Merkez Bankası'nın faiz artırımı 2021'e nasıl yansıyacak?

Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca faiz indirimine giden Merkez Bankası, Naci Ağbal’ın göreve gelmesinden sonraki iki toplantıda sert faiz artırımına gitti. Piyasalar kararı olumlu karşılarken, 2021’e yansımasının ne şekilde olacağı henüz netleşmezken, uzmanlar konuya ilişkin ne diyor?

Murat Uysal döneminde faizleri yüzde 24 seviyesinden yüzde 10,25'e kadar çeken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Naci Ağbal'ın göreve getirildiği 7 Kasım'dan sonra gerçekleşen iki toplantıda politika faizini önce yüzde 15'e daha sonra yüzde 17'ye çekti.

Faiz, son olarak bu seviyeyi 12 Eylül 2019'da yüzde 16,50 ile görmüştü. O zaman 5 lira 65 kuruş olan Dolar/TL kuru, bugünkü kararla en düşük 7 lira 55 kuruştan değerlendi.

Son bir yıllık sürece bakıldığında, 12 Aralık 2019'da yüzde 11,84 olan enflasyon, Kasım 2020 itibarıyla yüzde 14,03'e yükselmiş durumda. Kasım için enflasyon beklentileri yüzde 12 seviyesindeydi.

Merkez Bankası'nın 28 Ekim 2020'de yayımladığı yılın son Enflasyon Raporu'na göre 2020 enflasyonu yüzde 12,1, 2021 enflasyonu ise yüzde 9,4 tahmin ediliyor.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın eylülde açıkladığı Yeni Ekonomi Programı'nda ise 2020 enflasyonu yüzde 10, 2021 enflasyonu ise yüzde 8 seviyesinde öngörülmüştü.

Tarihi rekorunu 6 Kasım 2020'de 8,55 lira ile kıran Türk Lirası'nın dolar karşısındaki son bir yıllık kaybı ise yüzde 30.

TCMB'nin 24 Aralık tarihli faiz kararı metni ise 19 Kasım tarihli metne göre daha detaylı ve ekonomistlerin deyimiyle daha "şahin" görünümlüydü.

Birinci olarak 2020'nin ilk yarısında gerçekleşen kredi kampanyalarıyla artan kredi ivmesinin "birikimli etkilerinin" devam ettiğini söyleyen Merkez Bankası, enflasyon görünümünü olumsu etkileyen unsurları şöyle sıraladı:

- Kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güç kazanan iç talep,
- Döviz kuru başta olmak üzere birikimli maliyet etkileri,
- Uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş,
- Enflasyon beklentilerindeki bozulma.

2021 sonu için daha önceden öngörülen yüzde 9,4'lük enflasyon hedefini göz önünde bulundurduğunu açıkça ifade eden Merkez Bankası, "Enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve dezenflasyon sürecinin en kısa sürede yeniden tesisi için güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir" ifadesine yer verdi.

Bu bilgiler ışığında Merkez Bankası'nın Naci Ağbal döneminde ikinci kez faiz artırmasını ekonomistler nasıl yorumluyor?

Independent Türkçe'den Gökçen Tuncer'in sorularını yanıtlayan uzmanlar, Türkiye ekonomisinin durumdan olumlu etkileneceğini fakat uzun vadede farklı planların da yapılması gerektiğini vurguladı.

Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Caner Özdurak, ise faizin zaman kazandırdığını ancak kalıcı bir etkisinin olamadığını söyledi.

Merkez Bankası'nın metinlerinde doğru şeyleri söylediğini ifade eden Özdurak, "Karşımızda piyasayı anlayan ve ona göre hareket etme vaadinde bulunan bir muhatap var. Yeni Merkez Bankası yönetimi, konuyu anlayan bir muhatap. Şimdiye kadar da pek karışılmıyor gibi görünüyor. Şu ana kadar burada, Naci Ağbal'ın kişisel repütasyonu da önemli gibi duruyor" diye konuştu.

"Rezervlerin geri kazanılması ilgili doğru şeyler söyleniyor ve en azından burada ‘faiz, enflasyonun nedenidir' savı bırakılmış gibi" değerlendirmesini yapan Özdurak olması gereken mekanizmayı şöyle açıkladı:

Enflasyon düşecek, enflasyon düştükten sonra kredibilitemiz artacak, risk primlerimiz düşecek, finansal istikrar ve ters dolarizasyon sağlanacak ve ondan sonra faizler kalıcı şekilde düşmeye başlayacak. Mekanizma bu. Merkez Bankası da bu mekanizmayı anladığını ve desteklediğini metinlerinde gösteriyor.

"PANDEMİNİN ETKİLERİNİN AZALMASIYLA İLEVA DESTEĞE İHTİYAÇ AZALABİLİR" 

İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı Nilüfer Sezgin ise Bloomberg HT'ye yaptığı açıklamada Merkez Bankası'nın, yüzde 9,4'lük 2020 yıl sonu enflasyon hedefine götürecek bir para politikası duruşu sergilediğini söyledi.

TCMB'nin faiz kararı metninde dezenflasyona vurgu yapmasının çok önemli olduğunu söyleyen Sezgin, "Enflasyonu düşürmek için gereken para politikası duruşu farklı olabilir. Enflasyona ek olarak dezenflasyon sürecini de dikkate aldığını not etmek lazım" dedi.

Nilüfer Sezgin de 2020'deki kredi büyümesine dikkati çekerek 2021'de pandeminin etkilerinin azalması ve normal bir seyire dönülmesi durumunda ilave desteğe ihtiyacın azalabileceğini belirtti.

"Ticaretin canlanması, ekonomik faaliyetin hızlanması gibi sebeplerle, krediler kanalıyla gelen desteğe ihtiyaç azalacaktır" diyen Sezgin, faizin firmaların borçluluğunda önemli bir maliyet unsuru olduğunu söyleyerek şunları söyledi:

2021'in ikinci yarısında enflasyonun düşmesiyle birlikte tekrar faiz indirimleri gündeme gelirse, muhtemelen geçici bir süre için maliyetlerin bu seviyeye yükseldiğini göreceğiz. Desteğe ihtiyaç duyan alanlar olacaktır.

Düşük gelirliler, hizmet sektörü gibi. Kaynak kullanımını doğru yapmak lazım. Düşük faizle bol bir şekilde sunmak yerine ihtiyaç neredeyse orası tespit edilip nokta hedef şeklinde kullanılması daha doğru. 2020'de bunun tersini yaptık. Kimi gerçekten ihtiyacını giderdi kimi başka sebeplerle yaptık. Döviz kurunun artması gibi yan etkilerle karşılaştık.