AB içerisindeki Truva Atı: Kaliningrad

Rusya’nın ana karadan ayrı bir toprağı olan Kaliningrad, Baltık denizine kıyısı olan ve güneyden Polonya ile kuzeyden Litvanya ile sınır komşusu olan bir kara parçasıdır. Tarihi 1255’lere kadar uzanan bir geçmişe sahiptir.

1945 yılına kadar Alman devletlerinin egemenliği altında kalan bölge 2. Dünya Savaşı sonrasında Sovyet Ordusu tarafından işgal edilmiş 1946’da adı Kaliningrad olarak değiştirilmiştir. SSCB’nin yıkılmasının ardından 1990 yılında Rusya’ya bağlanan eksklav statüsünde bir özerk (oblastı) olan bu bölgenin 90’lı yıllarda önemi anlaşılamamış olsa da 2000 sonrası dönemde önemi artmıştır.

Kaliningrad’ın, Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte, Rusya ile kara bağlantısı kalmamıştır. Bölge ticari ve politik açıdan başlı başına büyük bir öneme haizdir. Özellikle Avrupa Birliği’nin 1990’dan sonra doğuya doğru genişleme stratejisi ve bunun sonucunda 1 Mayıs 2004’te 3’ü Baltık ülkesi olan 10 yeni ülkeyi içine alması Kaliningrad sorununu fiilen doğuran sebeptir. Genişleme stratejisi sonucunda Kaliningrad’ın çevresi AB üyeleri ülkeler tarafından sarılmıştır bir bakıma AB’nin karnında bir bıçak gibi kalmıştır. 

AB’nin genişleme stratejisi dışında NATO’da Rusya’yı çevreleme politikası izlemektedir. Özellikle 2006 yılında Karadağ’ı ittifakın 29. üyesi yapma yolunda adımlar atılmıştı. 620 bin nüfusa sahip Karadağ’ın Rusya’yı etkileyecek ne tür bir öneme sahip olduğunu anlamak için Karadağ’ın bulunduğu haritalara bakmak gerekir. Akdeniz açılan iki limanının olması sebebiyle Karadağ NATO için bir askeri mühimmat deposu görevi görecektir. 

Avrupanın doğu kanadında ciddi oranda askeri varlığa sahip olan NATO, Rusya’nın yayılmacı politikasından ötürü doğu avrupadaki askeri varlığını güçlendireceğini açıklamıştı. Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhakının ardından NATO liderleri Estonya, Litvanya, Letonya ve Polonya'ya toplam 4 bin asker konuşlandırılmasını resmen karara bağlamıştı. 2004 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhakının ardından NATO, Litvanya, Estonya, Letonya, Polonya, Romanya ve Bulgaristan'a füze savunma sistemleri yerleştirileceğini ve Rusya’nın tepkisine yanıt olarak, alınan önlemlerin İran tehditine karşı alındığını bildirmişti. 

 

NATO’nın Avrupanın doğu ülkelerine füze sistemi konuşlandırması Rusya tarafından tepkiyle karşılanmıştır ve Rusya NATO’nun izlemiş olduğu politikaya karşılık Kaliningrad kartını oynamıştır. AB ülkeleriyle çevrili olan Kaliningrad’daki askeri varlığının arttırma kararı alan Rusya buna ek olarak 3 Mart 2019’da bölgeye S-400 hava savunma sistemi konuşlandırıldığı açıklamıştı. Ayrıca bölgede bulunan İskende bölgede bulunan iskender füzelerinin nükleer başlık takılabilen cinsten ve NATO üyesi ülkelere müdahalede bulunacak menzilde olması Transatlantik ülkelerindeki liderleri endişelendiriyor. 

NATO ve Rusya’nın askeri alanda karşılıklı olarak almış oldukları önlemler her ne kadar tehdit unsuru oluştursada, yapılan hamlelerin uluslararası ilişkilerin caydırma teorisi “Deterrent Policy” kapsamında yapıldığı aşikar. Fakat AB özellikle birliğin doğu ülkeleri Kaliningrad realitesini göz ardı edemezler. Konum itibariyle Kaliningrad Rusya toprağı olarak Orta Avrupa ve Doğu Avrupa ülkeleri için bir tehdit unsurudur ve günümüzde Kaliningrad, Kıbrıs’ın yanısıra AB’nin yaşadığı en önemli sınır sorunlarındandır.