Avrupa Birliği dağılıyor

Son beş yıldır ekonomik kriz ile boğuşan, buna rağmen AB’nin bütçesine sürekli katkıda bulunan Fransa’da ‘Frexit’ gündeme geldi. Fransa’da yayınlanan bir haberde AB’nin artan masrafları, bozulan yapısı ve salgın karşısında yaşadığı çaresizlik ile birlikte Fransa’nın içerisinde bulunduğu ekonomik krizin AB’den ayrılık getireceği vurgulandı. Peki Fransa neden AB’den ayrılmak istiyor? Fransa AB’den ayrılabilir mi?

Dünyanın pek çok ülkesi Çin’de ortaya çıkan ve kısa süre içerisinde küresel bir salgına dönüşen koronavirüs karşısında ağır sınavlar verdi. Birçok ülke bu sınavdan geçemezken, pek çoğu da halkın yoğun tepkisi ile karşı karşıya kaldı. Salgının iyi yönetilmemesi beraberinde halk ayaklanmalarını getirirken, Fransa’da da durum farklı bir boyut kazandı.

Fransa’nın en çok okunan gazetelerinden biri olan Le Figaro’da salgına yönelik ilgin bir haber yer aldı. Laurent Herble imzasıyla “Avrupa Birliği’nde (AB) sonun başlangıcı mı?” başlıkla yayına çıkan haberde, birliğin salgın karşısında kaldığı zorluğa yer verildi. Makalede birliğin koronavirüs salgınında rolünü tam olarak üstlenemediği ve yetersiz kaldığı ifade edildi.

Herble, makalesinde Fransa’nın da İngiltere gibi AB’den ayrılabileceğini ifade ederek, ‘Frexit’ benzetmesini kullandı. Herble, birliğin özellikle Korona Virüs salgının neden olduğu ekonomik sorunlar karşısında yetersiz kaldığını belirtirken, “AB bizi ekonomik, tıbbi ve mali krizlerden koruyamadı. Birlik, bizi korumayan, felç eden ve dikkat dağınıklığına neden olan uyumsuz bir yapıdır“ eleştirisinde bulundu.

FRANSIZLAR AB’DEN AYRILMAK İSTİYOR

Avrupa Birliği’nin önemli ekonomilerini İngiltere, Almanya ve Fransa oluşturuyordu. Brexit ile Britanya’nın birlikten ayrılma kararı alması Fransa ve Almanya’nın ekonomik yükünü daha da artırdı. Dolayısıyla içeride hâlihazırda ekonomik sorunlarla boğuşan Fransa’nın giderleri, İngiltere’nin ayrılığı ile daha da artı.

Ekonomik gücü zayıflayan, iç politikada ekonomik krizin getirdiği ayaklanmalar ile boğuşan ve AB’nin artan ekonomik ağırlığını yüklenmek zorunda olan Fransa’da, salgın ile birlikte durumlar içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Kısa süre içerisinde salgın tüm ülke geneline yayılırken, kontrolü kaybeden Fransa, diğer taraftan da AB’nin salgın krizine yoğunlaşmak zorunda kaldı. Dolayısıyla halkın Fransız hükümetine olan güveni azaldı ve AB’den ayrılma söylemleri doğmaya başladı.

İNGİLTERE’Yİ AB’DEN İNGİLİZLER AYIRDI

İngiltere’nin AB’den ayrılmasında en büyük rolü halk dolayısıyla ekonomi oynadı. İngiltere’nin AB’den ayrılma isteği 1970’lere kadar dayanıyor. 1970’de yaşanan petrol krizi ile ekonomik buhrana sürüklenen İngiltere’de AB ödemeleri bu dönemde çok büyük sorun oldu. Zira ekonomik buhranla boğuşan halk AB bütçesine yapılan ödemelerden hoşnut değildi. Brexit’in kapısı açılırken, yapılan referandumda halkın yüzde 67’si üyeliğin devam etmesi yönünde oy kullandı.

