2021 Suriye savaşında dönüm noktası olacak

Suriye krizinde 10 yıl geride kaldı ancak ülkenin kuzeybatısındaki İdib düğümü hâlâ çözülemedi. ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in Suriye konusunda izleyeceği politika, bölgenin geleceği açısından bir hayli önemli. ABD - Türkiye İttifakı kurulur, birlikte masaya oturulursa bölgenin istikrarı sağlanabilir mi? 2021 Suriye için dönüm noktası olacak mı?

Fethiye Mutaf Narin/INTELL4

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a karşı başlayan barışçıl protestoların iç savaşa dönüşmesinin ardından, ülkede yaşayan milyonlarca sivil göç etmeye zorlandı ve mülteci konumuna düştü. Ülke toprakları, iç savaşın yanı sıra bölgesel ve küresel aktörlerin jeopolitik güç/nüfuz mücadelesi verdiği çok boyutlu savaş sahasına dönüştü.

Özellikle ülkenin kuzeybatısındaki İdib düğümü hâlâ çözülebilmiş değil. Burada Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve Türkiye’nin yanı sıra terör örgütü Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) kontrolünde olan bölgeler mevcut.

İdlib’de Rusya ve Türkiye’nin garantörlüğünde sağlanan ateşkesin iptali ise bölgedeki en büyük endişe kaynağı. Çünkü böyle bir durumda yalnızca Türkiye’ye doğru yeni bir mülteci akını başlamayacak aynı zamanda bu bölgedeki varlığını sürdüren radikal unsurların dünyanın her yerine dağılma ihtimali de gündeme gelecek.

BIDEN’İN İDLİB POLİTİKASI

Bu bakımdan ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’in İdlib konusuda izleyeceği politika bir hayli önemli. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu tarafından yayımlanan bir raporda, Biden yönetiminin İdlib’de “terörle mücadele” ekseninden çıkıp “yaratıcı çözümler üretmesi” önerildi.

Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Suriye'deki iç savaşın 10’uncu yılı için kaleme aldığı makalede, Biden yönetimine çağrıda bulunarak, “Suriye’deki trajediyi sonlandırmak ve demokrasiyi müdafaa etmek için bizimle birlikte çalışmalıdır” ifadelerini kullanmıştı. 

‘’ABD, SURİYE’DE TÜRKİYE’NİN YANINDA YER ALMALI’’

Analistlere göre, bölgede ciddi bir siyasi boşluk mevcut. Trump yönetimi daha önce bu boşluğu doğru şekilde dolduramamıştı. Biden’in ise bölgede nasıl bir politika izleyeceği henüz şekillenmedi. Ancak Uluslararası Kriz Grubu’nın yayımladığı rapora göre, Biden yönetimi İdlib’de, Avrupalı müttefikleri ve Türkiye ile birlikte çalışmalı. Yeni yönetimin bunu yapması durumunda, Suriye’nin kuzeybatısında şiddetin engellenebileceği görüşü hâkim.

Biden’in Obama döneminde başkan yardımcılığı görevini üstlenmiş olması, yeni Washington yönetiminin uluslarası çapta diplomasi öncelikli bir politikası izleme ihtimalini oldukça kuvvetli kılıyor. Analistler, Washington’un diplomasi öncelikli yaklaşımını, terörle mücadele politikasına uygulayarak bu tutumunu sürdürmesi gerektiğini savunuyor.

Askerî gücünün arkasına sığınarak “sonsuza dek süren savaşları” sona erdirmek isteyen ABD’li yetkililer için İdlib’deki durum, söylemlerine uygun bir fırsat olarak görünüyor. 

Biden yönetimi İdlib’deki konumunu netleştirmek istiyorsa, istikrârı bozan şiddetin, gereksiz bir şekilde yeniden tırmanmasını önlemek amacıyla kararlı bir adım atması gerekiyor.

2021 SURİYE İÇİN DÖNÜM YILI OLABİLİR Mİ?

Rejimin, iktidarda kalmak için ülkeyi yakıp yıkmaktan çekinmediğini biliyoruz ancak ülkedeki iç savaşın sonuçları daha yeni yeni ortaya çıkmaya başladı. Rejimin bazı bölgeleri geri almasına ve IŞİD’in resmi yenilgisine rağmen ülke barış şartlarından oldukça uzak. Bölgede gıda kıtlığının yaşanması ve beslenme şartlarının daha da kötüleşmesi nedeniyle insani yardıma muhtaç göçmenlerin sayısının artması bekleniyor. Bu haber Intell4'den alıntıdır.

İdlib’de binlerce mültecinin oldukça kötü şartlarda yaşadığını ve koronavirüsün tehdidi altında olduklarını da göz önünde bulundurursak, bu yıl Suriye için alınacak kararlar ülkede yaşayanların geleceği için oldukça belirleyici olacak. Özellikle, AB’nin çöküşün eşiğindeki bir ülkeye insani yardım dışında hiçbir destekte bulunmaması, durumun vehametini arttırıyor.

Tüm bunların yanı sıra son yıllarda Rusya, İran ve Türkiye dışında Suriye’ye yönelik bir ilgi eksikliği olduğunu göz önünde bulundurursak, dünyanın sadece ellerini yıkayarak işin içinden sıyrılamayacağını söyleyebiliriz.

Bu bakımdan Suriye meselesini çözme ve statükonun sağlanmasına katkı sunmak için tüm dünya elinden geleni yapmalı ve kararlı olmalı.

Fethiye Mutaf Narin/INTELL4