Savaşta mıyız?

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs, Batı dünyasında etkisini yeni göstermeye başladı. Özellikle AB ve ABD’nin içinde bulunduğu durum günden güne vahametini artırırken küresel çapta bir ekonomik krizin ayak sesleri duyulmaya başlandı. Bu gelişmeler yaşanırken Almanya Şansölyesi Merkel mevcut durumu, “2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük kriz” olarak nitelemişti. Aynı niteleme bugün BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından da dile getirildi. Peki neden?

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, koronavirüs salgını nedeniyle İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük krizle karşı karşıya olunduğunu söyledi.

COVID-19'un sosyoekonomik etkileri konusunda hazırlanan raporun duyurusu için bir video mesaj yayınlayan Guterres, salgının muhtemelen yakın geçmişte benzeri görülmemiş şekilde her ülkede resesyona neden olacağını belirtti. Guterres, salgınının ve ekonomik etkilerinin istikrarsızlığı, kargaşayı ve çatışmaları artırma riski olduğunu savundu.

Guterres bu nedenle uluslararası toplumu koronavirüs salgınına ve COVID-19 hastalığının neden olduğu sosyoekonomik yıkıma karşı daha güçlü ve etkili şekilde karşı koymaya çağırdı.

Guterres, “Bu da ancak herkes bir araya gelirse, siyasi oyunları unutursak ve insanlığın tehlikede olduğunu anlarsak mümkün olur” diye konuştu.

DURUM CİDDİ, SİZLER DE DURUMU CİDDİYE ALIN

Almanya Şansölyesi Angela Merkel ulusa sesleniş konuşmasında mevcut duruma değinerek 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük krizle karşı karşıya olduklarını söyledi. Merkel "Bugün, daha önceden alışık olmadığımız bir yöntemle sizlere sesleniyorum. Durum ciddi. Sizler de durumu ciddiye alın" ifadelerini kullandı.

NEDEN BÖYLE BİR NİTELEME YAPILIYOR?

Pek çok lider, dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs salgınıyla ilgili, ne kadar zor bir zamandan geçildiğini anlatmak için “İkinci Dünya Savaşı” referansları kullandı. Birçok kişi, salgının “dünyanın İkinci Dünya Savaşı’ndan beri gördüğü en büyük tehdit olduğu” görüşünde birleşirken, bu benzetme, Almanya Şansölyesi Angela Merkel de dahil olmak üzere ülke liderleri tarafından dile getiriliyor.

Milliyet’in aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump, büyük firmaların savaş dönemlerindeki gibi gerektiğinde bazı malzemeleri üretebilmelerine olanak tanıyacak yasaya ilişkin yaptığı konuşmada kendisini “bir savaş zamanı Başkanı” gibi gördüğünü vurgulayarak, ülkesinin “görünmez bir düşmana” karşı savaşta olduğunu söyledi. İkinci Dünya Savaşı’nı yaşayan ender isimlerden olan İngiltere Kraliçesi Elizabeth, geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada, gençlik dönemine gönderme yaparak “Böyle zamanlarda ülkemizin tarihinin bir araya gelen ve bir olarak çalışan insanlar tarafından şekillendirildiği hatırlarım” ifadesini kullandı. Salgının etkilerini en kötü biçimde yaşayan İtalya’nın Başbakanı Giuseppe Conte ise, “ülkenin 2. Dünya Savaşı’ndan beri gördüğü en ciddi krizle karşı karşıya olduğunu” vurguladı.

ABD merkezli Associated Press haber ajansı, İkinci Dünya Savaşı ve Kovid-19 salgını esnasında yaşananlar arasında bir karşılaştırma yaptı.

2. Dünya Savaşı’nda o dönem yaklaşık 2.3 milyar olan dünya nüfusunun yüzde 3’ü hayatını kaybetmişti. 85 milyon kişinin ise cesedi bile bulunamamıştı. Günümüzdeki nüfusa oranlandığında, bu, 231 milyon kişiye karşılık geliyor. Bazı uzmanlar Kovid-19 salgınına karşı yeterli karantina ve sosyal uzaklaşma önlemleri alınmazsa ölüm sayısının onlarca milyonu bulabileceği endişesinin taşıyor.

Medya önünde pek konuşulmasa da günümüzde medyanın da aralarında olduğu siyaset, istihbarat ve ekonomi gibi alanlarda üstü kapalı bir savaş yürütülüyor. Koronavirüsün ülkelere yaptığı etki şimdi anlaşılmasa da orta vadede etkisi daha da derinden hissedilecek. Fabrikalar sanki savaşta bombalanmışçasına çalışmıyor. Sanayilerin büyük bir çoğunluğu iş yapmıyor. Hatta 2. Dünya Savaşı zamanı Stalin Hitler’e maden satabilirken şu an dünya ticareti büyük bir durgunluğa erişmiş durumda. ABD virüsle mücadele için trilyonlarca dolar bütçe ayırdığını duyurdu. Washington savaşa girseydi belki bu kadar zararlı çıkmazdı. Önümüzdeki süreçte kesin olan durum ise belirsizliğin daha da belirgin hale geldiğidir.