100 yılda bir büyük deprem olur sözü doğru mu?

M.S 29 yılında yaşanan deprem ilk defa tarihçiler tarafından kayıt altına alınır. Bazı depremler 40 gün sürerken öyleki 3 ay boyunca artçıların sürdüğü sarsıntılar yaşanır İstanbul'da.. 1894 yılında yaşanan büyük depremin ardından 2. Abdülhamit Han ilk deprem haritasını çıkarttırır. Geçmişten bugüne yaşanan İstanbul depremlerini derledik.

100 yılda bir büyük deprem olur sözü doğru mu?

İstanbul denilince akla bir çok şey gelir. İnancınız ve mezhebiniz doğrultusunda değer katarsınız Aziz İstanbul’a. Osmanlılar döneminde “Dersaadet” mutluluk evi denilmiştir. İstanbul tarihinde savaşlar ile anılırken diğer yandan doğal afetler ile de toprağında kan ve göz yaşını barındırır.  Hatta öyleki “Zelzele-i Azime Kıyameti Suğra” Büyük Zelzele Küçük Kıyamet tarihin tozlu arşivlerinde yerini almıştır.

Bu dosyamızda geçmişten bugüne İstanbul’un yaşadığı tarihi depremleri derledik.

KAYDA GEÇEN İLK DEPREM M.S 29 YILINDA

Tarihçilerin hakkında detaylı bilgi verdikleri ilk deprem Milâttan sonra 29’da oldu. Sarsıntının merkezi Gemlik Körfezi idi; İzmit, yani o zamanki adıyla “Nicomedia” ile yine o devirde “Nicea” denen İznik yerle bir oldu.

212 YILINDA BİNLERCE ÖLÜM

Bizans döneminde yaşanan depremle alakalı en sağlıklı kaynak İnciyan, Kevork Pamukciyan, Eremya Çelebi, Sarkis Hovennesyan gibi Ermeni tarihçilerin yazdıklarıdır ki Türkçe’ye Hrand Andreasyan tarafından tercüme edilmiştir.

Bu tercümeye göre kayda geçen ilk deprem 212 senesidir. Devrin tıbbi yetersizliği nedeniyle ve imkansızlık sonucu deprem sonrasında yaşanan Veba gibi salgın hastalıklar nedeniyle binlerce insanın öldüğü kayda düşülmüştür.

Yine aynı kayda göre sırasıyla;

362

363

394

399

402

407

434

446

447

477

yıllarında arka arkaya yaşanan depremler İstanbulluların kabusu olurken 363 tarihinde yaşanan deprem için Roma Tarihçileri “büyük felaket” olarak aktarırlar. 446 tarihinde yaşanan depremin artçılarla birlikte üç ay sürdüğü not edilirken 447 senesinde yaşanan depremle şehri koruyan surların bir bölümü yıkılmıştır. Hemen bir sene sonra 448’de meydana gelen deprem sonucunda şehirde bulunan heykeller ve kilise yıkılır.

Altıncı Yüzyıla gelindiğinde kayıtlarda görülen ilk deprem 517 senesidir. Bu kaydın hemen altında sırasıyla

533

536

538

senesinde depremler yaşandığı notu vardır. Bu depremlerde Ayasofya’nın kubbesi zarar görmesinin ardından son depremle yıkıldığını bilgisi vardır.

550 senesinde yaşanan depreme ait kayıp bilgileri paylaşılmazken 553 yılındaki depremin 40 gün sürdüğünü görmekteyiz. 558 senesinde 10 günü kapsayan depremin ardından 559’da bir sarsıntı daha yaşanır. Altıncı asırda yaşanan depremlerden sonra büyük zelzele yaşanmazken yaklaşık 100 yılın ardından 732 deki depremde Aya İrini kilisesi ciddi anlamda zarar görür.

HABERİN PDF FORMATI İÇİN TIKLAYINIZ

739

740

789

yıllarında yaşanan depremin şiddetinden halkın şehirden çıkarak kırlarda yaşamını sürdürdüğü yazılmıştır.

861

862

864

870 

915

960

961

986 yıllarında yaşanan depremlerden birinde Ayasofya ağır hasara uğrar.

Milenium diye adlandırılan ilk bininci yılın 11. senesinde yani 1011’de ilk deprem yaşanır.

21 yıl sonra 1032 yılına gelindiğinde 40 gün süren ve artçı sarsıntılar sonunda bir çok kilise yıkılır.

1037

1040

1061

1070

1086

1095

yıllarında İstanbul yer yer sarsılır. 1037 ile 1040 yılı arasında dokuz deprem yaşanır. Bu depremler sonunda şehirde salgın hastalık yayılır.

On İkinci Yüzyıla gelindiğinde

1111

1185

1199 yıllarında deprem yaşanır ve bunların en şiddetlisi 1199 yılındakidir. Bu depremde Bizans İmparatoru Aleksios’un ailesi de dahil olmak üzere binlerce insan enkaz altında kalır.

Biten yüzyılın ardından 13. yüzyıla girildiği vakit

1231

1287

1296

yıllarında yaşanan depremleri görüyoruz arşivlerde.

14. asırda görülen depremlerde şiddetli fırtına sonrası kabaran denizin taştığı görülür.
1305

1317

1332

 OSMANLI DÖNEMİ DEPREMLERİ

1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u feth eylemesinin ardından İstanbul’da Osmanlı döneminin başlamasının ardından 33 yıl sonra 1486 yılında ilk deprem yaşanır.

