2020: Türkiye-Yunanistan arasında neler yaşandı?

Türk-Yunan ilişkileri 2020 yılı içinde hiç olmadığı kadar gergin bir dönemden geçti. Yaklaşık 14 aydır devam eden inişli çıkışlı sürecin 2021'de nasıl seyredeceği ise en çok merak edilen hususların başında geliyor. Her iki taraf diyalog masasına oturmaya hazır olduğunu açıklasa da; diyalog için koştukları şartlar yine bir arabulucuya ihtiyaç duyacaklarını gösteriyor.

Türkiye, 2019'un Kasım ayı sonunda Yunanistan'ın, Kıbrıs, İsrail, Mısır, Lübnan , Ürdün ve Filistin ile çeşitli ittifaklar kurma hamleleri karşısında kendisinin dışlandığını fark ederek iç savaş halindeki Libya'nın meşru hükümeti ile sürpriz bir mutabakat imzalama kararına vardı.Mutabakat, Türkiye'nin güney batı sahilleri ile Libya'nın kuzey doğu sahilleri arasındaki deniz bölge alanlarının tanımlanmasını öngörüyordu. Türkiye, bu sayede Doğu Akdeniz'de kendisini dışlamaya çalışan oyunu büyük ölçüde bozdu. 

Ancak Yunanistan, söz konusu mutabakatla Rodos ve Girit gibi Ege ve Akdeniz'deki büyük adalarının zahiri kıtasahanlıkları (dolayısıyla zahiri Münhasır Ekonomi Bölgeleri-MEB) haklarının açıkça gasp edildiği gerekçesiyle mutabakatı "hukuki dayanaktan yoksun ve yok hükmünde" sayarak tepkisini gösterdi ve BM nezdinde resmen itiraz edeceğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis 21 Aralık 2019'da Londra'daki NATO toplantısı çerçevesinde ikili bir görüşme yaptılar ancak 2020 yılı içindeki sıcak gelişmeler bu ikili görüşmeden hiçbir olumlu sonucun alınamadığını gösterecekti.

2020 KÖTÜ BAŞLADI

Yunanistan, 2 Ocak 2020'de İsrail ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte Türkiye'yi "bypass" eden ve ABD'nin de desteklediği Eastmed boru hattı projesini imzaladı.

Miçotakis 7 Ocak'ta ABD resmi ziyaretinde ABD Başkanı Donald Trump'a, Libya ile mutabakat imzalayan Türkiye'nin tutumunu şikayet etti. Ardından 16 Ocak'ta, Libya'daki iç savaşta taraf olan ve meşru hükümete savaş açan General Hafter Atina'da ağırlandı. Hafter, Türkiye'nin Libya meşru hükümeti ile imzaladığı mutabakatı kınayarak tanımadığını açıkladı.

23 Ocak'ta Savunma Bakanı Hulusi Akar ilk kez "Yunan adalarının silahlanmasını"gündeme getirdi ve Yunanistan'ın 1923 Lozan anlaşmasını açıkça ihlal ettiğini savundu. 25 Ocak Malatya-Elazığ depreminde Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla arayarak Yunan halkının taziyelerini bildirmesi, baş gösteren gerginliği yumuşatamayacaktı. 

5 Şubat 2020'de Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Libya mutabakatını kınamaları için İtalya, Malta, Tunus ve Cezayir turuna çıktı. Dendias 7 Şubat'ta verdiği bir mülakatta "Türk-Yunan ilişkilerinin düzelme yoluna girdiğini" açıkladı ve iki ülke arasında görüşmelerin başlatılacağını duyurdu. Gerçekten de 17 Şubat'ta Türk askeri ve diplomatlardan oluşan kalabalık bir heyet Atina'ya geldi ve Yunan mevkidaşlarıyla bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi.

MERİÇ KRİZİ PATLAK VERDİ

Tarih 28 Şubat 2020'yi gösterdiğinde Türkiye, Meriç sınırındaki Avrupa kapılarını göçmenlere açtığını duyurdu. On binlerce göçmen Yunanistan'a geçmek için Meriç sınırına yığıldı ve Yunan sınırındaki asker ve polisle yoğun çatışmalara girişti.

Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir kriz daha doğmuş oldu. Yunanistan, "Türkiye'nin, göçmenleri Meriç sınırına yönlendirerek onları araç haline getirdiği" tezini kanıtlamak için AB üst yetkililerini Meriç sınırına davet etti. Türkiye ise aynı anda Yunanistan'ı hem "Meriç'te insanlık dışı şiddet ugulamak", hem de "Ege denizini aşmaya çalışan göçmenleri, botlarını batırarak ölüme terk etmekle" suçladı.

Yaklaşık 30 gün süren göçmen-polis sınır zorlama çatışmalarında iki göçmenin öldüğü ve onlarcasının yaralandığı açıklandı. Konu AB zirvesine taşındı. Atina, Türk-Yunan anlaşmazlıklarını Türkiye-AB anlaşmazlıklarına dönüştürmek için ilk adımı atmış oldu. Meriç sınırındaki gerginlik sürerken Covid-19 pandemisi ilk önce Yunanistan'ın, ardından Türkiye'nin gündemini değiştirdi.

ORUÇ REİS VE NAVTEX’LER

Türkiye'nin araştırma gemisi Oruç Reis'in 21 Temmuz 2020'de Yunanistan'ın Kastelorizo (Meis) adası ile Girit adası arasında kalan deniz bölgelerinde araştırmalar yapacağını bildiren NAVTEX ilanı, Yunanistan Silahlı Kuvvetlerini alarma geçirdi.

