27 Mayıs’ta ne oldu?

27 mayıs askeri darbesinin bugün 59. yıldönümü...İktidardaki Demokrat Parti’nin Tahkikat Komisyonu ya da Vatan Cephesi gibi antidemokratik girişimleri gerek muhalefet, gerek üniversite, gerekse de ordu içindeki hoşnutsuzluğun artmasına neden olmuştu. Demokrat Parti iktidarının baskıcı bir rejim kurma girişimine karşı özellikle muhalefetin ve üniversite gençliğinin var gücüyle direnmesi ülkeyi siyasal bir çıkmaza soktu.

27 Mayıs’ta ne oldu?

27 Mayıs Darbesi, özellikle 1950’li yılların sonuna doğru gerginleşmeye başlayan siyasal ortamın bir sonucudur. 1954’ten sonra giderek artan ekonomik sorunlar, temel ihtiyaç maddelerinin temin edilmesinde yaşanan sıkıntılar ve 4 Ağustos 1958 devalüasyonu sonucunda doların 2.80’den 9 liraya çıkması dönemin başlıca ekonomik problemleriydi.

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Yassıada'da yapılan yargılamaların ardından eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam kararları oy birliğiyle alındı. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, Adnan Menderes ise İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de saat 13.21'de idam edilirken, Celal Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi. TSK içerisindeki bazı subay ve generallerden oluşan Millî Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen darbe neticesinde, demokrasi askıya alınırken Türkiye'nin uluslararası alanda itibarı büyük zarar gördü.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk darbesi, 27 Mayıs 1960'da, Demokrat Parti'nin (DP) "Türkiye'yi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" gerekçesiyle, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki bir grup subayın ülke yönetimine el koymasıyla gerçekleşti.1946 yılında çok partili hayata geçildi. 1950 yılında iktidara gelen DP, 10 yıl iktidarda kaldı. DP, iktidarının son dönemlerinde ülkede yaşanan gerilim, zaman zaman şiddetle kendisini gösterdi. Öyle ki CHP'nin genel başkanı olan İsmet İnönü, bazı yurt gezilerinde saldırıya uğradı. Üniversite öğrencileri hükümet aleyhinde eylemler yapmaya başladı.

DP, 14 Mayıs 1950 yılında iktidara geldi. CHP’nin 23 yıllık hükümeti ise muhalefet konumuna düştü. Dönemin DP başkanı olan İstanbul Milletvekili Adnan Menderes'in 19. Cumhuriyet Hükümetini kurmasına rağmen hükümet bir yılını doldurmadan 8 Mart 1951 tarihinde istifaya sürüklenmiştir.

27 Mayıs'ta Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, "DP'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" gerekçesini ileri sürerek, 27 Mayıs sabaha karşı yönetime el koydu.

Bildiride, şöyle denildi:

"Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekata Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak, idareyi hangi tarafa mensup olursa olsun seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır."

27 Mayıs muhtırasının ardından Osmanlı Devletinden kalan 10 bin altın devredilerek 3 Ocak 1961 tarihinde Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu adında bir fon oluşturulmuştur. Üyeliği zorunlu olan kuruma subay ve astsubayların maaşlarının %10’u ve yedek subayların maaşının %5’i aktarılmıştır.

592 sanıktan 288'i için idam istendi

Yassıada'daki yargılamalar, 14 Ekim 1960'ta başlayıp 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. Toplam 19 dosyada toplanan davalar, "anayasayı ihlal" davasıyla birleştirildi.

Tutuklular "vatana ihanet, meclis iç tüzüğünün değiştirilmesi, Kırşehir'in ilçe yapılması, CHP’nin mallarına el koymak"tan suçlu bulundu. Yassıada duruşmalarında 6-7 Eylül olaylarından da DP sorumlu tutuldu.