2021'de kripto paralar nasıl artacak?

2020 Yeni Ekonomi ve Büyük Finansal Tufan kitaplarının yazarı gazeteci Erkan Öz, İlkay Buharalı'nın YouTube kanalında kripto paralarının geleceğine ilişkin merak edilenleri açıkladı.

2020 yılı Davos'unun ardından sermaye sahiplerinin ve büyük ailelerin gerçekleri iklim ve dünyanın değiştirilmesi politikalarının ardına gizlediğini vurgulayan Erkan Öz, kripto paralara ilişkin merak edilenleri açıkladı. 

Ekonomi alanında gerçekleştirilecek olan ‘The Great Reset’ yani Büyük Sıfırlama, Dünya Ekonomik Forumu’nda Prof. Klaus Schwab tarafından ortaya atıldı.

Burada Davos’un önemli aileler ve gerek kültür sanat gerekse de devlet yönetiminde güçlü, uluslararası sermayenin en tepesindeki isimlerin bir araya geldiği bu toplantıda dünya sorunlarına çözüm arayışı ortaya çıkardılar.

Tabii ki bu çözüm arayışları, toplatıya da ev sahipliği yapmalarından ötürü dünyanın en büyük sermaye gruplarının çıkarlarına yönelik oluyor. Fakat bu Büyük Reset konusu bu yıl Covid-19 salgınının başlamasından kısa süre sonra büyük ses getirecek biçimde Prof. Schwab tarafından ilan edildi.

Dünya Ekonomik Forumu’ndan bir bildiri yayınlandı, Büyük Reset’e özel bir web sayfası açıldı, IMF Başkanı, ABD Başkanı seçilen Joe Biden bu projenin içerisinden birçok söylemi alarak kendi seçim kampanyasında kullandı. Prof. Schwab’ın da konuya ilişkin yazdığı kitapta ve bütün bunların içerisinde özetle söylenmek istenen ise şu; “Covid-19 dünya için bir sıfırlama fırsatıdır.” Burada Kapitalizmi sıfırlamak gibi büyük bir iddia söz konusu.

Nasıl sıfırlanacak Kapitalizm; normalde şirketler kâr için çalışırlar. Burada yapılmak istenen ise şirketler artık yalnızca kâr için değil, sosyal sorumluluk için de çalışsın. Özellikle çevre koruma vs. konularda şirketlerin faaliyet yürütmesi. İşin özünde bütün bu çevre yatırımları devletler yapsın deniliyor. Joe Biden’ın kampanyasının özünde de bu var. Sloganlarını da bu politika üzerine inşa ettiler. Kullanılan slogan, ki özellikle Biden’ın seçim konuşmalarında bu sıkça rastladık; ‘Built back better’ yani eskisinden daha iyisini inşa et!

Burada kastedilen, Kaval Harris’in de çok desteklediği ‘Green new deal’ projesi kapsamında ABD’nin tüm enerji, üretim ve ulaşım alt yapısının yeni ve çevreci bir modelle değiştirilmesi öngörülüyor.

Bu program, ABD’nin bir yıllık üretiminin neredeyse dört katı kadar bir maliyetle (90 trilyon dolar) ancak yürütülebilirken, ABD’nin Büyük Reset ile yapmaya çalıştıkları bu faaliyetlerin devlet tarafından karşılanması.

Özellikle de Avrupa’da insanlara yapay zekâ ile geliştirilmiş teknolojiler, özel hayatlarının olmadığı, maddi ihtiyaçlarının olmadığı, mülkiyetsiz ve sürekli takip edilecek biçimde yaşanacağı hayali satılırken, bu konuda halkları ikna etmiş olacaklar ki; ABD’de seçimleri Harris ve Biden kazandı.

