2001 sonrası ABD-Hindistan ilişkileri 

Uluslararası Para Fonu (IMF) yayınladığı raporda ülkelerin Gayrisafi Yurt İçi Hasılalarını (GSYİH) baz alarak oluşturduğu dünyanın en büyük ekonomi sıralamasını yayınladı. Dünyanın en büyük ekonomileri arasında 19,360 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH) ile ilk sırada yer alan ABD küresel ekonominin yaklaşık %25’ini oluşturuyor.

2001 sonrası ABD-Hindistan ilişkileri 

Çin’in, 12 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD ile olan farkı yıllar içerisinde kapatarak dünyanın en büyük ekonomisi olacağı öngörülüyor. Japonya yerini Çin’e devretmesiyle 3. sıradaki yerini korumaya devam ediyor. Japon ekonomisi 4 trilyon dolar ile Almanya’nın önünde yer alıyor. IMF’in raporuna göre 6. sırada 2.611 trilyon dolarlık ekonomisiyle Hindistan yer alıyor.

2014 yılında Anu Madkavkar ve Rakesh Mohan tarafından yayınlanan “India’s Economic Hotspots” adlı çalışmada Hindistan ekonomisine dair çarpıcı gelişmelere yer verilmiştir. Araştırmaya göre, 2008 yılından bu yana global ekonomide yaşanan yavaşlamadan en az etkilenen sınırlı sayıdaki ülkelerden biri olan Hindistan’ın GSMH büyüme hızı, 2014’ün üçüncü çeyreğinden bu yana, bu konudaki dünya rekortmeni olan Çin’i geçmiştir. Dünyanın “en hızlı” büyüyen ve “büyük” ekonomilerinden biri olan Hindistan’ın, 2025’e kadar büyüme hızının yüzde 6,4 ile 7,7 arasında olması; 2012’de 27 milyon olan bireysel tüketici sayısının 2025’de 89 milyona ulaşması beklenmektedir. 

Sayısal veriler baz alınarak yapılan bu öngörü Hindistan ekonomisinin yukarı yönlü bir ivme kazanacağını ortaya koymaktadır ve Hindistan ekonomisindeki yukarı yönlü bu ivme, önümüzde ki süreçte Hindistan’ı dünyanın en büyük ekonomi sıralamasında üst sıralara taşıyacaktır.  

 ABD - Hindistan ilişkileri

1990’lı yılların sonuna kadar ABD Hindistan’ı pek önemsememiş; Güney Asya’nın, sınırlı global ağırlığı olan bölgesel bir gücü olarak değerlendirmiştir. ABD’nin 11 Eylül 2001 sonrası teröre karşı kesin tavır almasıyla Asya’da, ekonomik-politik-askeri bağlamda Hindistan’ın etkin aktör olma önceliği ile eş zamanlı olarak Hindistan ekonomisinin liberalleşme kararı alması iki ülke arasında ki işbirliğindeki yükselmenin başlangıcı olmuştur. Bu süre zarfı içerisinde Hindistan ekonomisi de,  2004-2014 tarihleri arasında başbakan olarak görev yapan Manmohan Singh öncülüğünde liberalleşerek, FDI’a açılmış hızlı bir büyüme gerçekleştirmiştir. Mayıs 2014’de başkanlık koltuğunu devralan Narendra Modi, ülkesinin ABD ile olan ilişkilerini, hedeflediği ekonomi ve güvenlik konuları için temel önemde görmüştür. Modi’nin 27 Eylül 2014’de ABD’ye yaptığı ziyaretin ardından, 25 Ocak 2015’de Başkan Barack Obama’nın Hindistan’a yaptığı ziyarette, iki ülke arasında ki işbirliği “küresel ortaklık-global partnership” olarak nitelendirilmiştir. İki ülke arasındaki ziyaretler serisinde verilmek istenen bir diğer görüntü ise, Asya’da tek güç hakimiyeti istenmediğidir. 

Askeri-politik-ekonomik anlamda Asya’da Çin’e karşı bir kuvvet oluşturmak amacıyla Hindistan ile ilişkilerini üst seviyede tutan ABD bu politikası ile Asya’da güç dengesini sağlamayı gözetmiştir. Birçok alanda işbirliğine sahip olan iki ülkenin ticaret hacmide ilişkilerin durumuna göre şekillenmiştir. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin boyutuna baktığımızda, 2000 yılında 19 milyar dolar olan ticaret hacminin 14 yılda 6 katı büyüdüğü; bunun 35 milyar dolarını ABD tarafının ihracatı olduğunu, karşılıklı olan ticaret ilişkisinde Amerikan tarafının 30,8 milyar dolar açık verdiğini; Hindistan’daki Amerikan FDI’ının 28 milyar, Amerika’daki Hint FDI’ının da 9 milyar dolar olduğunu görmekteyiz.  

