1948'den beri dururulamayan İsrail işgali

On yıldır İsrail Başbakanı olan Binyamin Netanyahu, siyasi kariyerinin dönüm noktası olarak gördüğü 2019 genel seçimlerinde İsraillilere, Batı Şeria'daki yasadışı Yahudi yerleşim birimlerini ve Ürdün Vadisi'nin "İsrail'e ilhak etme" vaadinde bulunmuştu. Uluslarası kanunların İsrail için bir bağlayıcılığı olmadığı halde İsrailli Başsavcı, herhangi bir ilhak girişiminin uluslararası ceza soruşturması açılmasına sebep olabileceğini bildirdi.

Dokuzuncu İsrail Başbakan’ı olan ve 14 Ağustos 2009’dan beri iktidarda olan Binyamin Netanyahu, kariyeri açısından büyük bir öneme sahip olan 2019 genel seçimlerine doğru İsraillilere verdiği, işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerini “İsrail’e ilhak etme” vaadine hem uluslararası kamuoyundan hem de İsrail Başsavcısı Aviyah Mandelblit’ten tepki geldi.

2009 seçimlerini siyasi kariyerinin dönüm noktası olarak gören Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerini “İsrail’e ilhak etme” vaadinde bulunmuştu. İlhak vaadiyle sağcı seçmenlerin oyunu hedefleyen Netanyahu, yeniden seçilmesi halinde "kısa süre içerisinde" Batı Şeria'da yer alan Ürdün Vadisi'nin ve yasadışı Yahudi yerleşim birimlerinin ABD yönetimiyle koordineli şekilde "İsrail'e ilhak edeceğini" dile getirmişti.

 

İsrail Başsavcısı Avihay Mandelblit

 

Başbakan Binyamin Netanyahu'ya, Ürdün Vadisi ya da Batı Şeria'nın herhangi bir bölgesinin ilhak edilmesi yönünde atılacak bir adımın, Batı Şeria'dan sorumlu İsrailli askeri ve siyasi liderleri de kapsayacak uluslararası ceza soruşturması açılmasına sebep olabileceğini bildirdi.

Ürdün Vadisinin İlhakı: Ürdün-İsrail arasında imzalanan anlaşma kapsamında İsrail, 1967 yılında işgal ettiği vadinin 300 kilometrekarelik kısmını Ürdün’e vermeyi kabul ederken, bazı bölgelerde de 3 bin dönüme yakın tarım arazisinin 25 yıllık kira sözleşmesi karşılığında kullanım hakkını elde etmişti. Geçtiğimiz aylarda Ürdün Kralı Abdullah, kira süresi dolan tarım arazilerinin kullanım süresinin uzatılmayacağını belirtmesinin ardından Netanyahu, Ürdün Vadisi’nin ilhakı yönünde açıklamalarda bulunmuştu.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Fatou Bensouda'nın bölgede yaşananları yakından takip edildiğini ve bu yönde atılacak adımın doğuracağı sonuçların dikkate alınacağını dile getirdi. Nitekim UCM Savcılık Ofisi'nin 5 Aralık'ta yayımladığı, 9 ülkeye ilişkin ön inceleme çalışmalarını anlatan 2019 yılı raporunda, İsrail’de yapılan son seçim sürecinde Batı Şeria’daki Ürdün Vadisi ile ilgili parlamentoya sunulan 'endişe verici' tekliflerin yakından takip edildiği kaydedilmişti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Fatou Bensouda

 

İsrail Başsavcısı Mandelblit’in Netanyahu’nun ilhak vaadine yönelik yaptığı açıklamada uluslararası ceza soruşturmasının açılacağını vurgulaması yersizdir. Nitekim İsrail’in Filistinlilere yönelik uyguladığı zülüm, inşaa ettiği yasadışı Yahudi yerleşim birimleri ve işgal altında tuttuğu tüm bölgeler uluslararası normlara ve hukuka göre tamamen yasadışı. Ayrıca İsrail’in yasadışı girişimlerine yönelik, Birleşmiş Milletler (BM), BM Genel Kurulu ve Uluslararası Adalet Divanı nezdinde alınan tüm kararların bağlayıcılığının olmadığı tarihsel süreç içerisinde görüşmüştür.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

 

Diğer taraftan uluslararası kurumlarca alınan tüm kararlara rağmen yasadışı girişimlerine devam eden İsrail’in, Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) de destek görmesi uluslararası normları altüst ediyor ve güvenin sarsıyor. Öyle ki ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, "Reagan yönetimi, söz konusu yerleşim alanlarının yasa dışı olduğuna inanmadığını ve İsrail'in sivil yerleşim girişimlerinin uluslararası hukuka uygun olduğunu ifade etti. Tartışmanın tüm taraflarını dikkatlice inceledikten sonra, Trump yönetimi olarak, Başkan Reagan ile aynı fikirde olduğumuzu belirtiyor ve ABD'nin artık Batı Şeria'daki yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu düşünmediğini açıklıyorum" ifadeleriyle İsrail’in Batış Şeria’daki yasadışı yerleşim alanlarının uluslararası hukuka uygun olduğunu belirtişti. Ayrıca ABD’nin Suriye toprakları olan Golan Tepeleri’ni İsrail’in toprağı olarak tanıması ve işgal altındaki Kudüs’ü de başkent olarak tanıması işgalci İsrail’e sağlanan desteği gözler önüne seriyor.

Sonuç olarak İsrail Başsavcısı Avihay Mandelblit’in uluslararası ceza soruşturmasının açılabilecek olmasına yönelik endişesi yersizdir. Nitekim ABD’nin desteğini alan İsrail için hiçbir yasanın, normun veya yaptırımın önemi yoktur. Dolayısıyla 1948 yılında Filistin toprakları üzerinde bağımsızlığını ilan eden işgalci İsrail devleti durdurulamamakta.