Fakat bunun mümkün olmadığı ortada çünkü 2030 yılının yaşam biçimi olarak sunulan bu hayal için yalnızca dokuz yıl kaldı. Bu hayalin mümkün olmadığının bilinmesine rağmen insanlara satılmasının ana nedeni ise ‘enflasyon’ ile halkların ezilmesi. İnsanların, şirketlerin, devletlerin bu krizden kurtulması şansı ise yalnızca bireysel tedbirlerin alınmasıyla mümkün. Yatırımcıların, sınırlı sayıda üretilen paralar ile şimdiden ilgilenmeye başlamaları ise bu konuda atılabilecek en önemli adım. Mülksüzleştirilen halk enflasyona karşı koyamazken, halkların enflasyon ve vergilerle ezilmesi sonucunda özellikle Batı dünyasının tek hakimi olacakları hayal eden büyük sermaye grupları dünyayı bu yöne sürüklüyorlar.

Peki, bu söylediklerinizin dünya ülkeleri farkında değil mi?

Burada elbette büyük bir mücadele var. Elbette karşıt görüşler de var. Dünyada sınırsız dolar değil, altına dayalı dolar basılmasını savunan isimler de mevcut.

Trump’ın bu seçimi kazanması halinde FED Başkanı yapmayı düşündüğü Judy Shelton bu isimlerden birisi. FED’te görev sürecinin devam etmesine ilişkin oylamaya bizzat Kavala Harris de katılırken, ABD’de kimi Cumhuriyetçi vekiller de Harris’in oylamaya katılmasını memnuniyetle karşıladı.

Burada Trump’ı destekler görünen senatörlerin Harris’i tebrik etmesinin tek açıklaması; Harris’in Shelton’un konuşmasını ve gerçekleri anlatmasını engellemesini başarı olarak görmekti. Bizim gibi gelişen ülkeleri onlar bu planın içerisinde ‘barbar’ olarak nitelendirirken artık bunu Resmi hale getirecekler.

Evrensel Temel Gelir de bunun bir parçası olarak halka sunulurken, bu hayalin sonu bütün dünyada müthiş bir enflasyona yol açarken büyük sermayenin cebi dolarken dünya halklarının mülksüzleşmesini sağlamak.

İşte bu nedenle Batı’daki yöneticiler isteseler de çürüttükleri sosyal yapı ve ekonomik sistem ile Büyük Reset’ten vazgeçseler dahi yeniden ayağa kalkmaları mümkün değil. Bu nedenle ülkelerde artık Kapitalizm değil, Sosyalizm önerilmeye başlandı.

Bu aslında totaliter bir yönetim ve buna sosyalizm demek de bu nedenle mümkün değil. Enflasyonla ezdikleri insanları; bu fikri savunan politikacıların peşinde koşmaya razı etmeye çalışacaklar.

Bu konuda birden farklı görüşü görüyor, duyuyoruz. Her birimiz Kapitalizm sistemi içerisinde köle olurken, bu sistemde ‘barbar’ olarak nitelendirildiğimiz için yer alamayacağız. Peki, bu durum bize nasıl yansıyacak?

Bu etkilenme farkındaysanız başladı. Doların üst seviyelere yükselmesi ile başlayan süreç, bizim dış açığımız olduğu için Merkez Bankası’ndan döviz rezervimiz yanlış politikalar ile eridiği için etkisi şu anda büyük biçimde hissediliyor. Bizden başka Meksika, Güney Afrika, Brezilya gibi ülkelerin paraları da önemli oranda değer kaybına uğradı.

Bütün dünyada, yalnızca Türkiye’de değil, 1980 yılında ABD’den başlamak üzere enflasyon rakamlarıyla oynamaya başladı. Eğer hesaplamalar ’80 öncesindeki gibi devam etseydi, bugün Amerika’da yüzde 10 - 15 dolaylarında bir enflasyon görecektik. Yine Resmi hesaplanıyor fakat önceki gibi değil. Bu rakam ABD’de yüzde 10-15 civarında ise bizdekine de yüzde 30-40 dolaylarında diyebiliriz.