İki ülke arasındaki karşılıklı ziyaretlerden elde edilen somut gelişmelerden birisi de, 10 yıllık “Hindistan-ABD Savunma Çerçeve Anlaşmasının” yenilenmesi olmuştur. Bilindiği üzere iki ülke arasında 2005’de “savunma anlaşması”, 2008’de de “sivil nükleer işbirliği anlaşması” imzalanmıştı. Bu anlaşmalarında etkisiye iki ülke arasında savunma teçhizatı konusundaki ticaret son yıllarda çok hızlı oranda artarak 10 milyar doları aşmıştır. İki ülke arasındaki yakın ilişkilerle ABD, Hindistan’a iki önemli kart sunmaktadır. Bunlardan biri, G.Kore ve Japonya gibi çevre ülkeleri, Çin korkusu olmaksızın Yeni Delhi’nin “yükselen yıldızı” serüvenine katılmaları yolunda cesaretlendirmek, bir diğeri  ise, Hindistan tarafına, Birleşik Devletler’in savunma, güvenlik ve diğer yüksek teknoloji konularında Çin ile ilişkilerinde elini güçlendirmek olarak durmaktadır. 2016 Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerine kadar politik-ekonomik-askeri alanlarda anlaşmalar imzalanırken, Donald Trump’ın göreve gelmesiyle Amerikan dış politikasında oluşan belirsizlik, Hint tarafındaki önceliğin, Modi ve Trump arasındaki ilişkinin kurulmasıyla sınırlanmıştı. Bilindiği üzere Çin’in, giderek artan Güney Asya ve Hint Okyanusu’na olan ilgisi, Hint tarafı için artan bir “tehdit” unsuru olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda Çin’in “İpek Yolu” projesine Hindistan’ın yaklaşımı “şüpheli” olagelmiştir. 

Çin ekseninde Hint tarafını rahatsız eden bir diğer unsur da, tartışmalı Keşmir topraklarından geçen “Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru” olup, bu nedenle “İpek Yolu” projesi, Hint tarafınca “egemenlik haklarına tecavüz” olarak değerlendirilmektedir

Liderlerin 25-26 Haziran 2017’deki görüşmesinde, yukarıda anılan konular için Hint tarafının, Amerikan desteğini sağladığı görülmektedir. Yapılan görüşmenin ardından yapılan açıklamalarda ABD’nin, Hin tarafının egemenlik, toprak bütünlüğü, borç finansmanı , tartışmalı topraklarda tek taraflı hareket gibi endişelerine, doğrudan Çin tarafından bahs etmese de, açıkça destek verdiği görülmektedir.

ABD-Hindistan ticaret hacmi 2018 yılında 147 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Son dönemde iki ülke arasında yaşanan ticaret gerginliği karşılıklı hamleleri beraberinde getirdi. Keza Hindistan, Washington’ın gelişmekte olan ülkelere sunduğu bazı ürünlerin ABD’ye gümrüksüz girişine imkan sağlayan Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) programından Haziran başında çıkarılmıştı. Bunun üzerine Hindistan ABD’den ithal edilen 28 ürüne ek gümrük vergisi uygulamaya başlamıştı. Ek gümrük vergisi getirilen 28 ürün arasında elma, ceviz, badem ve mercimek de bulunuyor. Bazı ürünlerdeki ek gümrük vergisi yüzde 70'e kadar çıkıyor. Hindistan Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada, "kamu menfaati" gözetilerek bu kararın alındığı kaydedildi. 

26 Haziran 2019 tarihinde, G-20 zirvesi öncesi ABD Başkanı Donald Trump Twitter’dan yaptığı açılmayla Hindistan’ın Amerikan mallarına daha fazla gümrük vergisi koymalarına imkan vermeyeceklerini bildirdi. Trump, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Hindistan Amerikan ürünlerine gümrük vergisi koyarak uzun bir süre iyi vakit geçirdi. Artık kabul edilemez." ifadesini kullandı. 

 

Trump’ın ifadesinden de anlaşılacağı üzere Amerika Hindistan ile yeni bir ekonomik krizi başlatma sürecine girmiş gibi görünüyor. İki ülke arasında ki ilişkilerin, ABD’nin Hindistan’ın Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi alma planını devam ettirmesi ve İran’dan petrol ithal etmesinden ötürü ticari ve siyasi ilişkilerin gerildiği dile getiriliyor.