2021 dijital dönüşüm yılı olacak

Koronavirüs salgını sonrası tüm dünyada iş yapış şekilleri hızla değişti, değişmeye devam ediyor. 2021 yılında veri analitiğinden yapay zekaya, ofis çalışma hayatından eğitime, çağrı merkezlerinden e-Dönüşüme kadar birçok alanda yenilik hayatımıza girecek.

Pandemi süreciyle birlikte dünya büyük bir değişim süreci geçirdi. Ekonomiden sosyal hayata, eğitimden sağlığa bildiğimiz tüm sistemlerin değiştiğini, dönüştüğünü görüyoruz ve yaşıyoruz. Hatta daha önce yapılamaz denen şeylerin artık mümkün olduğunu deneyimleyerek yaşadık ve öğrendik. Peki, önümüzdeki günler neler getirebilir?

Yaşadığımız dönemde kurumlar dijitalleşmenin ne kadar hayati bir rol oynadığını fark ettiler. Güçlü dijital altyapısını kurmuş olan kimi şirketlerin bu dönemden daha da güçlenerek çıktığını, kimisinin de zararı bu sayede minimize ettiğini gözlemledik. Bu deneyim, kurumlara önümüzdeki dönemde dijitalleşme yol haritası için büyük bir işaret verdi.

Hastaneye gitmeden doktor muayenesi, okula gitmeden eğitim, ofise gitmeden çalışmak mümkün. Aslında teknoloji ve dijitalleşme bize ‘without’ İngilizce kelimesi ile insansız araçlar, doktorsuz hastaneler, kitapsız kütüphaneler diyordu; ancak pandemi değişimi biraz daha hızlandırdı. Evlere kapanarak dijitalin gücünü iyice keşfettik diyebiliriz.

Müşterilere sunulan ‘İstediğin yerden bize ulaşabilirsin’ yaklaşımı çalışanlara da yansıyacak ve ‘İstediğin yerden çalışabilirken tüm sistemlere erişebilirsin’ yaklaşımı önem kazanacak.

Bu aşamada güvenlik daha da önemli hale gelecek. Çalışanlara bu yapıyı sunarken bulut teknolojileri ön plana çıkacak. Eğitimde hibrit bir model öngörülürken, ofisler için de dijitalleşmenin önemi artacak.

HERKES İÇİN ANALİTİK DÖNEMİ 

Veriden katma değer sunan sonuçlar çıkarmak üzere ileri analitik yöntemler, yapay zekâ teknolojileri dijital dünyayı şekillendirecek, yol haritasını çizecek.

2021 yılında veri analitiğine yön verecek trendlerin başında “Herkes için Analitik” geldiğine dikkat çeken SAS Güneydoğu Avrupa Bölgesi Genel Müdürü Tayfun Topkoç, analitik platformlarının gelişmesiyle beraber veri analizi ve ileri analitik tekniklerini kullanmak için kod yazma ihtiyacının azaldığını söylüyor.

Gelecek senelerde büyük ölçekli tahmine dayalı analitiğin ve otomatikleştirilmiş iş kararlarının hayatımızın bir parçası haline geldiğini göreceğiz. Sahte videolar ve konuşmalar (deepfake) üretebilen algoritmalar, fizik teorilerinin test edildiği simülasyonlar derken sınırlarını hayal gücümüzün çizdiği bir gelecek var önümüzde.

ROBOTİK SÜREÇ OTOMASYONU 

Otomasyon teknolojileri de virüs salgını sırasında oldukça önemli bir rol oynadı. Özellikle RPA dediğimiz robotik yazılımlar, azaltılmış veya sınırlı kaynakları olan şirketlerin işleyişi bakımından oldukça önemli bir teknoloji oldu.

Şirketler robotlar sayesinde iş süreçlerinde hiçbir kayıp yaşamadan bu süreci atlatmayı başardı. Ayrıca bu pandemi döneminde sağlık sektöründe de robotlar büyük işlere imza attı. 