İlerleyen yıllarda İngiltere ve AB’nin ekonomi üzerinden anlaşması zorlaşırken, İngiltere “geçinilmesi zor ortak” olarak kaldı. Fakat zaman içerisinde İngiltere’de AB şüpheciliği genişledi. İlerleyen yıllarda da İngiltere’nin AB bütçesine yaptığı katkının ağırlığı artarken, Brexit tekrardan gündeme geldi. 2016 yılından beri gündemden düşmeyen ayrılık konuşmaları, 2020 yılında gerçekleşti ve İngiltere halkın isteği doğrultusunda AB’den ayrıldı.

CALİFORNİYALILAR VE KATALANLAR DA AYRILIK İSTİYOR

Fransızlar ile aynı doğrultuda Californiyalılar da ekonomik koşullardan ötürü ABD’den ayrılmak istiyor. ABD’de Donald Trump’ın iktidara gelmesi ile birlikte taşlar yerinden oynadı. O dönemde California eyaletinde 'Yes California' adlı bir grup eyalet gündemine Birleşik Devletler’den ayrılmayı taşıdı. Grup, seçimleri Trump’ın kazanmasının ardından eyaleti bağımsızlığa taşımayı hedefleyen bir imza kampanyası başlattı. İmza kampanyası eyalet anayasasındaki “California ABD’nin ayrılmaz bir parçasıdır” maddesini değiştirmeyi öngörüyordu.

Donald Trump’ın iktidara gelmesi ile gündeme taşınan bağımsızlığının sürdürülebilirliğinin sorgulanmasının ardından yapılan açıklamalar çarpıcı nitelikte. “Yes California” grubu tarafından yapılan açıklamada eyaletin dünyanın en büyük ekonomisine sahip olduğu bu açıdan bakıldığında Fransa’yı bile geride bıraktığı paylaşıldı. Nüfus bakımından da 37 milyonun üzerindeki nüfusuyla da Polonya’yı geride bıraktığı aktarıldı.

Donald Trump’ın seçimleri kazanması ile gündeme gelen ayrılık söylemleri, Trump’tan önceye uzanıyor. Kampanyanın öncülüğünü üstelenen Louis J. Marinelli ve Marcus Ruiz, ekonomik gerekçeleri öne sürerek, 2015 yılında eyaletin İskoçya’nın Birleşik Krallık içindeki konumuna denk bir statü elde etmesi için kampanya başlattı. Birleşik Devletler’den ayrıldıktan sonra California’nın ekonomisinin daha güçlü olacağına inanılıyor.

California’nın ayrılık talebiyle aynı doğrultuda İspanya’nın Katalonya eyaleti de ekonomik sorunları gerekçe göstererek İspanya’dan ayrılmayı talep ediyor. Uzun süredir bu konudan faaliyet sürdüren Katalanlar, İspanya’nın kötüye giden ekonomisinin tüm yükünü Katalonya’nın taşıdığını ileri sürüyor.

İspanya’nın GSYİH’nın yüzde 19’unu tek başına karşılayan Katalonya, ülkenin en zengin özerk bölgelerinden biri. İspanya genelinde 24 bin Euro olan kişi başına düşen milli gelir, Katalonya’da 28 bin 600 Euro. Ülke genelinde işsizlik oranı 17,2 iken Katalonya’da bu rakam sadece 13.2. Pek çok dünyaca ünlü İspanyol markasına ev sahipliği yapan Katalonya, itahlatçı bir bölge ve dünya sıralamasında üst sıralarda yer alan İspanya’nın en iyi 5 üniversitesine de ev sahipliği yapıyor.

Sonuç olarak Katalonya’nın İspanya’dan ve California’nın da Birleşik Devletler’den ayrılmak istediği gibi Fransızlar da ekonomik sorunları ileri sürerek AB’den ayrıla talep edebilir. İngiltere’nin Brexit ile birlikten ayrıldığı gibi Fransa’da Frexit ile birlikte ayrılabilir. Bu noktada halkın ayrılık konusundaki düşünceleri önemli. Fransa’da yaşanan ekonomik kriz, AB’nin artan bütçe masrafları göz önüne alınınca Fransızların birlikten ayrılık talepleri gündeme gelebilir. Nitekim ilk kıvılcımı Le Figaro yaktı. Fransa’nın toplumsal ayaklanmalar ile devrimlere öncülük etmesi göz önüne alınırsa, ayrılığın ayaklanma ile geleceği de düşünülebilir.