İnsanların alım güçleri her geçen gün eriyor. Bu durum artarak devam edecek. Yalnızca Türkiye’de değil, herhangi bir ülkenin önümüzdeki 10 yılda ekonomik durumunu toparlayamayacak. Bizi önce yavaş yavaş sonrasında da hızla kemiren bir enflasyon ortaya çıkacak.

Bizim bu durumla mücadele edebilmek için ülke olarak sağlam bir para sistemine ihtiyacımız var. Devletin parayı basması ve ardından paraya değer kazandırılması 70’lerde ABD’de uygulandı fakat bu doğru değil. Bu para sisteminin de değerli olacak biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiği bizim eski geleceğimizde mevcut. Bunu biliyoruz çünkü geleceğimizde altın - gümüş gibi, miktarı istenildiğinde artırılamayan bu sistem yeniden uygulanmalı.

Dünyada para da ilk kez Manisa’nın Sarp kentinde basılmış ve ülkeler tarafından da ilk kez kullanılmıştır. Geçmişte döviz konusunda sıkıntı bir süreç yaşadık fakat son birkaç yıldır altın konusunda Türkiye doğru politikalar izliyor. Türkiye’de altın üretimini de sıfırdan 30 tona kadar çıkardık. Bu üretim Merkez Bankası kasasına girdi.

Fakat bürokrasimizin büyük bir kısmı hala eski kurallarla düşünüyor; özellikle Bitcoin konusunda, ABD’nin ne yapacağını bekliyor. Oysa, Bitcoin’de bir sınırlı para ve artırılamıyor. Araştırmadan ve düşünmeden karşı çıkanlar bunun dünya düzenini değiştirmek üzere ortaya çıkarıldığını söylese de biz bugün hangi ülkede ne iş yaparsak yapalım bize para bu büyük ailelerden geliyor. Çünkü onlar dünyadaki merkez bankalarını kontrol ediyorlar. Oysa ki, bu ailelerin bastığı bütün para sınırsız ve sürekli borçlanıyoruz.

Bahsi geçen büyük aileler, böyle bir imkanları varken neden ellerindeki parayı sınırlı bir paraya çevirsinler ve kendilerin yönetiminde olan merkez bankalarından farklı çalışan bu sistemi uygulansınlar.

Herkes Bitcoin’in 21 milyon sınırı var ve değiştirilebilir zannedebilir fakat bu mümkün değil, bundan emin olabilirsiniz. Çünkü Bitcoin açık kaynak kodlu bir yazılım ve bütün Bitcoinleri bu aileler satın alsa bile, kaynak kodları elinde bulunduran bir kişi, sistemi bir dakika gibi kısa bir sürede başka bir mecrada yeniden aktif hale getirebilir.

Bu nedenle, dünya yönetiminde söz sahibi olan ve insanları Kapitalizm ile köleleştiren bu büyük aileler karşı kurulan Bitcoin sisteminin yine deneme amacıyla bu aileler tarafından piyasaya sürüldüğü bilgisi asla doğru değil.

Zaten teknik olarak dünya ülkeleri bir araya gelse de sistemin kapatılması da mümkün değil. Bütün bunlarla söylemek istediğim; Büyük Reset’e karşı durabilmek için yapılması gereken en önemli şey sağlam para sistemidir. Bu sistemin; altın, gümüş ve Bitcoin üçlüsüne dayalı olması da oldukça önemli.

Sağlam para sistemi doğru bilgi ve önemli bir iletişim demektir. Biz, sağlam para sistemi kuracağız ki, bu ailelere karşı doğru tavır alabilelim, örgütlenebilelim, istediğimizi yapabilelim. Yoksa, bugün bize anlatılanlar ileride köleleşmemize neden olacak. Bu yıl bütün şirketler ellerindeki dövizi Bitcoin’e yatırmaya devam ediyor.

Bu tedbirleri şu anda devlet alıyor ama bizlerin de vatandaş olarak bu tedbirleri mutlaka önemsememiz ve almamız lazım. Bana göre dünyanın en akıllı ve başarılı yatırımcısı Anadolu kadınıdır. Çünkü Dünya Altın Konseyi’nin tahminlerine göre Türkiye’de yaklaşık 3 bin 500 ton yastık altı altın var. Bu başarıdır, zira bugün Almanya devletinin elindeki toplam altındır. Burada bizden daha yüksek rezerve sahip tek ülke ABD’dir ve elinde 8 bin ton altın vardır.

