5G insanlığı ele geçirmek için mi kullanılacak?

Koronavirüs (Covid-19) ile birlikte gündeme gelen söylentiler ve 5G teknolojisinin virüsün etkinliğini ayırdığı iddiaları birçok Avrupa ülkesinde 5G baz istasyonlarının yakılıp yıkılmasına neden olmuştu. Aradan geçen sürede Çin bir yandan virüs ile mücadelesini sürdürürken bir yandan da bulut teknolojisini geliştirmeye devam etti. Başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinin birçoğu ise 5G karşıtı söylemler ile gündeme gelmeye devam ediyor. Peki 5G nedir? 5G teknolojisinin özellikleri neler?

Dünya genelinde Covid-19’un hükümetlerin hâkimiyet alanları üzerindeki sınaması pandemi ile eş zamanlı olarak sürerken, geri planda alınan kararların etkileri önümüzdeki yılların sosyal, ekonomik, toplumsal ve teknolojik gelişmelerine de damga vuracak.

Dünya ülkelerinin Akdeniz, Ortadoğu, İran yaptırımları, doğal afetler ve iklim krizlerine dikkat kesildiği bir dönemde Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs, Asya’nın gücününün ve hâkimiyet alanının da bir kez daha sorgulanmasına neden oldu.

ABD ısrarla ‘Çin virüsü’ dedi, Avrupa maske savaşlarında eridi, Tahran yönetimi kurtardık mı diye sevinirken İsrail her zamanki gibi en az hasarla virüsten sıyrılıp bölgeyi şekillendirme planı için kaldığı yerden işlerine devam etmenin yollarını aradı. Bu süreçte, Arap ülkeleri, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri en fazla zorlanan toplumların başında geldi.

Fakat virüsün Avrupa’da görülmesi, İtalya’nın üs olarak kabul edilmesi ve İngiltere’nin ilk günlerde aldığı kararların Başbakan Boris Johnson’ın yoğun bakımdaki tedavisine kadar uzanması hem ABD’nin Çin baskısına destek verilmesine hem de ilk hedef olarak 5G teknolojisine saldırılmasına neden oldu.

Hedefin 5G seçilmesi ise hem ekonomik hem de teknolojik olarak oldukça manidardı, zira bu teknolojinin getirileri bugüne kadar istihbarat servislerinin vazgeçilmezlerinden olan ‘dinleme’nin çok ötesindeydi.

Çinli telekom şirketi Huawei’nin dünya için teşkil ettiği tehlike ile eşleştirilen 5G ağları, devletlerin Çin’e karşı bir alternatif bulmak için birlikte çalışmasını da beraberinde getirdi.

ABD, Elon Musk’ın desteği ile uzaya yeni bir sistem kurmanın ve kolonileşmenin yollarını ararken, aslında hedeflenen 5G teknolojisine sahip olacak devletin dünyayı yeniden şekillendirme gücünü elde etmeye çalışmaktı.

Görünen o ki, 5G teknolojisinin öncüsü kim olursa, yapay zekanın ve bir sonraki sanayi devriminin standartlarını belirleyecek, kurallarını koyacak ve istediği dünya düzenini kuracak!

Bu noktadan bakıldığında ABD’nin ‘komünizm’ özelinde Rusya, Küba vb. ülkelerle verdiği mücadeleyi Çin ile de vermesi kaçınılmaz görünüyor.

Komünist bir diktatörlüğe Huawei ve 5G teknolojisiyle adım atmaya hazırlanan Çin ise, önüne konan engellere rağmen ABD’nin boşluk bıraktığı her alanda varlık göstererek dünya üzerine görünmez bir ‘bulut’ sistemi örmeye devam ediyor.

İşte bu nedenle Avrupa’da birçok ülke ABD’nin çağrısına kayıtsız kalamıyor. Bu nedenle Covid-19’un görüldüğü ilk günden bu yana en fazla saldırı 5G baz istasyonlarına gerçekleştiriliyor. Tam da bu nedenle, ülkeler vatandaşlarına Çin’i dava etmeleri yönünde mesajlar empoze ediyor.

Çin bulut sistemin yalnızca teknoloji ile sınırlı kalmaması için elinden geleni yaparken, ‘ekonomik’ ilişki kurduğu ülkelerde uluslararası platformlarda Çin’e alan açmaya devam ediyor. İtalya, Yunanistan, Ukrayna ve hatta İran bunun en belirgin örneklerinden yalnızca birkaçı.

Yakın zamanda yayınlanan bir Demokrasi Algı Endeksi anketi sonuçlarına göre halklar hala demokrasiye inanıp, hükümetlerinden daha fazla demokrasi isterken; teknolojinin başdöndürücü hızıyla birlikte dalga dalga gelen ‘bulut’ sistemin modern köleliğinin etkileri için önümüzdeki 3 yıl kritik öneme sahip.