Pekin merkezli bir küresel sisteme hazır olun

Çin’de ortaya çıkan Covid-19 salgını yüz milyonlarca insanın toplumsal yaşantıdan kendilerini izole etmesine neden olurken, on binlercesinin de hayatını kaybetmesine neden oldu. Covid-19’un bulaştığı yüz binlerce insan virüsü yenmeye çalışırken, salgının ileriye dönük pek çok olguyu değiştireceğine dair değerlendirmeler yapılıyor. Pek çok uzmandan salgından sonra küresel sistemin liderinin Çin olacağını dile getiriyor.

Covid-19 salgını uzun süredir başlamış olan bir değişimi hızlandıracaktır. Yani ABD merkezi küreselleşmeden daha Çin merkezli bir küreselleşmeye doğru hareket.

ÇİN MERKEZLİ BİR KÜRESEL DÜZEN

Küreselleşmenin merkezinde nenden bir değişim yaşanacak? Bu değişim hareketi pek çok nedene bağlanabilir. Fakat en önemli neden Amerikalıların küreselleşmeye ve uluslararası ticarete olan güveninin kaybolmasıdır. Dolayısıyla ABD Başkanı Donald Trump olsun ya da olmasın ticaret anlaşmaları zehirlidir. ABD’ye rağmen Çin ne uluslararası ticarete ne de küreselleşmeye olan inancını kaybetmedi.

Çin’in küreselleşmeye ve uluslararası ticarete olan güvenini korumasının derin tarihsel nedenleri var. Çinli liderleri, Çin’in 1842’de 1949’a kadar olan yüzyılda uğradığı utancın önceki liderlerin kayıtsızlığının ve dünyadan kopma çabalarının bir sonucu olduğunu artık çok iyi biliyor. Buna karşılık da son birkaç on yıldır süren ekonomik dirilişin nedeni küresel katılımdır. Öte yandan Çin halkı da kültürel bir güven patlaması yaşadı. Her yerde rekabet edebileceklerine inanıyorlar.

Sonuç olarak “Çin kazandı mı?” kitabında da belirtildiği gibi birincil hedef küresel önceliği korumak ise, ABD, Çin ile siyasi ve ekonomik olarak sıfır toplamlı bir jeopolitik yarışmaya girmek zorunda kalacak. Ancak, ABD’min amacı sosyal durumu kötüleşmiş olan Amerikan halkının refahını artırmaksa, Çin ile işbirliği yapmalıdır. Zira danışmanlar işbirliğinin daha iyi bir seçim olacağını öne sürüyor. Yine ABD’nin Çin’e olan saldırgan yaklaşımı göz önüne alındığında, danışmanların çabaları boşa gidecek gibi duruyor.

SALGININ EKONOMİYİ KÖKÜNDEN SARSTI

Salgın, dünya ekonomisinde önceden var olan dört koşulu daha da kötü hale getirecek. Ekonomiyi eski haline döndürme faaliyetleri başarılı olsa da kronikleşmiş hasarlar devam edecek. Söz konusu koşullardan ilki, durgunluktur yani verimliliğin düşmesi, dış yatırımların çekilmesi (FDI-Foreign Direct Investment) ve neredeyse deflasyonun yaşanması. Durgunluk insanların riskten kaçınmasına yol açarken, taleplerde düşüşe ve inovasyonda zayıflamaya neden olacaktır.

İkincil olarak zengin ülkeler ve dünyanın geri kalanı arasındaki krizlere karşı dirençleri arasındaki uçurum daha da genişleyecektir.

Üçüncü olarak, gelişmekte olan ekonomilerin ortaya çıkan risk sonucu ABD doları üzerindeki bağımlılığı daha da artacaktır. ABD yatırım için daha az çekici hale gelse bile, onun cazibesi dünyanın pek çok yerine göre artacaktır. Bu da devam eden memnuniyetsizliğe yol açacaktır.

Son olarak, ekonomik milliyetçilik giderek dünyanın geri kalanından kendi ekonomilerini kapatmak için hükümetlere yol açacaktır. Bu asla tam özerkliğe ya da ona yakın bir şeye neden olmayacaktır. Ama ilk iki eğilimi güçlendirecek ve üçüncüsünün kızgınlığını artıracaktır.

*“Çin Merkezli Bir Küresel Düzen”, Kishore Mahbubani

**“Salgının Ekonomiyi Kökünden Sarstı”, Adam Posen

***Foreign Policy'den Türçe'ye İntell4 tarafından çevrilmiştir.