COVID-19 testinin hızlandırılmasına, uygulanabilir bir aşı için klinik testlerin otomatikleştirilmesine, çalışanlar için merkezi sağlık verilerinin sağlanmasına ve iletişim merkezlerinin kullanıma kadar birçok alanda yardımcı oldu. Linktera Genel Müdürü Taşkın Osman Aksoy, “Robotik Süreç Otomasyonu 2016’dan bu yana şirketlere olan katkısını net bir şekilde kanıtlayarak 2020 yılına büyük bir hız ve başarıyla gelmeyi başardı.

2016 yılında 198 milyon dolarlık RPA yazılım satın alımları yapılırken şu anda bu sayı 2020 yılında 630 milyon dolara kadar yükselmiş durumda. 2021’de ise bu sayının 952 milyon dolara çıkması öngörülüyor.

Özellikle yapay zeka tarafında yapılacak ortak çalışmalar sayesinde Robotik Süreç Otomasyonu dünya çapında daha büyük bir etki oluşturacak, teknoloji ve çalışanlar arasında verimlilik, üretkenlik, iletişim ve etkileşim daha da artacak” diyor.

CBOT Kurucu ve CEOsu Mete Aktaş da 2021 yılı ve sonrasında bankacılık, telekomünikasyon, perakende, havayolu, e-ticaret gibi lokomotif sektörlerin yanında sağlık, sigorta, imalat, seyahat gibi sektörlerde ve kamu alanında da yapay zekanın vazgeçilmez olacağını söylüyor.

EĞİTİMDE HİBRİT MODEL 

Pandeminin de etkisiyle, dijitalleş-menin en önemli etki alanlarından ikisinin ofis-çalışma hayatı ve eğitim üzerinde olacağını söylemek mümkün. Uzaktan çalışma, uzaktan eğitim gibi alternatiflerin daha etkin bir şekilde hayata geçeceği günler bizleri bekliyor.

Karma öğrenme, hibrid öğrenme, karışık öğrenme olarak da bilinen harmanlanmış öğrenme en sade tanımıyla geleneksel eğitim metodunun çevrimiçi (online) eğitim materyalleriyle zenginleştirilmesi yani harmanlanması olarak tanımlanmaktadır. Kullanılan teknolojilerin yanı sıra farklı eğitim felsefelerinin geleneksel öğrenme ortamında birlikte kullanılması da harmanlanmış öğrenme olarak tanımlanmaktadır.

Harmanlanmış öğrenme geleneksel eğitimi desteklemek amacıyla teknolojik materyallerin kullanılması olarak düşünülmemelidir. Harmanlanmış öğrenmedeki denge çevrimiçi ağırlıklı eğitim veren bir kurumun verimliliği arttırmak amacıyla çevrimiçi eğitime ek olarak yüz yüze ders vermesi olarak da düşünülebilir.

e-DEKONT UYGULAMASI 

2020 yılında e-Dönüşüm sektörünün gidişatını doğrudan etkileyen birçok değişiklik ve yenilik yaşandı. Bununla birlikte 2021 yılında gündemde daha çok yer alması beklenen bazı uygulamalar var. Bu uygulamaların en başında e-Dekont uygulaması geliyor.

e-Dekont uygulaması, bankalar tarafından kâğıt ortamda düzenlenen işlemlerin özeti ve belgesi niteliğindeki dekontun, elektronik ortamda düzenlenmesi, muhatabına talebine göre elektronik veya kağıt ortamda iletilebilmesi, elektronik ortamda saklama ve vergi denetiminde ibraz edilebilmesine imkan veren bir uygulama. Bankalar uzun bir süre elektronik posta üzerinden de bu dekontları paylaşmaktaydı.

1 Temmuz 2020 itibariyle Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’e uyarak bu uygulamayı internet ve mobil uygulamalar içinden gösterme gibi farklı yöntemlere geçtiler.

AKILLI FABRİKALAR

Endüstri 4.0 çağı ile birlikte, akıllı fabrikalar yıllardır duyduğumuz bir kavramdı.
Koronavirüs sonrası daha az insanın bir arada olması gerekliliği ve daha az
temas gayreti akıllı fabrikaların gelişimini hızlandıracaktır. Neredeyse hiçbir insana ihtiyaç duymadan,  makinelerin kendi aralarında iletişim kurarak, kendi kendilerini yönetebildiği bir üretim sisteminden bahsediyoruz. Maalesef bu gelişme bazı fabrika çalışanlarının işsiz kalmasına sebep olabilir elbet.