İkinci olarak da; Blockchain teknolojisini çok iyi öğrenmemiz lazım. Bu teknoloji, Bitcoin sisteminin arkasında olan sistemdir. Bu sistem dünyada bir devrim getirecek ve birçok iş kolunun da sonunu getirecek. Bu sistem aynı zamanda Büyük Reset’in de altyapısını oluşturacak.

Mülksüzleştirmenin son aşaması olan ve insanların düşüncelerine kadar kontrol altında tutmayı sağlayacak mekanizma Blockchain’e adapte edilip, bir sistem üzerinde toplanırsa; bizler işte o zaman 1984 romanından bile daha korkunç bir yapının içerisine düşeriz.

Bunun alt yapısı şu anda Çin’de hazırlanıyor. Çin Devleti şu anda Blockchain sistemi oluşturuyor ve bunlar merkezi sistemler. Oysa Bitcoin’in Blockchain sistemi merkezsiz. Yani, ortada yöneten bir devlet, şirket vs. yok. Bitcoin’i yalnızca bir yazılım yönetir. Onun da kodları açıktır ve kimse sistemin üzerinde dilediği düzenlemeyi yapamaz.

Burada önemli olan merkezi Blockchain’lere karşı olmak ve merkezsiz Blockchain teknolojilerini desteklemek. Çünkü bu toplanma teknolojik bir Komünizm dönemine girmemize neden olur. Çin’de de bunun altyapısı hazırlanıyor ve Davos vs. Toplantılarda bir araya gelen sermayedarlar da bunun peşinde.

Bütün bunlarla mücadele için;

- Altın, gümüş ve Bitcoin gibi sınırlı paralarda başlayacağız ve doğru iletişim kurmanın yolunu bulacağız.

- Zor olduğunu söyleyenlere kulak asmadan hemen ardından Blockchain teknolojisini öğreneceğiz. Çünkü hangi meslek dalında çalışıyorsanız, bu teknoloji her şeyi değiştireceği için bunu öğrenmeniz gerek. Burada çok karlı meslekler söz konusu.

Çünkü biz bu sistemleri acilen kullanmaya başlamasak, bunları bize karşı kullanacaklar. Citibank tarafından yapılan son açıklamaya göre, Aralık 2021 sonunda Bitcoin beklentisi 300 bin dolar. Bugün yalnızca 23-24 bin dolar ile bence bu işin sadece başındayız. Kripto piyasasında en genel beklenti olarak 80 ile 100 bin dolarlara ulaşacağı yönünde. 2025’li yıllarda da Bitcoin’in milyon dolarları da görecek diyebiliriz. Arada düşüşler yaşasa da bu yıl içerisinde önemli oranda artması bekleniyor.

Başımıza gelebilecek olan Çin tipi teknolojik Komünizm ile mücadele edebilmek için bu sistemlere adapte olmak önemli. Önemli olan bir diğer stratejik nokta da en kilit teknoloji olan Blockchain’in öğrenilmesi önemli.

Bugün, dünyanın önümüzdeki yıllarda başına gelebilecek merkeziyetçi sistemden kurtulmak için merkezsiz sistemi geliştiren kişi bir Türk Profesör; Emin Gün Sirer. Önemli bir bilim insanı olan Prof. Sirer’in geliştirdiği sistem, Bitcoin’e getiren eleştirilerin karşısında da önemli oranda beklentileri karşılıyor.

Prof. Sirer’in geliştirdiği sistem hem merkeziyetsiz hem de saniyede 4 bin 500 işlem yapabiliyor. Buna benzer yalnızca birkaç sistem daha var. Fakat Prof. Sirer’in projesi, tüm handikapların kapanmasını sağlıyor.