7 Ağustos’ta Atina’da Akdeniz Toplantısı

Akdeniz’de yaşanan enerji krizi tırmanmaya devam etmekte. Bölge ülkelerinin karşılıklı olarak diplomatik düzeyde sert söylemler kullanması bölge dışı ülkelerin katılımıyla farklı bir boyuta taşınmış durumda. Son dönemde de Türkiye’nin bölgeyi ilgilendiren toplantılarda geri tutulması bölgede yaşanan krizde Türkiye’nin söz sahibi olmasını engellenmeye yönelik atılan adımlardandır.

7 Ağustos’ta Atina’da Akdeniz Toplantısı

7 Ağustos tarihinde Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail ve ABD enerji bakanları Atina’da yapılacak toplantılarda bir araya gelecek. Yunanistan tarafından yapılan açıklamaya göre ilk kez düzenlenecek görüşmelerde bakanlar Akdeniz ile ilgili enerji iş birliğini masaya yatıracak ve bir çalışma grubu oluşturulmasına yönelik kararlar alınacak. Tarafların gündem maddesi arasında Türkiye’nin Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının olup olmadığı henüz netlik kazanmış değil. Fakat Yunanistan ve AB tarafından Türkiye’nin faaliyetlerine ilişkin hoşnutsuzlukları sürekli gündeme yansımış ve AB tarafından Türkiye’ye yönelik birtakım yaptırımlar gündeme alınmıştı. 
 
Türkiye’nin dahil olmadığı Yunanistan’da yapılacak olan toplantıdan önce Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu 11. Büyükelçiler Konferansı'nın açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Açılış konuşmasında Doğu Akdeniz’de yaşananlara değinen Sayın Çavuşoğlu Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını arka plana iterek bölgede bulunan doğal kaynakları kendi emellerine yönelik yönetme-kullanma çalışmaları içerisine giren tüm taraflara Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e yönelik olan politikasını net bir şekilde dile getirdi.  
 
Bakan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:  
 
"Kıbrıs bizim milli davamızdır. Kader birliğimizin bulunduğu Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği ve güvenliği vazgeçilmezdir. Bu temelde hiçbir çözüm modelini dışlamıyoruz. Herhangi bir çözüm modelini de dayatmıyoruz. Sonuç odaklı müzakereye varız. Ama sırf müzakere yapmak için, sırf müzakere yapmış olmak için yeni bir süreç başlatmanın hiçbir yararı yoktur." 
 
Çavuşoğlu, Yunanistan'ı bölgede tüm konularda kazan kazan zemininde bir ortak olarak görmek istediklerine işaret ederek "Milletimiz kendisine dostluk elini uzatana gönlünü açar. Gelin bölgemizin ve halklarımızın refahı için birlikte çalışalım. Doğu Akdeniz'i bir barış, refah ve iş birliği havzasına çevirelim. Dolayısıyla bu bölgeye ilgi gösteren herkese mesajımız tektir: Bizimle iş birliği zemininde buluşun, herkes kazansın." diye konuştu. 
 
Akdeniz’de varlığı keşfedilen enerji kaynaklarının ardından dünyanın gözleri bölgeye çevrilmişti. Rum Yönetimi’nin Türkiye’nin ve Güney Kıbrıs Yönetimi’nin haklarını ihlal ederek bölgeyi parsellemesi ve enerji şirketlerine ruhsat vermesi ikili ilişkileri kopma noktasına getirmiş durumda. Son olarak 7 Ağustos tarihinde Enerji bakanları düzeyinde Atina’da Türkiye’nin davet edilmediği bir toplantı düzenlemeleri bölge ülkeleri arasında krize sebebiyet vermektedir. 
 
Akdeniz'de taraflar ülkeler arasında yaşanan krizin başlıca nedeni var olan enerji kaynaklarının kontrolü noktasında taraf ülkelerin anlaşma sağlayamamasıdır. Özellikle Rum Yönetimi’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını tanımamasından kaynaklanmaktır. Bunun dışında enerjide dışa bağımlı olan Kıta Avrupa’nın Rum Yönetimini desteklemesi de bölge ülkeleri arasında yaşanan krizi tırmandıran etkenlerdendir.   
 
Türkiye’nin, iki devletin çıkarları doğrultusunda Rum yönetimine çözüm odaklı tezler sunması karşılık bulmamıştır. Bölgede çıkarılacak olan enerjinin gelirlerinin ortak bir fona aktarılması ve bu fon aracılığıyla taraflar arasında eşit bir şekilde dağıtılması teklifi Rum yönetimi tarafından reddedilmiştir. Krizin çözülmesi için Rum Yönetiminin Türkiye ile iletişime geçmek istemeyişi krizin kalıcı sorunlara dönüşmesine sebebiyet vermektedir.