Ardından sırasıyla

1489

1500

1507

1509

1510

1512

senelerinde deprem yaşanır. 1509’da yaşanan depremde bugün “Tsunami” diye adlandırılan denizin taşması yaşanır. Aynı zamanda adeta “küçük kıyamet” olarak tanımlanır. 109 cami ve 1073 ev yıkılır. Kayıtlara göre 13 bin insan can verir.

Bu 7 depremde 2. Beyazıt han Osmanlı Padişahıdır.

1514 senesinde Yavuz Sultan Selim Hanın padişahlığında İstanbul bir kez daha depremi yaşar.

Son olarak 1557’de Kanuni Sultan Süleyman Han döneminde yaşanan depremin ardından yaklaşık 100 yıl İstanbul depremi unutur.

Ve 17. asrın yarısında kayıtlara göre 

1648 Sultan 1. Ahmet veya Sultan Dördüncü Mehmet

1659 Sultan Dördüncü Mehmet

1690 Sultan İkinci Süleyman

1718 Sultan Üçüncü Ahmet

1752 Sultan Birinci Mahmut

dönemlerinde İstanbul yeniden depremi hatırlar. 1718 depreminde Yalı Köşkü ve etrafındaki binalar yıkıldı, Edirnekapı ile Yedikule taraflarındaki surlar yerle bir oldu. Birçok camiyle hamamın kubbeleri çöktü, sokaklar bina enkazlarından yürünemez hale geldi. 

1752 senesinde yaşanan depremin merkezinin Edirne ve Tekirdağ civarı olduğu görülür.

1755’de Sultan 3. Osman döneminde yaşanan deprem ciddi anlamda mal ve can kaybına neden olmazken 1766 Sultan 3. Mustafa’nın padişahlığı vaktinde gün doğumunda yaşanan deprem “Zelzele-i Azime” Büyük Deprem olarak kayda girer. Binaların neredeyse tamamı yıkılırken sayısız insan ve hayvan enkaz altında can verir. Büyük depremi Şemidanizade Fındıklı Süleyman Efendi şu satırlarla anlatır;

“ 4 dakika süren zelzeleden sonra İstanbul duman altında kaldı. Duman dağılınca Fatih Camii yıkılırken, Sultan Beyazıt ve Mihrimah SUltan camileri yıkılmaya yakın hasar gördü. Çarşıda Dua Meydanı, İstanbul surları perişan oldu. Topkapı Sarayında yıkılan duvarların altında binlerce insan öldü.”

Depremden sonra padişah 3. Mustafa Fatih Camii’ni  baştan yaptırır.

1766 da yaşanan deprem o güne kadar görülen en büyük şiddetli sarsıntıdır.

İkinci Abdülhamit Han’ın padişahlığı döneminde 10 Temmuz 1894 yılında yaşanan deprem Osmanlı döneminin son büyük sarsıntısıdır. Bu depremde merkez Marmara Denizi olması hasebiyle İstanbul’un kenarları daha fazla hasar görmüştür. Öyleki 175 km boyunca Çatalca’dan İzmit Körfezine kadar  olan ana hat tek seferde kırılır.

İkinci Abdülhamit Han deprem sonrası yardım ve yaşanacak çadırların kurulması yönünde ferman verirken bir komisyon kurdurarak yiyecek, içecek, para yardımı konusunda bizzat kendisi ilgilenir.

10 Temmuz 1984 Yılından 17 Ağustos 1999’a

İkinci Abdülhamit Han yaşanan depremin ardından bilimsel çalışma yapılmasını ister. Atina ve İstanbul merkezli rasathane yaptığı çalışmanın raporunu yaklaşık bir ay sonra 15 Ağustos 1894 tarihinde padişaha sunar.

Atina ve İstanbul rasathanelerinin hazırladığı raporda tehlikeli fay hattı üç bölgeye ayrılmış.

1. Bölge :
Adapazarı, İzmit, Gebze, Kartal, Adalar, Üsküdar, İstanbul, Büyük ve Küçükçekmece, Marmara Denizi’nin bir kısmı, Bozburnu, Yalova, Karamürsel, Sapanca

2- Bölge

Akhisar, İznik, Lefke, Yenişehir, Demirtaş, Mudanya, İmralı Adası, Marmara Denizi’nin bir kısmı, Tekirdağ, Çorlu, Ereğli, Silivri, Terkos, Beyoğlu, Büyükdere, Beykoz.

 3. Bölge:

Bursa, Bilecik, Inegöl, Vezirhan, Gölpazar, Geyve, Taraklı, İncirli, Şile, Karadeniz’in bir kısmı ile boğaz, Istıranca, Midye, Vize, Saray, Lüleburgaz, Tekirdağ,

16 Ağustos’u 17’ye bağlayan gece merkezi Gölcük olan deprem Marmara Bölgesi’nin tamamını etkisi altına aldı. 1984’ün 10 Temmuz’dan yaklaşık 100 yıl sonra yaşanan bu deprem şiddet ve enkaz anlamında neredeyse aynıdır. 1894’te yaşanan şiddetli deprem sonrası tehlikeli bölge olarak rapor edilen alan 17 Ağustos 1999 depreminde de en fazla etkilenen il ve ilçelerimiz oldu.

“100 yılda bir büyük deprem olur” efsanesi gerçek miydi bilemeyiz lakin yaklaşık 2099 tarihine tekabül eden 100 yıl sonraki büyük deprem öncesi yaşanacak 6.0 ve üstü şiddetindeki depremde bugün neler yaşanır düşünmek bile istemiyoruz.

 Derleyen: Hüseyin Akkaş