nin Türkiye ile birlikte kendisininde sığınmacılar konsunda sorumluluk alacağını kanıtlaması gerekiyor. Öte yandan AB’ninde sığınmacı alma teklifinde bulunması ve Türkiye’deki mültecilerin Avrupa'ya gitmek istememeleri için ülkedeki yaşamlarının iyi olması için gereken yardımların gereken zamanlarda yapılacağının garanti edilmesi de bir başka husus.

Eğer AB mülteciler konusunda elini taşın altına koyar ve çözüm sürecinde samimiyetini kantılar ise Ankara, Brüksel ile yeni bir anlaşma masasına oturabilir. Ancak AB, geçmişteki göçmen politikasını sürdürmede direnir ve gereken sorumluluğu almaz ise en büyük kaybeden AB ve özellikle Almanya olacaktır. Bir anlaşma sağlanmaz ise sığınmacıları durdurmak pek mümkün olmayacaktır.

Fethiye Mutaf Narin/ INTELL4

fethiyemutaf@intell4.com