Üst üste ilan edilen karşılıklı NAVTEX'ler iki ülkenin donanmalarını karşı karşıya getirdi. Bununla birlikte 24 Temmuz'da Ayasofya müzesinin tekrar ibadete açılması da zaten gergin olan Türk-Yunan ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen faktörlerden biri oldu.

Türkiye, 26 Temmuz'da Doğu Akdeniz'deki araştırmalarına bir ay ara verildiğini açıkladı ve 2016'da kesilen Türk-Yunan istikşafi görüşmelerin yeniden başlatılacağı haberleri yayınlandı. Türk-Yunan istikşafi görüşmelerinin başlatılacağı tarihin açıklanmasına birkaç gün kala, Yunanistan 6 Ağustos 2020'de ani bir hamle yaparak Mısır ile deniz yetki alanlarını belirleyen bir mutabakat imzaladı.

Yunanistan bu mutabakatı, Türkiye'nin Libya ile imzaladığı mutabakata karşı yaptığını açıkladı.

Türkiye'nin buna tepkisi sert oldu. Yunanistan'ın Mısır mutabakatını "hukuki dayanağı olmadığı; yok hükmünde olduğu" şeklinde değerlendirdi. Limana çekilen Oruç Reis tekrar Meis adasının güneyine gönderildi. Türk ve Yunan silahlı kuvvetleri tekrar alarma geçti. İzinler kaldırıldı.

12 Ağustos'ta Oruç Reis'e eşlik eden fırkateynlerden biri olan "Kemal Reis" ile Yunan donanmasına ait "Limnos" frikateyni bir manevra sonucunda çarpıştı. Doğu Akdeniz'deki gerginliğin hızla artması karşısında Almanya, 25 Ağustos'ta Türkiye ile Yunanistan arasındaki polemiğin savaşa dönüşmesini önlemek amacıyla arabuluculuk yapmaya karar verdi ancak gayretler sonuçsuz kaldı.

YAŞANAN DİĞER ÖNEMLİ GELİŞMELER

18 Eylül'de Türk-Yunan diyalogunun yeniden başlatılacağı yolundaki haberler tekrar gündeme geldi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile Yunanistan Başbakan Danışmanı Eleni Surani, Almanya'nın aracılığı ile diyalog arayışları başlattı. Ancak çok geçmeden Başbakan Miçotakis, "Türkiye'den diyalog daveti için tarih vermesini beklerken Oruç Reis'i tekrar Yunan kıtasahanlığına göndermesi kabul edilemez. Bu şartlar altında diyalog kurulamaz" açıklamasını yaptı. NATO'nun araya girmesiyle tatbikatlar karşılıklı olarak iptal edildi.

30 Ekim'de Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla aradı ve İzmir ve çevresinde meydana gelen deprem dolayısıyla Yunan halkının üzüntü ve taziyelerini bildirdi.

11 Kasım'da Mısır Devlet Başkanı Sisi, Atina'yı ziyaret etti. Sisi "Yunanistan'a gelecek olası bir tehdide karşı Mısır'ın Yunanistan'ın yanında yer alacağını" açıkladı.

14 Kasım'da sona eren Oruç Reis gemisinin NAVTEX'i 29 Kasım'a kadar uzatıldı. Atina'nın tepkileri aynı şiddette oldu. 15 Kasım'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kuzey Kıbrıs ziyareti süresinde 1974'ten bu yana kapalı olan Maraş sahilinin açılış törenine katılması yine Atina'nın sert tepkisine yol açtı. Ziyaret, AB'nin Aralık zirvesinde de kınandı. 29 Kasım'da Oruç Reis tekrar limana çekildi. Atina bunu olumlu bir işaret olarak değerlendirdi. Ankara "Yunanistan'la diyaloga hazır olduğunu" bildirdi. Atina, Türkiye ile diyalog masasına oturmak için "Türkiye'nin süreklilik ve tutarlılık göstermesi için zamana ihtiyaç duyulduğuna" dikkat çekti.

10-11 Aralık'ta toplanan AB zirvesinde Türkiye konusu tekrar ele alındı. Türkiye'ye "AB'nin 2021 Mart ayı zirvesine kadar eylem ve söylemlerine dikkat etmesi; aksi halde yaptırımlar uygulanacağı" türünde tavsiyelerde bulundu. 

2021'DE İLİŞKİLERDE YATIŞMA OLACAK MI?

AB zirvesine alınan bu son kararladan sonra Türk-Yunan ilişkilerinde bir yatışma olduğu gözleniyor. 22 Aralık'ta Oruç Reis gemisinin 2021 Haziran ayına kadar Türk karasuları içinde araştırmalar yapacağını duyuran son NAVTEX duyurusu Yunanistan'da olumlu karşılandı ve yeniden diyalog beklentilerini körükledi.

26 Aralık'ta Türkiye, Yunanistan'ın 3 Ocak 2021-23 Şubat 2021 tarihleri arasında tatbikatlar ilan etmesini kınadı. Atina buna rağmen, Türk-Yunan diyalogunun başlatılması için Ankara'nın bir tarih vermesini beklediğini açıkladı.

Diplomatik gözlemciler, yaptıkları temkinli açıklamalarında taraflardan gelecek yeni bir provokasyon olmazsa bu diyalogun 2021'in Ocak ayı sonlarında başlayabileceği tahmininde bulunuyor. Ankara, iki ülke arasındaki (adaların statüsü, silahlanması, hava ve deniz sahaları gibi) anlaşmazlıkların tümünü içeren bir diyalogdan söz ederken; Atina, bu diyalogta sadece Türkiye ile Yunanistan arasındaki (kıtasahanlıkları, MEB gibi) deniz yetki alanlarının belirlenmesini şart koşuyor.