5 soruda Brexit süreci

Yaklaşık 3 yıl önce başlayan Brexit süreci, Johnson hükümetinin çabasıyla gerçekleşen erken genel seçimi Muhafazakarların kazanmasıyla kesinleşti. Avam Kamarası Brexit yasasını meclisten geçirirken Kraliçe II. Elizabeth’in de kararı onaylamasıyla Brexit’in 31 Ocak’ta gerçekleşmesi bekleniyor. Brexit sürecini 5 soruda sizler için derledik.

5 soruda Brexit süreci

Avrupa Birliği’nin büyüsünün bozulduğu; ağır ekonomik krizin yaşandığı 2008 yılından bu yana Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde ayrılıktan yana tavır almaya başlamış ve tarihinde birçok kez de dile getirilen “Brexit” sürecini 2016 yılında yapılan referandumla başlatmıştı. O günden bugüne kadar üç tane hükümet değiştiren Birleşik Krallık 31 Ocak’ta Boris Johnson yönetimiyle birlikte Avrupa Birliğinden ayrılacak. Brexit nedir? Ne gibi sorunlar doğurabilir? Brexit sürecinden sonra neler olacak? Sorularının cevabını 5 soru 5 cevap şeklinde sizler için derledik.

1) Brexit nedir?

İngilizce “Britain” ve “exit” sözcüklerinin kısaltılmasından elde edilen Brexit, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasını ifade ediyor.

2) Brexit yeni bir olay mı?

Birleşik Krallık, 1973 yılından beri AB üyesidir. Dönemin Muhafazakar Parti lideri ve eski başbakanı David Cameron, 2015 yılında seçim vaadi olarak AB’den ayrılmak ya da birlikte kalmak için bir referandum yapacağı sözü vermiştir. Nihayetinde 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumdan yüzde 52 oy oranında, ülkenin AB’den ayrılması kararı çıkmıştır.

Birleşik Krallık'ın AB'ye katıldığı 1 Ocak 1973 yılı The Guardian gazetesi sür manşeti: "Avrupa Birliği'ndeyiz fakat havai fişekler yok" 

 

İngiltere’de yapılan bu referandum ilk Brexit referandumu değil, 1975’te yapılan ilk Brexit oylaması, o zamanki adıyla ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’nda kalma yönünde %67,2 oranında sonuçlanmıştı.

Eski başbakan Thatcher 2002 tarihinde yayınlanan Devlet Yönetimi adlı kitabında Avrupa Birliği'ni "çılgın bir proje, aydınların kibir abidesi, başarısızlığa uğraması kaçınılmaz olan bir program" olarak tanımlamıştı.

3) Birleşik Krallık ne zaman AB’den çıkacak?

2016’da düzenlenen, Avrupa Birliği’nden ayrılmanın oylandığı referandumdan ‘evet’ oyu çıkmasıyla başlayan Brexit sürecinde ülke siyaseti çıkmaza girmişti. Eski başbakan Theresa May, AB ile vardığı Brexit anlaşmasını Parlamento’da kabul ettirememişti. Üçüncü denemesinde de başarısızlığa uğrayan May koltuğunu Boris Johnson’a devretmişti.

Johnson’ın parlamentoyu tatil etme planı mahkemeden dönmüş ve ‘Brexit çıkmazı‘nı aşamayan, lideri olduğu Muhafazakar Parti’nin 12 Aralık’ta erken seçime gitme kararı kabul edilmişti. Seçimden rakibi İşçi Partisi’ne fark atarak çıkan Johnson, parlamentoda çoğunluğu elde etmiş dolayısıyla Brexit yasasını çıkarmasının önü açılmıştı. Mevcut plana göre Birleşik Krallık 31 Ocak’ta AB’den ayrılacak.

Taraflar 2020 sonuna kadar, bundan sonraki ilişkilerini düzenleyecek kapsamlı bir anlaşma yapmaya çalışacak. O süreçte İngiltere’nin AB içindeki hakları ve yükümlülükleri büyük oranda aynı kalacak.

4) Brexit’in yol açacağı sorunlar neler?

Birleşik Krallık’ta yapılan son seçimde kazanan milliyetçiler oldu. İskoçyalı milliyetçiler İngiltere’deki parlamentoda ezici üstünlük sağladı. Kuzey İrlanda’da, İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmek isteyen Cumhuriyetçiler parlamentoda çoğunluğu elde etti. İngiltere’de ise muhafazakar milliyetçi Boris Johnson mecliste çoğunluğu sağladı. Bu durum, Birleşik Krallık açısından önemli bir sıkıntı kaynağı durumunda.

Bununla birlikte, İskoçya Başbakanı ve İskoçya Ulusal Parti Lideri Nicola Sturgeon, Brexit’in kesinleşmesinin ardından İskoçya’nın kendi kaderini belirlemesi için yeniden referandum düzenlemesi talep edeceklerini belirtti.

Asıl tehdit ise Avrupa Birliği’nin sağladığı serbest ticaret ve serbest dolaşımın artık ortadan kalkacak olması. Özellikle AB’de kalmak istediğini 2016 yılında yaptığı referandumla açıkça ifade eden İskoçlar’ın, nasıl ikna edileceği merak konusu. Kuzey İrlanda ise AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti ile birleşip Brexit’in getireceği izolasyondan kendini korumak istiyor.

Avrupa Birliği’nin sağladığı serbest dolaşım ve ticaret kolaylığı, yıllardır Birleşik Krallık vatandaşları tarafından özümsenmiş ve bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Bu işin en zor yanı Birleşik Krallık’taki vatandaşların bu alışkanlıklarından ve kolaylıktan vazgeçecek olmaları; bir bakıma dünyalarının küçülmeleri. Eskiden rahatça ticaret yapıp çalışmaya gittikleri yerlere vize şartı gelmesi ve gümrük vergileriyle ticaretlerinin zarara uğraması insanların temelde şikayet ettiği konu olarak öne çıkıyor.

5) Kim zararlı çıkacak?

31 Ocak’ta Kraliçe II. Elizabeth’in de Brexit’i onaylamasıyla birlikte Birleşik Krallık ve AB ticari görüşmelere başlayacak. Bir yıl gibi kısa bir süre olması görüşmelerde sıkıntılara neden olacak. Olası bir anlaşılamama durumunda ticari ilişkiler, 2021 yılından itibaren Dünya Ticaret Örgütü’nün belirttiği kurallara göre gerçekleşecek.

Mevcut ayrılıkla birlikte kazançlı çıkan taraftan ziyade en az zararlı çıkan taraftan bahsetmek daha doğru bir yaklaşım. İlk olarak etkilenecek olan iki ülke arasındaki ticaret hacmi olacak. Birçok uluslararası şirket, AB’nin sunduğu serbest dolaşım imkanından yararlanmak için Birleşik Krallık’tan Avrupa birliğine taşınacağını açıkladı. Taraflar arasındaki vizesiz dolaşımın ortadan kalkmasıyla birlikte turizm gelirlerinde azalma gözlenecek. Ülke dışında çalışan vatandaşlar vize alamama veya çalışma izni alamama ihtimaliyle karşı karşıya kalacak. Nitekim Birleşik Krallık’tan oturma izni almak isteyenlerin şimdiden başvuru yapmaları gerektiğine dair açıklamalar gelmeye başladı.

Birleşik Krallık açısından kayıp daha fazla olacak. Hem ekonomik kayıp yaşayacak olan Birleşik Krallık, İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın AB’de kalmak istemesi nedeniyle bölünme riski ile yüzleşecek. AB’den ayrıldıktan sonra birliğin ekonomik boşluğunun nasıl doldurulacağı ise henüz net değil. Avrupa Birliği açısından ise ekonomik kayıp olmakla birlikte asıl kayıp siyasi yani birliğin bütünlüğü noktasında oldu. İngiltere’nin birlikten ayrılması uluslarası camiada prestij kaybına neden olurken “Avrupa Birliği”nin geleceği ciddi manada sorgulanacak. İtalya ve Fransa gibi ülkelerin ana muhalefet partilerinden farklı türde “exit”lerin dillendirilmeye başlandığı ortamda kararın, domino etkisi yapması birlik ve bölge ülkeleri açısından endişe yaratmaktadır.